Ankara Sohbet

Emre kullanıcısının resmi
Tagged:  

Ankara Sohbet

Ankara Sohbet, Ankara Sohbet Odaları, Ankara Kanalları, Ankara Sohbet Sitesi.Ankara'lı erkek ve kız arkadaş, bay ve bayan arkadaş ile tanışma ve arkadaşlık imkanı sunar.

Ankara ili, Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara'nın da bağlı olduğu ildir. Coğrafi olarak Türkiye'nin merkezine yakın bir konumda bulunur ve Batı Karadeniz Bölgesi'nde kalan kuzey kesimleri hariç, büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi'nde yer alır. Yüzölçümü olarak ülkenin üçüncü büyük ilidir. Bolu, Çankırı, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Konya, Eskişehir illeri ile çevrilidir.

Ankara'nın başkent ilan edilmesinin ardından şehir hızla gelişmiş ve buna paralel olarak Ankara ili de günümüzde Türkiye'nin ikinci en kalabalık ili olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanan ilin topraklarının yarısı hâlâ tarım amaçlı kullanılmasına rağmen, nüfusunun sadece %3'ü köylerde, %70'i ise il merkezinde yaşar. Ekonomik etkinlik büyük oranda ticaret ve sanayiye dayalıdır, tarım ve hayvancılığın ağırlığı ise giderek azalmaktadır. Ankara ve civarındaki gerek kamu sektörü gerek özel sektör yatırımları, başka illerden büyük bir nüfus göçünü teşvik etmiştir. Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze, il nüfusu ülke nüfusunun iki katı hızda artmıştır. Ankara nüfusunun dörtte üçü hizmet sektörü olarak tanımlanabilecek memuriyet, ulaşım-haberleşme ve ticaret benzeri işlerde, dörtte biri sanayide, %2'si ise tarım alanında çalışır. Sanayi, özellikle tekstil, gıda ve inşaat sektörlerinde yoğunlaşmıştır. Günümüzde ise en çok savunma, metal ve motor sektörlerinde yatırım yapılmaktadır. Türkiye'nin en çok sayıda üniversiteye sahip ili olan Ankara'da ayrıca, üniversite diplomalı kişi oranı ülke ortalamasının iki katıdır. Bu eğitimli nüfus, teknoloji ağırlıklı yatırımların gereksinim duyduğu iş gücünü oluşturur. İlin ulaşım altyapısı başkent eksenlidir; buradan otoyollar, demiryolu ve hava yoluyla Türkiye'nin diğer şehirlerine ulaşılır.

Ankara il sahası tarih öncesinden günümüze dek pek çok medeniyeti barındırmıştır. Hititler, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti, il topraklarını kontrolleri altında tutmuştur. Tektosagların ve Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olan Ankara şehri ve Frigyalıların başkenti Gordion, il sınırları içinde yer alır. Yıldırım Bayezid'in Timurlenk'e yenik düştüğü Ankara Muharebesi Çubuk yakınlarında ve Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası olan Sakarya Muharebesi Polatlı yakınlarında yapılmıştır.

İlin Batı Karadeniz Bölgesi'nde yer alan kuzey kesimleri haricindeki büyük kısmı İç Anadolu Bölgesi'nde yer alır ve kara iklimine sahiptir. Şehirler dışındaki il topraklarının büyük kısmı tahıl tarlalarıyla kaplı platolardan oluşur. İlin çeşitli yerlerindeki doğal güzellikler korumaya alınmış, dinlenme ve eğlence amaçlı kullanıma sunulmuştur. İlin adını taşıyan tavşanı, keçisi ve kedisi dünya çapında bilinir, armudu, çiğdemi, yerel yemeklerden Ankara tavası ve Kızılcahamam'ın maden suları ise ülke çapında tanınır.

Tarihçe
Ana madde: Ankara tarihi
Ankara ilinde keşfedilmiş en eski tarih öncesi kalıntılar Eski Taş Çağına[2][3] kadar uzanmaktadır. Bu döneme ait çeşitli eserlere Gâvurkale, Ergazi, Lodumlu ve Maltepe'de rastlanmıştır.[4] Bunlar dışında Ankara'nın Polatlı ilçesinde, M.Ö. 3000 yıllarına ait insan yerleşmelerine rastlanmıştır.[5]

Hititler, Frigler, Lidyalılar, Ahamenişler, Galatlar ve Romalılar [değiştir]
Daha çok bilgi için: Hititler, Frigler, Lidyalılar, Ahamenişler ve Galatlar

Hitit Uygarlığı'nın simgesi sayılan ve Ankara şehrinin de amblemi olan Hitit Güneş Kursu.Hint-Avrupalı bir kavim olan Hititler (M.Ö. 1660-1190), Anadolu'ya boğazlar yoluyla gelmişlerdir. Hititlerin Anadolu’ya göç tarihleri, kesin olarak bilinmemektedir.[6] Ankara ve çevresinde Hitit dönemine ait yerleşkelerin kalıntıları, Balıkhisar, Ballıkuyumcu, Bitik, Karaoğlan, Gâvurkale ve Külhöyük höyükleridir.[7] M.Ö. 2. bin yılın sonlarına doğru Hititlerin siyasal olarak çöktüğü ve yerini Friglere bıraktığı görülmektedir.[8]

M.Ö. 2. binyılın sonlarında bölgede, hızla büyüyen bir Frigya kasabası vardı.[3] Frig Krallığı'nın başkenti olan Gordion kentinin kalıntıları Polatlı'nın 29 kilometre kuzeybatısında bulunmaktadır. Gordion, en parlak dönemini Frigya Kralı Midas zamanında (M.Ö. 725-675) yaşamıştır.[9] Ankara'da, Frigler dönemine ait kalıntılar arasında bulunan Yumurtatepe Tümülüsü'nün bulunduğu yerin, kurulduğu dönemlerde çok önemli bir yerleşim olmasa da stratejik bir noktada olduğu düşünülmektedir.[10] Frigler, M.Ö. 700'lü yıllarda Kafkaslardan gelen Kimmerler tarafından ortadan kaldırıldı.[11]

Tunç Çağı'nın sonlarında Frigler ile birlikte Anadolu'ya gelen ve Batı Anadolu'da varlıklarını sürdüren Lidyalılar, Friglerin ortadan kalkmasını fırsat bilerek bugünkü Ankara ili'ni de kapsayan Kızılırmak yöresini ele geçirdiler. M.Ö. 7. yüzyılda Anadolu'ya hâkim oldular ve 140 yıl hüküm sürdüler.[12] Lidyalıların madeni parayı icat ettikleri kabul edilir.[13] Lidyalılar döneminde Anadolu'da ticaret gelişmiş, tahıl üretimi, hayvancılık, zeytinyağı ve şarap üretimi ilerlemiştir. Orta Anadolu'nun ana ulaşım yolu üzerinde bulunan Ankara ili toprakları da bu gelişmelerden istifade etmiştir.[12] Medlerle ve Perslerle savaşan Lidyalılar, komşuları Ahameniş Pers Hükümdarı Kiros ile M.Ö. 547'de Kızılırmak kavisi içinde yaptıkları savaşı kaybederek tarih sahnesinden silinmişlerdir.[14]

Persler, M.Ö. 545’den itibaren Anadolu'ya egemen olarak, Anadolu'daki Helen kültürüne son verdiler.[15] M.Ö. 5. yüzyılda Herodot, Pers İmparatorluğu'nun ordu, ticaret ve posta hattı olarak kullanılan Kral Yolu'nun Ankara'dan geçtiğini yazar. Kral Yolu, Efes'te başlıyor, Sardes şehrinden Lidya'yı, sonra Gordion, Ankyra ve Kızılırmak'tan geçerek, Kapadokya üzerinden Kilikya'ya, oradan Fırat ve Dicle nehirlerini geçip Asur'dan Susa kentine ulaşıyordu.[16]

Roma İmparatorluğu döneminde Galatya.Ankara ili toprakları M.Ö. 334'de[3] Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından Ahameniş İmparatorluğu'ndan alınana kadar; tarihi boyunca Frigler[17] ve Hititler'in[17][18][19] haricinde Hattiler, Lidyalılar ve Ahamenişler egemenliğine girmiştir. M.Ö. 3. yüzyılda Anadolu'ya gelen savaşçı bir kavim olan Galatların Tektosaglar boyuna başkentlik etmiştir.[3] Strabon, ünlü eseri Geographika’da, bugün merkezde bulunan Ankara Kalesi'nin Tektosaglar tarafından inşa edildiğini söyler.[20] Daha sonra bölgede siyasal birliği kuran[21] Roma İmparatoru Caesar Divi Filius Augustus, M.Ö. 25 yılında Ankara kentini ve il topraklarını ele geçirmiştir.[3]

M.S. 395 yılında yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Ankara Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kaldı. Ancak il toprakları üzerindeki Doğu Roma hâkimiyeti zaman zaman kesintiye uğradı. M.S. 654 yılında Müslüman Araplar kısa süreliğine bölgenin kontrolünü ele geçirdiler. 833 ve 842 yıllarında Abbasi Halifesi Mutasım ve Türk komutanı Afşin Ankara kentini kısa süreliğine ele geçirdi. 871 yılında Pavlikian mezhebinden Hristiyanlar Ankara kentinin kontrolünü yaklaşık bir yıllığına ele geçirdiler. Bu kesintilerden sonra her seferinde Doğu Romalılar kenti geri alarak otoriteyi temin ettiler.[22]

Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu

Ankara'nın 18. yüzyıldan kalma bir resmi. Bu anonim eser Hollanda'daki Rijksmuseum'dadır.Ankara'nın Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun eline geçmesi, Malazgirt Meydan Muharebesi'nden sonra 1073 yılına rastlar. 12. ve 13. yüzyıllarda Selçuklu Sultanlarının da çabasıyla transit ticarette gelişme gösteren Ankara'nın merkezi, önce Ahiler'e, ardından 1304'te göreli özerklik verilerek Osmanlı İmparatorluğu'na bağlandı. İlin güneybatı ilçeleri bu dönemde Germiyanoğulları'na bağlanırken, güneydoğu ilçeleri Karamanoğulları'na bağlanmıştır.[23] I. Murat zamanında kesin olarak Osmanlı topraklarına bağlanan ilde, 1402 yılında Büyük Timur İmparatorluğu İmparatoru Timur ile Osmanlı İmparatorluğu Padişahı Yıldırım Bayezid arasında Ankara Muharebesi yapıldı.[24][25] Yıldırım Bayezid'in savaşı kaybetmesi ve Timur'a esir düşmesi sonucu Osmanlı Devleti, Fetret Devri denen bunalım ve iktidar boşluğu dönemine girdi. Ankara Muharebesi'nde bölge büyük ölçüde harap olmuş, Anadolu birliğini yeniden kuran II. Murat zamanında yeniden onarılmıştır.[10] 1841 yılında Anadolu Eyaleti kaldırılıp yerine vilayetler kurulunca il bir vilayet oldu.[26] Ankara, Çorum, Yozgat, Kayseri ve Kırşehir sancakları bu vilayete bağlandı. Ankara Vilayeti 1922 yılına kadar varlığını sürdürdü.[26]

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Dönemi
Ankara ilinin Kurtuluş Savaşı'nda merkezî bir yeri olmuştur. 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelen Mustafa Kemal, şehri Anadolu’daki direniş hareketinin yönetimi olan Heyet-i Temsiliye'nin merkezi olarak seçti. Şehir, coğrafî olarak Anadolu'nun ortasındaydı, demiryolu ile İstanbul'a ulaşılabiliyordu, Batı Cephesine yakındı ve halkın millî mücadeleye olan desteği tamdı. İstanbul'un İngilizler tarafından resmen işgalinden iki gün sonra, 18 Mart 1920'de, İstanbul'da bulunan Meclis-i Mebusan kendini resmen feshedince, 23 Nisan 1920'de Ankara'da Büyük Millet Meclisi kuruldu. Ankara ili, Türk-Yunan Savaşı'nın en yoğun muharebesinin gerçekleştiği yer olmuştur. 1920 yazında Yunan birlikleri, Ankara şehrini ele geçirmek amacıyla Sakarya nehri kıyılarına kadar ilerlemişti. Ancak 23 Ağustos - 13 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi sonucunda Yunan birlikleri püskürtüldü. Polatlı yakınlarında meydana gelen zorlu muharebe Kurutuluş Savaşı'nın dönüm noktası olmuş, Mustafa Kemal Atatürk ünlü "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır" sözünü bu sırada söylemiştir. Birkaç hafta sonra Fransa ile yapılan Ankara Anlaşması ile, Türk-Fransız ihtilafı sona ermiştir. Kurtuluş Savaşı sonucu toprakları üzerindeki egemenliğini kanıtlayan Türkiye, 1922 Lozan Barış Konferansı ve 1923 Lozan Antlaşmaları ile uluslararası toplulukta millî sınırlarını tescilledi ve bağımsızlığını onaylattı. Türkiye Büyük Millet Meclisi 13 Ekim 1923'te Ankara ilinin merkezi olan Ankara kentini başkent ilan etti.[27][28][29]

Coğrafya
Ana madde: Ankara coğrafyası
Ankara ili, doğuda Kırıkkale, kuzeydoğuda Çankırı, kuzeybatıda Bolu, batıda Eskişehir, güneyde Konya, güneydoğuda Kırşehir ve Aksaray ile komşudur.[30]

1355 kilometre uzunluğu ile, tamamı Türkiye toprakları üzerinde yer alan en büyük nehir olan Kızılırmak ilin doğusunu, 824 kilometre ile Türkiye'deki en büyük nehirlerden olan Sakarya Nehri ise, ilin batısını sulamaktadır. Sakarya Nehri'nin kollarından Ankara Çayı, il merkezinden geçer. İlin güneyinde ise 1300 km² ile ülkenin en büyük ikinci gölü[31][32], %32,4 tuz oranıyla[31] da dünyanın en tuzlu ikinci gölü[33] olan Tuz Gölü vardır. Ayrıca Tuz Gölü'nün de içinde bulunduğu havza, Türkiye'nin en büyük kapalı havzasıdır.[34]

Ovalık bir alanda kurulan ilin yüzölçümünün yaklaşık %50'sini tarım alanları, %28'ini ormanlık ve fundalık alanlar, %12'sini çayır ve meralar, %10'unu ise tarım dışı araziler teşkil etmektedir. İlin en yüksek noktası 2015 m. yüksekliğindeki Elmadağ, en geniş ovası 3789 km²'lik yüzölçümü ile Polatlı Ovası, en büyük gölü yaklaşık 490 km²'lik yüzölçümü ile Tuz Gölü'nün il içindeki alanı, en uzun akarsuyu yaklaşık 151 km'lik uzunluğu ile Sakarya Nehri'nin il içindeki bölümü, en büyük barajı ise 83.8 km²'lik yüzölçümü ile Sarıyar Barajı olup, il geneli itibarıyla 14 doğal göl, 136 sulama göleti ve 11 baraj bulunmaktadır.[35]

İklim
İlin güney ve orta bölümlerinde karasal iklimin soğuk ve kar yağışlı kışları ile sıcak ve kurak yazları, kuzeyinde ise Karadeniz iklimi'nin ılıman ve yağışlı halleri görülebilir.[36][37] Karasal iklimin hâkim olduğu bölgelerde gece ile gündüz, yaz ile kış mevsimi arasında önemli sıcaklık farkları bulunur. En sıcak ay temmuz veya ağustostur. İldeki yerine göre ortalama en yüksek gündüz sıcaklıkları 27-31°C'dir. En soğuk ay ise ocak ayıdır, en düşük gece sıcaklıkları ildeki yerine göre ortalama -6 ila -1°C arasındadır. Yağışlar en çok aralık, en az temmuz veya ağustos ayında düşer. Yıllık ortalama toplam yağış, 60 cm (Kızılcahamam) ilâ 35 cm. (Şereflikoçhisar) arasında değişir.[38][39]

Depresemsellik
Ankara toprakları iki dağ kuşağı arasında sıkışmıştır. Faylara (kırık hatlara) rastlanır. Ankara il sınırları içindeki alanın %30'u 1. ve 2. derece deprem alanıdır. Son yüz yılda meydana gelen küçük şiddetli depremlerin çoğu Kuzey Anadolu Fay Hattı ve yakın çevresinde veya başkentin güney doğusunda Tuzgölü ve Kırşehir fayı civarındadır. Bu dönemde meydana gelen 1944 Bolu-Gerede depremi ve 1938 Kırşehir depremi Ankara il sınırları içinde hasara yol açmıştır. Ankara içinde meydana gelen en kuvvetli deprem, 6.1 şiddetindeki 2005 Bala depremidir.[40]

Jeoloji
Ankara topraklarının kuzey kısımları volkaniktir. Burada andezitik ve trakitik kayalar, kuzeydoğuda granit türü kayalar, kuzeybatıda ise kireç taşları ve kumtaşları görülür. İlin güney ve güneydoğu bölgeleri mezozoik (II. zaman) oluşumlardan meydana gelir. Sakarya Nehri çevresinde Tersiyer, Polatlı civarında Eosen, Tuz gölü dolaylarında Neojen (III. zamanın son sistemi), çukur ve düz alanlar ile akarsu boylarında Kuaterner oluşukları bulunmakadır. Başkent bölgesi büyük ölçüde volkanik yüzey malzemesine sahiptir. İlin büyük bölümü kireç taşlarından oluşmuştur, bu yüzden çok kireçli topraklarla kaplıdır. Akarsu boylarında tarıma uygun alüvyon topraklarına rastlanır.[41] Bu jeolojik yapıların bazıları oluştukları döneme ait fosiller içerir ve o dönemlerin canlıları hakkinda fikir verir.

Neojen dönem oluşuklar fosil bakımından zengindir. Kızılcahamam'da Sinap yakınlarındaki bir fosil yatağında Neojen memeli kalıntıları ve adını Ankara'dan alan Ankarapithecus meteai adlı bir hominoid (insansı) türe ait fosil keşfedilmiştir. Bu canlının evrimde insansılar ile insanların ortak atası olduğu öne sürülmüştür.[42]

Güneybatıda kalan Polatlı çevresindeki kireç taşları fosil açısından oldukça zengindir. Bölgede, alt Paleosenden kalma sığ deniz bitkilerinin fosilleri bulunmuştur. Çamlıdere'deki Taşlaşmış Ağaç Fosil Ormanı, Erken Miyosen’de (23–15 milyon yıl öncesi) gelişmiş olan çam ve meşe ağaçlarının bulunduğu karışık bir ormanın fosil kalıntılarından oluşur.[43]

Bitki örtüsü

Ankara çiğdemi (Crocus ancyrensis)Ankara'nın iklim şartları ve topografik yapısı nedeniyle, ilde bitki örtüsü olarak bozkır ve orman bulunur. Bozkır bölgelerde ağaç hemen hiç bulunmaz, bir tek akarsu kıyılarında iğde, söğüt ve kavak ağaçları bulunur. Bozkırda genelde dikenli çalılar ve otlar vardır. Ayrık otu, geven, sorguç otu, üzerlik, katırtırnağı, yabani arpa, püsküllü brom, yavşan otu, gelincik, papatya, hatmi, kekik, sütleğen, ballıbaba, kuşburnu ve böğürtlen burada bulunan başlıca otlar arasında sayılabilir.[44]

Ormanlar başlıca dağların kuzey yamaçlarında görülür, ayrıca bozkır ortasında korular da mevcuttur. Ormanlarda en çok karaçam, ardıç ve yer yer meşe görülür. İlin kuzeyine doğru iğne yapraklı ormanlar yaygınlaşır.[44]

Ankara'da 1362 bitki türü doğal olarak bulunmakta olup, bunların 268'i endemiktir. Ankara çiğdemi, tükürük otu, peygamber çiçeği gibi türler yöreye özgüdür. Familya düzeyinde en sık görülenler papatyagiller, baklagiller, buğdaygiller, turpgiller, ballıbabagillerdir.[44] İlin adıyla anılan Ankara armudu ve Ankara çiğdemi, ayrıca Kalecik Karası olarak bilinen misket üzümü il dışında da tanınır.

Ekonomi
Ankara nüfusunun dörtte üçü hizmet sektöründe çalışır ve bu sektör ilin gayrisafi hasılasında en büyük paya sahiptir. Sektörün bu kadar gelişmesinin nedeni, göçle gelen nüfusa istihdam sağlayacak kadar büyük sanayinin bulunmamasıdır.[45]

İl, Türkiye gayrisafi millî hasıla'sının %9'una sahiptir. Ülkenin toplam vergi gelirlerinin %12'si, bütçe gelirlerinin %12.3'ü buradan toplanır; buna karşılık ilin ülke bütçesinden aldığı pay %6.4'tür. 2006 yılında Ankara bütçe vergi gelirlerine 16,5 milyar TL, toplam bütçe gelirlerine de 21,1 milyar TL katkıda bulunmuş, bütçeden ise 11,3 milyar TL pay almıştır.[45] 2001 yılı itibariyle gayrisafi yurtiçi hasıla'sının Ankara'ya düşen kısmının %45'i ticaretten, %23'ü ulaştırma ve haberleşmeden, %14'ü devlet hizmetinden kaynaklanmaktaydı.[46]

Sanayi

TUSAŞ tarafından Türk Hava Kuvvetleri için üretilen F16 uçaklarıAnkara ilinde özel sektörün katma değer içindeki payı %85'in üzerindedir. İlin sanayisi başlıca küçük ve orta boy işletmelerden oluşur. Bunların %40'ı, savunma ve taşıt üretimi yapan büyük kuruluşların talep gösterdiği makine ve metal alanında üretim yapmaktadır, bunun ardından gıda ve tekstil sanayileri gelir. Üretim açısından en önemli sektörler, gıda (şeker, un, makarna, süt, içki), taşıt, makine (tarım araçları, taşıt, traktör), savaş, çimento ve dokumadır. (yünlü dokuma, trikotaj, konfeksiyon) Ayrıca tarım ilaçları, mobilya, şekercilik ve matbaacılık da önemlidir.[47] Savunma sanayii, yazılım ve elektronik sektörlerinde Ankara Türkiye'de başta gelir.[48]

Ankara Sanayi Odası'na (ASO) kayıtlı yaklaşık 3500 şirket vardır. Türkiye'nin en büyük 500 şirketinin 48'inin ASO'ya bağlı olmasıyla Ankara, 2009 yılında İstanbul'dan sonra Türkiye'nin 2. sanayi merkezi sayılmaktadır.[49]

Ankara'daki sanayi üretimin büyük kısmı Sincan, Akyurt, Çubuk ve il merkezine yakın olan İvedik ile Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi (OSTİM) Organize Sanayi bölgelerinde gerçekleşmektedir. OSTİM, Türkiye'nin en büyük küçük ve orta boy sanayi üretim alanıdır.[50]

2009'da Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanan bir çalışmaya göre, en rekabetçi il Ankara'dır. Ankara, "rekabetçilik" endeksini oluşturan alt endeksler arasında insanî sermaye, yaratıcı sermaye ve sosyal sermaye endekslerinde ilk sırada yer almıştır. Üniversite ve öğretim üyesi sayısının yüksekliği, patent ve benzeri başvurular gibi faktörler Ankara'yı özellikle yaratıcı sermaye endeksinde Türkiye'de birinci yapmaktadır.[51]

Tarım, hayvancılık ve ormancılık
Ankara il genelinde toprakların %60'ı tarım alanı olarak kullanılır ve bu oran Türkiye ortalamasının oldukça üzerindedir.[45] En önemli tarla ürünleri buğday, arpa ve şeker pancarıdır. Diğer önemli ürünler kavun, karpuz, domates, havuç, armut, elma, vişne ve üzümdür.[52] Tarla arazilerinin yaklaşık %24'ünde buğday, %23'ünde arpa, kalanında ise diğer ürünler yetiştirilmektedir.[53] Polatlı, Türkiye’nin ikinci büyük "tahıl ambarı" olması dolayısıyla en aktif tahıl borsalarından birine sahiptir.[54][55]

Ankara rakım ve mera özellikleri açısından, küçükbaş hayvancılığa daha elverişlidir. Hayvancılık il ekonomisinde önceleri önemli olan yerini giderek kaybetmektedir.[56] İlde koyun (ak ve karaman cinsi) ve sığır beslenir. Tavuk yetiştiriciliği de önemli boyuttadır.[52] Ankara keçisi olarak bilinen tiftik keçisi sayısı 1970'lerdeki sayılarının onda birinin altındadır ve korunması amacıyla, günümüzde yetiştiricilerine ücret verilmektedir.[57]

Ankara orman varlığı bakımından pek zengin değildir. 2007 verilerine göre ilin %13'ü ormanlarla kaplı olup, yüzölçümünün %7'sini bozuk ormanlar, %6'sını ise normal ormanlar oluşturmaktadır.[58] Kayda değer bir ormancılık üretimi yoktur. Ancak, Türkiye çapında mobilyacılık, döşemecilik gibi alanları kapsayan önemli düzeyde bir ağaç işleri sektörü gelişmiştir.

Enerji
Nallıhan'da Çayırhan Termik Santrali linyit (634 MW güçlü), Esenboğa termik santrali ise fuel oil (54 MW) yakarak enerji üretir. Ayrıca, Sarıyar Barajı (160 MW), Hirfanlı Barajı (128 MW) ve Kesikköprü Barajı (76 MW) hidrolelektrik enerji üretir.

Madencilik
Ankara, Türkiye'nin madencilik potansiyeli fazla olan illerindendir. İlin Beypazarı ve Nallıhan ilçelerinde Türkiye'nin en önemli linyit yataklarından bazıları bulunur. Ayrıca Tuz Gölü ve çevresinde tuz çıkarılır. Türkiye İzmir'deki Çamaltı Tuzlası'ndan sonra en fazla tuz çıkarılan yer, Tuz Gölü ve çevresidir.[59]

İlde ayrıca, Beypazarı ve Kızılcahamam çevresinde sodacılık gelişmiştir.[59]

Su kaynakları
Hidroelektrik enerji sağlayan barajların yanı sıra, Ankara'da içme suyu ve sulama suyu sağlayan barajlar da bulunmaktadır. Bunlardan Çubuk-1 Barajı, Çubuk-2 Barajı, Bayındır Barajı, Kesikköprü Barajı ve Çamlıdere Barajı içme suyu sağlar, Asartepe Barajı sulama suyu sağlar, Kurtboğazı Barajı ise hem içme hem sulama suyu sağlar. Bu su kaynakları büyüyen şehrin ihtiyacını karşılamaya yetmediği için, 2008'de Kızılırmak'tan da başkente su getirilmeye başlanmıştır.[60] Yeni baraj inşaat projeleri görüşülmektedir.[61]

Turizm

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve II. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün kabrinin bulunduğu Anıtkabir, her yıl milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilir.Ankara, Türkiye dışından turistlerin çok tercih ettiği bir il değildir. Türkiye'ye gelen yabancıların sadece %1.5'u (2007'de 383 bin kişi) Ankara Esenboğa Havaalanı'dan giriş yapar. Bunların çoğu mayıs-eylül döneminde gelir ve %38'i Alman vatandaşıdır.[62]

Ankara ilinde arkeolojik sitlere ilgi duyanlar için yabancı gezi rehberlerinde öncelikle görülmesi önerilen yer Anadolu Medeniyetleri Müzesi'dir. Başkent'in Ulus semtinde Ankara Kalesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Etnoğrafya Müzesi, Roma harabeleri (Augustus Tapınağı ve Julian Sütunu) gibi pekçok turistik yer bulunur. Modern Türkiye'nin tarihi ile ilgilenenler için Anıtkabir ve eski TBMM binası turist kitaplarında sık önerilen yerlerdir.[63][64] Başkent dışındaki başlıca turistik yerler Beypazarı'nın geleneksel evleri ve Gordion'dur[65][66]

Yurtiçi turizmi bakımından, başta kültür turizmi olmak üzere, kent merkezi ve çevresinde kongre turizmi, Elmadağ çevresinde kış turizmi, Kızılcahamam, Ayaş, Çubuk ve Haymana çevresinde kaplıca turizmi ile Güdül'deki Tuluntaş Mağarası'da mağara turizmi gerçekleştirilmektedir. Anıtkabir başta olmak üzere birçok müze ve anıt ile Beypazarı ve Kızılcahamam'daki tarihi evler yurtiçi turizmine katkıda bulunmaktadır.[67]

2008'de Anıtkabir 6 milyon kişi tarafından (%7'si yabancı),[68] Anadolu Medeniyetleri Müzesi de 290 bin kişi (%60'ı yabancı)[69][70] tarafından ziyaret edilmiştir.

Çevre sorunları
Ankara, 2004 itibarıyla, İstanbul ve Kocaeli'den sonra çevreyi en fazla kirleten üçüncü ildi.[71] Ankara'nın akarsuları ve bazı gölleri oldukça kirli durumdadır. İlin akarsuları içinde en fazla kirlenmiş olanlar arasında Sakarya ve onu besleyen Ankara Çayı[72][73] ve Kızılırmak[74] sayılabilir. Buna rağmen, sularının arıtılmasından bu yana Kızılırmak Ankara şehrinin ihtiyacını kısmen karşılamaktadır. [75] Gölbaşı'ndaki Mogan ve Eymir göllerinde kirlilik yüzünden toplu balık ölümleri olmuştur.[76][77] Tuz Gölü'ndeki kirlilik de bölgenin ekolojisini etkilemekte,[78] gerek iklim değişikliği, gerek kaçak kuyular nedeniyle Tuz Gölünün 2015'e kadar kuruması beklenmektedir.[79]

Hava kirliliği 1980 başlarında tehlikeli boyutlara ulaşmış olan Ankara şehri, daha sonraları düşük kaliteli kömür yerine doğal gaz kullanımının yaygınlaşması sonucu, bugün artık orta derecede kirli bir havaya sahiptir. Buna rağmen, 2008'de il çapında yapılan ölçümlere göre, kış aylarında kükürt dioksit oranı 96 pg/m3 olarak ölçülen Ankara, Türkiye'de hava kirliliğinin en yoğun olduğu il oldu.[80]

Sincan ve Etimesgut belediyeleri hariç tüm merkez belediyelerinin çöplerinin gönderildiği ve yakın zamana kadar önemli bir çevre sağlığı sorunu teşkil eden Mamak çöplüğü, günümüzde ıslah edilmiştir. Atıklardan elektrik, gübre ve metan gazı üretilmekte, çöplerde geri dönüşümü mümkün olan maddeler ise endüstriye ham madde yapılmaktadır.[81]

Nüfus

Ankara şehrinin Expedition 19 uzay ekibi tarafından çekilmiş uydu görüntüsü (11 Nisan 2009)Ankara ili, Ankara şehrinin başkent olmasından sonra hızla kalabalıklaşmıştır. Özel ve kamu sektörü yatırımları başkent ve yöresine yoğunlaşmış, bunun sonucu ortaya çıkan çalışma olanakları büyük bir nüfus akımına yol açmıştır. Ekonomi, sağlık ve eğitim altyapısının gelişmişliği, suç oranının yüksek olmaması, kişi başına kamu yatırımının ve kişi başına mevduatın yüksek olması gibi nedenlerin[82] göçü teşvik ediyor olması muhtemeldir. Cumhuriyet tarihi boyunca ilin nüfusu ülke nüfusunun iki katı hızda artmıştır: 1927 sayımında nüfusu 404 bin olan il Türkiye nüfusunun %3,2'sine sahipken bugün 6 milyon nüfus ile bu oran %6,3'tür. 2007-2008 yılları arasında ise nüfus artış hızı (%1,83), ülke nüfus artış hızının (% 1,32) birbuçuk katı olmuştur.[83] Bu büyümenin başını çeken Ankara kenti günümüzde dünyanın en kalabalık 45. kentidir. Göçe rağmen, 2008'de Ankara'da işsizlik oranı (%11,8) Türkiye genel işsizlik oranına (%11,0) yakındı. İstihdam edilenlerin %72'si hizmetler, %26'sı sanayi, %2'si tarımda çalışır (bu oranlar Türkiye için sırasıyla %49, %27 ve %24'tür).[84]

İl nüfusu 5.999.800,[1] merkez nüfusu 4.203.362 kişidir. İç Anadolu'da bulunan ve nüfusları azalmakta olan Çorum ve Yozgat, Ankara'ya en fazla net göç veren illerdir.[85] İl nüfusunun %96.7'si il ve ilçe merkezlerinde, geriye kalanı köy veya beldelerde yaşar.[86] Ayrıca 11.608.868 kişilik İç Anadolu nüfusunun yaklaşık beşte ikisi Ankara ilinde, il nüfusunun ise %80'i merkezde yaşar.[86]

Ankara il nüfusu Türkiye geneline göre daha yüksek bir eğitim düzeyine sahiptir. 2008 verilerine göre, 15 yaş üstü okuma yazma oranı toplam il nüfusunun %88'ini (erkeklerde %91, kadınlarda %86'sını) oluşturur, bu oran Türkiye için %83'tür (erkeklerde %88, kadınlarda %79). Bu farklılık özellikle nüfusun üniversite eğitimli kesiminde belirginleşir: üniversite ve yüksek okul mezunlarının toplam nüfusa oranı Ankara'da %10,6, Türkiye genelinde ise %5,4'tür.[87]

Altyapı
Ulaşım

Esenboğa Uluslararası Havalimanı.İl içinde karayolu, demiryolu ve havayolu ile ulaşım yapılmaktadır. Ayrıca başkent Ankara'da gelişmiş bir toplu taşımacılık sistemi şehir nüfusunun ulaşım ihtiyacını karşılar.

Toplu taşımacılık altyapısına rağmen ve belki ildeki refah seviyesinin bir göstergesi olarak, Ankara nüfus başına motorlu taşıt sayısında 100 kişiye 18 otomobil ile Türkiye'nin birinci ilidir.[88]

İl merkezinin kuzeyinde yer alan Esenboğa Uluslararası Havalimanı havayolu ile giriş çıkışı sağlayan en önemli noktadır.[89] Esenboğa'dan Türkiye'nin hemen her iline, ayrıca Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu'nun çeşitli şehirlerine uçmak mümkündür. 2006 yılında tamamen yenilenip kapasitesi ve işlevi çağdaşlaştırılmıştır. Havalimanını kent merkezine bağlayan yol da tamamen yenilenmiş ve yeni geçitler devreye sokulmuştur. Havayolu ile kente ulaşmanın bir başka yolu da ordunun hizmetindeki Etimesgut Askeri Havalimanıdır. Bu havalimanı sivil uçuşlara kapalı olsa da, gerektiğinde alternatif olarak kullanılmaktadır.[90] Akıncı, Etimesgut ve Güvercinlik hava alanları, askerî amaçlarla kullanılmaktadır.

Ankara yakınında O-4 otoyolu
Ankara ili karayolu haritasıAnkara ili, başkente gidip gelen motorlu vasıta trafiğini kaldırabilmek üzere modern bir karayolu ağına sahiptir. Başkenti çevreleyen O-20 çevre yolu, şehirlerarası trafiğin şehir trafiğini aksatmadan geçmesini sağlar. O-20 başka otoyollara bağlanarak başkentin ilin ve ülkenin diğer kentlerine ulaşımını sağlar. Bunlardan O4 otoyolu (Avrupa E-yolları sistemine göre E89), başkenti İstanbul'a bağlar, O20 (E90) ise başkenti Adana'ya bağlar. İl içindeki diğer devlet yollarının hemen hepsi Ankara şehrine bağlıdır. Ankara şehrini diğer büyük şehirlere bağlayan karayolları arasında D200 (E90) (Bursa - Eskişehir - Ankara), D750 (E90) (Ankara - Aksaray (merkez) - Adana), D200 (E88) (Ankara - Elmadağ), O-4 (E89) (Zonguldak - Aksaray - Ankara - Kızılcahamam - Gerede), D200 (E88) (Eskişehir - Sivrihisar - Ankara - Kırıkkale - Yozgat - Sivas) bulunur. İl içindeki diğer devlet yolları ise D750 (Tarsus- Pozantı - Aksaray - Ankara - Kazan - Gerede), D765 ( Çankırı - Kalecik - Kırıkkale), D260 (Polatlı - Haymana - Bala ), D140 (Beypazarı - Nallıhan), D695 (Polatlı - Akşehir).

İl içinde ilçeler arası ulaşımı sağlayan birçok otobüs firması hizmet vermektedir.[91] İl merkezinde bulunan Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi (AŞTİ) Avrupanın en büyük otobüs terminalleri arasında yer alır. AŞTİ'nin Ankaray ile bağlantısı vardır.

İlde tren yolu ile ulaşımı sağlayan TCDD Ankara Garı.Ankara ilinden geçen iki demiryolu vardır. Bunlardan birincisi Ankara şehrini, batıda Sincan ve Polatlı üzerinden Eskişehir'e, doğuda Irmak ve Boğazköprü üzerinden Kayseri'ye bağlar. İkinci bir hat Irmak'ı Çankırı üzerinden Karabük ve Zonguldak'a bağlar. Tren yolu ile giriş çıkışta en önemli yer TCDD Ankara Garı'dır. Burası aynı zamanda ülkenin doğusu ile batısının ayrıldığı noktadır. Halihazırda ülkenin dört bir yanına ve banliyölere buradan tren seferleri düzenlenmektedir. Eskişehir üzerinden Ankara kentini İstanbul'a bağlayacak olan hızlı tren projesi'nin Ankara - Eskişehir kesimi 2009'da hizmete açılmıştır.[92]

Kentlerde toplu taşımacılık
İl merkezinde kent içi ulaşımda en yoğun taşımacılık metro ile yapılmaktadır. EGO Genel Müdürlüğü tarafından işletilen Ankara metrosu günde yaklaşık 150.000 yolcu taşır.[93] Metro ağında halihazırda Metro ve Ankaray adı altında iki ayrı taşıma sistemi çalışmaktadır. Ankaray Metroya göre daha hafif bir raylı sistemdir. Şu an inşaatı süren dört adet metro ağı vardır.[94]

TCDD tarafından sağlanan banliyö treni hizmeti başkenti Kayaş ve Sincan kentleri ve aradaki istasyonlara bağlar.

Başkent ve çoğu ilçe merkezinde günlük ulaşımda belediye tarafından işletilen otobüsler çalışır. Dolmuşlar hemen her kentte bulunan bir diğer toplu taşımacılık alternatifidir.

Sağlık
Ana madde: Ankara ili hastaneler listesi
Ankara ilinde devlet, askeri, üniversite ve özel hastaneler tarafından sağlık hizmetleri verilir. İlde 2009 itibarıyla 33 tane Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'na bağlı, 8 üniversitelere bağlı, 2 askerî, 3 resmî, 20 özel, 1 belediye hastanesi olmak üzere toplam 67 hastane ve 1 ağız ve diş sağlığı merkezi bulunmaktadır.[95] Türkiye'de en çok üniversite hastanesi olan il Ankara'dır.[96] En büyük hastaneler arasında Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi (2000 yataklı),[97] Gülhane Askeri Tıp Akademisi (1600 yataklı),[98] Hacettepe Hastanesi (1000 yataklı),[99] Ankara Numune Hastanesi (1109 yataklı),[100] Ankara Hastanesi (678 yataklı)[101] sayılabilir. Dünyanın en büyük göz hastanesi Dünyagöz Ankara Hastanesi de Ankara'dadır.[102]

Kızılcahamam, Haymana ve başka yerlerde bulunan kaplıcalar içme ve banyo tedavileri için kullanılır.[103]

Yeşil alanlar, eğlence parkları, mesire yerleri [değiştir]

Harikalar Diyarıİlde kişilerin eğlenmeleri, dinlenmeleri ve doğaya yakınlaşabilmelerine olanak sağlayan kent parkları ve şehirlerin dışında bulunan, korunmaya alınmış doğal bölgeler bulunmaktadır. Bunların bir bölümü göl, gölet ve baraj gölleri etrafındaki yeşil alanlardır, bir bölümü ise yayla ve ormanlık bölgelerdir.

Önemli kentsel yeşil alanlar arasında başkentteki Atatürk Orman Çiftliği, Altınpark, Gençlik Parkı sayılabilir (daha çok ayrıntı için bkz. Ankara'da parklar ve yeşil alanlar).

Eğlence parkı Harikalar Diyarı 1 milyon 300 bin m²'lik alanıyla Avrupa'nın en büyük kentsel parkıdır[104]. Diğer modern eğlence alanları arasında Etimesgut'taki Göksu Parkı ve Keçiören'deki "Aqua Park" sayılabilir. Elmadağ Kayak Merkezi, kış aylarında kayak yapma olanağı sağlayan tesislere sahiptir.

Korunmuş tabiat alanları arasında Kızılcahamam'da Soğuksu Millî Parkı, Bâlâ'da Beynam Ormanları ve Çamkoru Tabiat Parkı bulunmaktadır. Diğer korunan alanlar arasında Nallıhan ilçesindeki Nallıhan Davutlar Kuş Cenneti, Hoşebe Mesire Yeri (Ardıç Ormanları), Anıt Ağaç (Kaba Ardıç), Yaban Koyunu Yerleştirme Sahası, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ve Asarlık Tepeler Tabiat Anıtı vardır.

İlin çeşitli yerlerindeki mesire alanları, piknik ve dinlenme olanakları sunar. Bâlâ'daki Kesikköprü barajında piknik alanları, yüzme ve kayık gezinti olanakları, Beynam Ormanlarında da piknik alanları, çocuk parkı, restoran ve benzeri olanaklar temin edilmiştir. Çubuk'taki Çubuk-2 Barajı da doğal güzellikleri ile popüler bir ziyaret yeridir. Etimesgut'taki Göksu Parkı ve Atatürk Orman Çiftliği de birer dinlenme, piknik ve gezi alanıdır, Göksu parkında çeşitli modern spor ve rekreasyon tesisleri bulunmaktadır. Gölbaşı ilçesindeki Mogan Parkı ve Gölü ile Eymir Gölü, başkente yakın bir mesire ve turizm bölgesi sayılır. Kızılcahamam'daki Soğuksu Parkı bir diğer mesire parkıdır. Nallıhan'daki ardıç ormanlarında Hoşebe mesire yeri bulunmaktadır. Beypazarı Eğriova Yaylası'ndaki mesire yerinde göl ve orman manzaraları bulunur ve ziyaretçilerin doğa sporları, doğa yürüyüşleri, izcilik faaliyetleri yapması mümkündür. Çamlıdere'deki Aluçdağı mesire yeri, Aluçdağ Festivali ve yağlı güreşleri ile bilinir.

Resmen mesire yeri olarak tanımlanmamış olmakla beraber, ilin çeşitli yerlerindeki vadi ve yaylalar doğa yürüyüşleri, kamping, su olan yerlerde balıkçılık gibi faaliyetlere olanak sağlamaktadır.[105][106] Kamp ve karavan etkinlikleri için Soğuksu Millî Parkı, Çubuk-Karagöl Orman İçi Dinlenme Yeri, Bayındır Barajı, Eğriova Yaylası ve Benli Yaylası uygundur.[107]

Yönetim
2007 Genel Seçimleri sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde hâlen Ankara'yı temsil eden 29 milletvekilinden 16'sı AKP, 7'si CHP, 4'ü MHP ve 2'si DSP'ye aittir.[108] 2008'de Yüksek Seçim Kurulu, en son nüfus verilerine dayanarak bir sonraki seçimler için Ankara'nın çıkaracağı milletvekili sayısını 31 olarak belirlemiştir.[109]

İdari bölünüş
65AyaşBala3ÇubukElmadağ1GölbaşıKalecikKazan4Mamak722BeypazarıÇamlıdereEvrenGüdülHaymanaKızılcahamamNallıhanPolatlıŞerefli
koçhisar1: Etimesgut2: Yenimahalle3: Çankaya4: Keçiören5: Altındağ6: Akyurt7: Sincan
Ankara'nın ilçelerini gösteren tıklanabilir harita.Ankara'nın 25 ilçesi vardır ve bunların 18'i merkez ilçedir. Ankara Büyükşehir Belediyesini oluşturan merkez ilçeler Akyurt, Altındağ, Ayaş, Bala, Çankaya, Çubuk, Elmadağ, Etimesgut, Gölbaşı, Kalecik, Kazan, Keçiören, Mamak, Pursaklar, Sincan ve Yenimahalle'dir.[110]

2009 Türkiye Cumhuriyeti Yerel Seçimleri'ne göre ildeki ilçelerin tümü üç parti tarafından yönetilmektedir. Bu ilçelerden 14'ü Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından yönetilmektedir ve bu ilçelerin dokuzu merkez ilçedir. Yine 2009 Seçimleri'ne göre dört ilçe Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yönetilmektedir. Bu ilçelerin tümü merkez ilçedir. Milliyetçi Hareket Partisi ise 7 ilçe yönetmektedir ve bunların 3'ü merkez ilçedir.[111][112]

İdari tarih
13 Ekim 1923 tarihinde Ankara şehrinin Türkiye'nin başkenti olmasının ardından[113] ilde nüfus hızla artmaya başlamış ve buna bağlı olarak yıllar içinde ilin idari yapısı değişime uğramıştır. Çankaya 1936 yılında Ankara Merkez ilçesinden ayrılmış ve yeni bir ilçe haline gelmiştir.[114] 1953 yılında Altındağ ilçesi kurulmuştur.[115] Etimesgut, 1968 yılına kadar kaza olarak kalmış, daha sonra Ankara şehrine ait bir mahalleye dönüştürülmüş, 1990 yılında ise ilçe yapılmış ve belediye teşkilatı kurulmuştur.[116] 1983'te bir grup yeni ilçe daha oluşmuştur: Evvelden Altındağ ilçesine ait olan Keçiören,[117] Çankaya'ya bağlı bir mahalle olan Mamak,[118] 1923'ten beri bir kaza olan Gölbaşı[119] ve daha evvel bir kaza olan Sincan. Bu ilçelerden Sincan, 1988'de Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içine alınarak merkez ilçe konumuna getirilmiştir.[120] Evvelden birer kasaba olan Kazan (1987'de[121]), Akyurt (1990'da[122]) ve Pursaklar (2008'de[123]), çevrelerindeki köylerle beraber Ankara ilinin yeni ilçeleri olmuştur.

Bu süreç içinde Ankara iline bağlı olan bazı bölgeler de ilden kopmuştur. 1989'a kadar ile bağlı olan Kırıkkale ilçesi, 1989'da ve 3578 sayılı yasa gereğince ayrı bir il olmuştur.[124] Ankara ili Şereflikoçhisar ilçesine bağlı bir kasaba olan Ağaçören 1989'da çevresindeki köylerle birlikte bir ilçe olup Aksaray iline bağlanmıştır.[125]

Yerel yönetim
İlçe merkezlerinin belediye başkanları ve bunların partileri aşağıdaki tabloda verilmiştir:

Şehir Belediye Başkanı[112][111] Parti[112][111] Şehir Belediye Başkanı[112][111] Parti[112][111]
Akyurt Gültekin Avantaş AKP Altındağ Veysel Tiryaki AKP
Ayaş Ali Başkaraağaç CHP Bala İbrahim Gürbüz AKP
Çankaya Bülent Tanık CHP Çubuk Lokman Özden AKP
Elmadağ Gazi Şahin AKP Etimesgut Enver Demirel MHP
Gölbaşı Yakup Odabaşı MHP Kalecik Nevzat Şahin CHP
Kazan Lokman Ertürk AKP Keçiören Mustafa Ak AKP
Mamak Mesut Akgül AKP Sincan Mustafa Tuna AKP
Yenimahalle Fethi Yaşar CHP Pursaklar Selçuk Tekin AKP
Beypazarı Mehmet Özalp MHP Çamlıdere Hazım Caner Can AKP
Evren Nedim Keskin MHP Güdül Hüseyin Erdoğan AKP
Haymana Hacı Aysu AKP Kızılcahamam Coşkun Önal MHP
Nallıhan Adnan Okur MHP Polatlı Yakup Çeklik AKP
Şereflikoçhisar Hakverdi Altuğ AKP - - -

Askerî yapı
Genelkurmay Başkanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı Kara, Hava, Deniz ve Jandarma Komutanlıkları başkent Ankara'da bulunur.

Ankara il sınırları içinde üç önemli hava üssü vardır: Akıncı, Etimesgut ve Güvercinlik. Hava Kuvvetlerine bağlı olan Akıncı'da üç jet filosu, Etimesgut'ta ise hava ulaşım uçakları konuşlanmıştır. Güvercinlik üssünde başlıca helikopterler bulunur, Kara Kuvvetleri, Jandarma ve Genel Kurmay'a bağlı Özel Hava Grup Komutanlığı tarafından paylaşılır.[126] Ahlatlıbel'deki radar üssü, Türk hava sahasındaki sivil ve askerî hava trafiğini izlemekte kullanılır.[127]

Bunun dışında Ankara'da kayda değer (tümen ve üstü) bir muharebe birliği yoktur, ancak hava ve kara kuvvetlerine ve jandarma teşkilatına bağlı çeşitli idari, lojistik ve eğitim birimleri yer alır. Bunların bazıları: Kara Kuvvetlerine bağlı Kara Harp Okulu, Muhabere Elektronik Bilgi Sistemler (MEBS) Okulu, Kara Havacılık Okulu (Güvercinlik), Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı (Etimesgut); ve Beytepe'de Jandarmaya bağlı Jandarma Eğitim Komutanlığı ve Jandarma Okullar Komutanlığı sayılabilir. Ayrıca ilde çeşitli askerî hastaneler vardır, bunların en önemlisi Gülhane Askerî Tıp Akademisi'dir.

Kültür ve sanat
Müzeler
Ana madde: Ankara'daki müzeler
Ankara ilindeki müzelerin büyük çoğunluğu Ankara şehir merkezi sınırları içerisinde kalır. İlde çeşitli kurumlarca işletilen 53 müze bulunmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleri üzerine Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından projelendirilen ve 1927 yılında inşa edilen Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi.[91]Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet'in kuruluş yıllarına ait önemli eşyaları Ankara'daki müzelerde bulmak mümkündür. I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası'nda bulunan Kurtuluş Savaşı Müzesi, Anitkabir'deki Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi, II. TBMM Binası'ndaki Cumhuriyet Müzesi, Devlet Mezarlığı Müzesi bu tarihî müzelerin başlıcalarıdır. Bunların yanı sıra İsmet İnönü ve Mehmet Akif Ersoy'un evleri de birer müze olmuştur. Ankara'nın başkent olmasından dolayı doğal olarak Türkiye'nin ilk belli başlı müzeleri (Etnografya Müzesi, Devlet Resim ve Heykel Müzesi gibi) Ankara'da oluşturulmuştur. Çeşitli devlet kuruluşları da başkentte bulunmaları nedeniyle müzelerini burada kurmuşlardır, Ziraat Bankası Müzesi, Türk Hava Kurumu Müzesi gibi. Yakın yıllarda kurulan ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi, Feza Gürsey Bilim Merkezi, Çengelhan Rahmi Koç Müzesi gibi yeni müzelerle Ankara'nın müze seçenekleri zenginleşmektedir.

1997'de "Avrupa'da Yılın Müzesi" seçilen[128] Anadolu Medeniyetleri Müzesi, ziyaretçi sayısı bakımından Türkiye'de onuncu, Ankara'da birincidir.[69] Müzede Paleolitik Çağ'dan günümüze Anadolu'nun arkeolojik hazineleri sergilenir.

Ankara şehri dışındaki en önemli müze, Kral Midas'ın tümülüsünün de bulunduğu Polatlı'daki Gordion Müzesi'dir. Bu müzede bölgede keşfedilmiş, Tunç Çağı ve Frigya döneminden kalma arkeolojik eserler sergilenmektedir.

Arkeolojik alanlar ve tarihî kalıntılar

I. Alaeddin Keykubad zamanında yapılan Akköprü.İlde birçok arkeolojik alan vardır. Buralarda keşfedilmiş kıymetli eserler Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi'nde sergilenmekte, yapılar da ziyarete açık tutulmaktadır.

Ahlatlıbel, Etiyokuşu, Karaoğlan ve Kocumbeli höyüklerinde taş ve bronz çağlarından yapıtlar bulunur. Hititlerden kalan çeşitli kalıntılar arasında Balıkhisar, Ballıkuyumcu, Bitik, Karaoğlan, ve Külhöyük höyükleri ve Gâvurkale taş oymaları sayılabilir.

Ankara Kalesi, Galatlar zamanında inşa edilmiş ve sonraki yüzyıllar boyunca çeşitli medeniyetlerce kullanılmıştır.

Başkentte Roma döneminden kalan önemli kalıntılar vardır. Roma Hamamı 3. yüzyılda Septimius Severus'un oğlu Roma İmparatoru Caracalla tarafından Sağlık Tanrısı Asklepios adına yapılmıştır.[129][130][131][132] M.Ö. 2. yüzyılda Frigya tanrısı Men adına yapılmış olan Augustus Tapınağı zamanla yıkılmıştır. Bugün kalıntıları bulunan tapınak ise son Galatya hükümdarı Amintos'un oğlu kral Pilamenes tarafından Roma İmparatoru Caesar Divi Filius Augustus adına bir bağlılık nişanesi olarak yaptırılmıştır.[133] Jülian Sütunu, 362 yılında Roma İmparatorluğu İmparatoru Julian'ın Ankara ziyareti onuruna dikilmiştir.[10][132] Başkent dışında, Kalecik'teki Kalecik Kalesi Romalılardan kalmadır. Bir dağın içine oyulan Güdül'deki mağaralar ise ilk Hristiyanların Romalılardan saklandığı çok katlı bir yerleşim yeridir.[134]

Ankara ilinde Selçuklular ve Osmanlılardan kalma pek çok eser vardır. Yenimahalle ilçesindeki Selçuklu yapısı Akköprü, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad zamanında yaptırılmıştır.[112][135] Alaaddin Camii, Ankara Kalesi içinde yer alır ve 1178 tarihlidir. Samanpazarı'nda bulunan Arslanhane (Ahi Şerafettin) Camii 13. yüzyılın başında yapılmıştır.[136][137]

Osmanlı dönemine ait önemli eserler arasında 15. yüzyıldan kalma Hacı Bayram Camii, Karacabey Camii ve Kurşunlu Han kervansarayı sayılabilir. Osmanlı son dönem mimari özelliklerini taşıyan Ankara Kaleiçi, Beypazarı, Ayaş, Güdül'deki tarihi evler korumaya alınmıştır.[137]

Müzik
Ankara yöresinin geleneksel halk müziğinin başlıca telli çalgısı bağlama, başlıca nefesli çalgıları çeşitli düdük ve kaval tipleri, başlıca vurmalı çalgıları da davul ve defdir.[138]

Sosyal ortama bağlı olarak çeşitli halk müziği gelenekleri vardır:

Divan. Divan sazı adı verilen yaylı bir sazla çalınır, başka çalgı olmaz. "Efe başı" denen yaşlı ve iyi saz çalan kişi ortaya oturur, daha az tecrübeli olanlar onun etrafında bir halka oluştururlar. Efe başı grubu idare eder, onu ardından herkes sırayla çalardı. Divanların özelliği tasavuffi bir hava içinde çalınır, terbiye edici, ibret verici türküler söylenir, oyunlar oynanırdı. Bunun ardından Kırat, Muhabbet havaları, Zil Havaları, Oyun Havaları ve Bozlak ve Ağıtlar gelirdi. Divanların sonunda bir Cezayir havası olurdu.[139][140] Bunlardan Kırat, kahraman bir atın hikayesini işleyen türkülerdir. Bozlaklar içli ve ince duygulu şarkılardır. Aşk, ölüm, isyan, üzüntü gibi duygular, doğaçlama olarak, vezinsiz söylenir. Ağıtlar ise üzüntülü ve acılı konuları işler.[141] Topluluğun cinsine göre Muhabbet veya Oturaklar da olurdu. Muhabbet, yaşlı kimselerin oluşturduğu içkili topluluklarda çalınırdı. Saz parçaları rasında topluğun en yaşlısı konuçur, geçmiş öyküler ve fıkralar anlatır. Oturaklar, daha çok delikanlılar ve bekar erkekler tarafından yapılır. Para ile tutulan kadınlar içki ve meze servisi yapar, oyun havaları başlayınca kadınlar ortaya çıkıp oynarlar.[138]

Dans
Ses örneği:
Ankara oyun havası Fidayda

Ankara yöresinin başlıca oyun havalarından olan Fidayda,[142] saz eşliğinde, grup halinde yapılan dansın da adıdır.
Dinlemekte sorun mu yaşıyorsunuz? Medya yardımı sayfasına göz atın.
Ankara halk oyunları zeybekler ve düz oyunlar olmak üzere iki bölümde incelenir:

Zeybekler, yiğitlik ve mertlik teması üzerine kurulu oyunlardır. Sazla oynanır ve ağır bir melodisi vardır. En az iki kişi tarafından oynanır. Zeybek oyunlarında dikkat edilecek husus, oyunun vermiş olduğu karakteristik hava ve melodiye göre jest ve figürleri ayarlamaktır. Yani duruş, kasılış ve poz zeybek oyununun gösterişini ortaya koyar. Zeybek oyunlarının başlıcaları, Ankara zeybeği, mendil zeybeği, Karaşar zeybeği, Seymen zeybeği, Seymen alayı ve Yağcıoğlu zeybeğidir.[143]

Oyun havaları eşliğinde oynanan Ankara düz oyunlarının ahengi farklı, ritmi yumuşaktır. Sazın sesi bazen hareketli, bazen duygulu, bazen de coşkuludur. Düz oyunların figürleri ayak oyunlarıyla süslenmiştir ve birbirine çok benzer. Hepsi saz eşliğinde ve grup halinde oynanır. Bu oyunların en meşhurları, misket, fidayda[142] (hüdayda), mor koyun, yandım şeker, name gelin, sabahî, yıldız, çarşamba ve Arap oyunudur.[143]

Mutfak
Eski Ankara evlerinde aşhane veya ayşene de denilen mutfak, evin en büyük kısmını meydana getirirdi. Mutfakta çork denilen bir ocak ve tandırın yanısıra, iki katlı, müsandere denilen bir kiler bulunurdu. Mutfağın bir köşesine yakmak üzere odun istif edilirdi. Yemek genellikle mutfakta yere serilen sofralarda yenirdi. Mutfak eşyaları da yöreye has isimlerle adlandırılırdı. Örneğin fıçıya bodu, sofra bezine boğ, bıçağa eğri, oklavaya oklağaç, rafa terek, tepsiye tıngır denirdi.[144]

Günümüzde çağdaş mutfaklar ve adlar yaygınlaşmakla birlikte, eski Ankara mutfağına has birçok yemek ve tatlı hâlâ yaşatılmaktadır. 2008'de yapılan bir araştırmaya göre, 93 çeşit yöresel yemek, tatlı ve içecekleri ile Ankara ili, Gaziantep ve Elazığ'dan sonra üçüncü en zengin mutfağa sahiptir.[145] Bunların arasında, dutmaç ve miyane gibi çorbalar; Ankara tavası, alabörtme, calla, ilişkik, sızgıç, siyel, siyer, bici, pıtpıt pilavı, mucirim köftesi, tohma, şirden dolması, papaç, yalkı, carcıran, göter, kaile, topaç, cızlama, öllüğün körü gibi yemek ve hamur işleri; karga beyni, köyter, omaç, perçem, tiltil helvası, zerdali boranası ve Beypazarı yöresine ait 80 katlı baklava gibi tatlılar ile bazlamacın, gizleme, çerpit, kartalaç, kömbe, kete, saçkıran, şerit ve yarımca gibi ekmekler sayılabilir.[144][146]

Şenlikler

İle bağlı turistik kasabalarından, her yıl Beypazarı Festivali'ne ev sahipliği yapan Beypazarı.İlde geleneksel hale getirilen birçok şenlik vardır. Bunlar içinde en önemlisi Beypazarı Festivali'dir. Bu şenliğin tam adı Uluslararası Tarihi Evler, El Sanatları, Havuç ve Güveç Festivali'dir. Bu şenliğe Türkiye'den ve dünyadan birkaç kent katılır. Şenlik her yıl ekim ayında gerçekleştirilir.[147][148] [149]

İldeki bir başka şenlik, Kızılcahamam ilçesinde düzenlenen Kültür ve Su Festivali'dir. Geleneksel hale getirilen bu şenlik, her yıl ağustos ayında gerçekleştirilir.[150][149]

Direy

Birleşik Krallık'ta yetiştirilmiş ve Amerika Tavşan Yetiştiricileri Kurumu'nun (ARBA) 2003 yılında düzenlediği yarışmada finale kalmış 8 aylık bir Ankara tavşanı.Ankara'nın ormanlık bölgelerinde ayı, yaban domuzu, geyik gibi hayvanlar bulunur. Kurt, tilki, porsuk, tavşan, kokarca, gelincik, sincap gibi kara hayvanları ile keklik, çil, toy, turna, çulluk, güvercin, üveyik, bıldırcın gibi kuşlar ilin hemen her yerinde bulunur. Bozkır bölgelerde atmaca, şahin ve kartal gibi yırtıcı kuşlara rastlanır. Nehir ve göllerde sazan, alabalık, tatlı su midyeleri, yengeç, kurbağa, kaplumbağa, karabatak, yaban ördeği, yaban kazı ve su tavuğu gibi hayvanlar mevcuttur.[151]

İlin adıyla anılan kedi, keçi ve tavşan meşhurdur.[152] Ankara'nın simgesi durumunda olan bu varlıklardan özellikle Ankara kedisi ve keçisi artık sadece Ankara'da değil, dünyanın birçok ülkesinde de yetiştirilmekte ve hem şehrin hem de Türkiye'nin tanıtımına katkıda bulunmaktadır.[152]

Eğitim
Eğitim ve öğretim açısından Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri olan Ankara'da 150'den fazla ilk ve orta dereceli okul ile halk eğitim merkezi vardır.[153] Ayrıca on üniversite ve bir harp okulu hizmet vermektedir. Bu üniversitelerde il genelinden öğrencilere eğitim verildiği gibi, il dışından ve öğrenci değişim programları ile yurtdışından gelen öğrencilere de eğitim verilmektedir.[154][155][156]

Üniversiteler

Orta Doğu Teknik Üniversitesi kampüsünün girişinde bulunan Bilim Ağacı.Ana madde: Ankara'daki üniversiteler
Ankara'da bulunan üniversitelerin bir bölümü Türkiye'nin[157], bir bölümü, Avrupa'nın ve dünyanın en önemli üniversiteleri arasında gösterilir.[158] Ayrıca Ankara'nın 15 yaş ve üzeri nüfusunun %12,6'sı üniversite mezunu, %1,2'si yüksek lisans mezunu, %0,5'i ise doktora mezunudur.[159]

Ankara'da eğitim veren üniversiteler şunlardır:

Devlet: Ankara Üniversitesi[160], Gazi Üniversitesi[161], Hacettepe Üniversitesi[162], Orta Doğu Teknik Üniversitesi[163]
Özel: Atılım Üniversitesi[164], Başkent Üniversitesi[165], Bilkent Üniversitesi[166], Çankaya Üniversitesi[167], TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi[168], Ufuk Üniversitesi[169][170]
Türk Silahlı Kuvvetleri'ne hizmet veren eğitim kuruluşlarından Kara Harp Okulu, karacı muvazzaf subay ihtiyacını karşılar.[171][172] Keçiören'deki Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı askerî hekim yetiştiren bir tıp fakültesi ve 1600 yataklı bir eğitim hastanesinden oluşur.[173] Gölbaşı'ndaki Polis Akademisi ise, emniyet teşkilatına eleman yetiştirmek amacıyla dört yıllık lisans eğitimi verir.[174]

Teknoloji ve Bilim
Ankara ekonomisinde sanayinin payının artmasına paralel olarak yeni teknoloji üretimi de gelişmektedir. Ankara'daki üniversiteler, teknokentler, TÜBİTAK (Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsü ve Savunma Sanayi Araştırma Geliştirme Enstitüsü), Türk Silahlı Kuvvetleri'nin vakıfları, Ar-Ge birimleri ve diğer kuruluşları, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN), Türkiye Atom Enerjisi Kurumu çeşitli konularda araştırma yapmaktadır. Ankara ili, 2007'de yapılan 248 patent başvurusu ile, Türkiye'de İstanbul'dan (787 başvuru) sonra ikinci durumdadır.[175]

Ankara'daki çeşitli üniversitelerin sanayi ile işbirliği için oluşturmuş olduğu 6 teknokent vardır. Bunlar üniversitelerde yapılan keşif ve icatların ticarileştirilmesi için Ar-Ge çalışmalarının yapıldığı yerlerdir. Türkiye'de 2009 yılı itibariyle faal durumdaki 19 teknoparkın bünyesinde en çok Ar-Ge kuruluşu bulunduran ilk dördünün içinde ODTÜ Teknokent, Bilkent Cyberpark ve Hacettepe Teknokent yer almaktadır.[176]

Ankara'dan yapılan bilimsel yayın sayısı (1981-2006 dönemi için) tüm Türkiye'den yapılan yayın sayısının %34'ü ile (64 bin yayın) Türkiye'de iller arasında birinci sıradadır. Bu yayınların yaklaşık %90'ı üniversite kaynaklıdır (Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi). Bilimsel yayın faaliyeti olan diğer Ankara kuruluşları TÜBİTAK, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, ASELSAN ve ROKETSAN'dır.[177]

Spor

MKE Ankaragücü, Gençlerbirliği ve Hacettepespor'un resmî stadı Ankara 19 Mayıs Stadyumu. Futbol [değiştir]
İlin Turkcell Süper Lig'de bulunan üç spor takımı vardır. Bunlar; MKE Ankaragücü, Ankaraspor ve Gençlerbirliği'dir. Ankara bu sayıyla İstanbul'un ardından Turkcell Süper Lig'de en çok takımı bulunan ildir. 2008-2009 sezonunu bu takımlardan MKE Ankaragücü 13., Ankaraspor 10., Gençlerbirliği 15., Hacettepespor 18. sırada tamamladı.[178] . Bu takımlardan MKE Ankaragücü, Gençlerbirliği ve Hacettepespor, 19.209 kişilik Ankara 19 Mayıs Stadyumu'nu[179], Ankaraspor 19.626 kişilik Yenikent ASAŞ Stadyumu'nu kullanmaktadır.[180]

Basketbol
İl merkezi, İstanbul'da düzenlenen 1959 Avrupa Basketbol Şampiyonası'ndan sonra Türkiye'de düzenlenen ikinci Avrupa Basketbol Şampiyonası'na 2001 yılında ev sahipliği yapmıştır.[181] Bu şampiyonada Türkiye Millî Basketbol Takımı, Yugoslavya'nın ardından ikinci olmuştur.[182] İlde bulunan basketbol takımları, Beko Basketbol Ligi'nde TED Ankara Kolejliler ve Türk Telekom Basketbol Takımı, Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi'nde Çankaya Üniversitesi Spor Klübü'dür. Bu takımlardan Türk Telekom Basketbol Takımı, üç kez Cumhurbaşkanlığı Kupasını, iki Kez Türkiye Kupasını kazanmıştır.[183] Halen inşa edilmekte olan Ankara Arena Çok Amaçlı Basketbol kompleksi 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası için hazırlanmaktadır.

Diğer sporlar
Ankara Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, il çapında çeşitli amatör spor faaliyetleri düzenler. Atletizm, cimnastik, bisiklet, buz pateni, eskrim, judo, tekvando, karate, hentbol, binicilik, güreş, bisiklet, yüzme gibi dallar için çeşitli tesisler il merkezinde mevcuttur.[184] Elmadağ'da kayak tesisleri, diğer ilçelerde de çeşitli spor salonları ve tesisleri bulunmaktadır.

Uluslararası Yaşar Doğu Güreş Şampiyonası her yıl Ankara'da düzenlenir.

Köken bilimi
Ana madde: Ankara (isim)

Roma İmparatoru Gallienus döneminden bir Ankyra sikkesi, Ankara adının çapadan geldiği efsanesini yansıtıyor[12]Frigya dili ve Yunancada Ἄγκυρα ("Anküra" okunur), gemi çapası demektir. Bazı efsanelere göre Ankara, Frig Kralı Midas’ın bir gemi çapası bulduğu yerdir.[13] Büyük İskender'in Doğu Seferi sırasında Anküra’ya MÖ 333'de geldiği kayıtlara geçmiştir.[13] 2. yüzyıla ait ve Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenen bazı paralarda gemi çapası figürü bulunmaktadır.[14]

Frigler, Galatlar ve Romalılar tarafından gemi çapası anlamına gelen Ἄγκυρα (Anküra) olan şehrin adı, Latin harfleri ile Batılı kaynaklarda Ankyra ve Ancyra olarak yazılmıştır.[15][16] Yunanca 'Anküra' olarak telaffuz edilen kentin adı, Türklerin Anadolu'ya gelmesinden sonra Ankara, Engürü ve Engüriye olarak değişime uğradı, Batı dillerine de Angora olarak geçti. 16. yüzyıla ait çeşitli resmî Osmanlı evraklarında Ankara (انقره) adı geçmektedir.[17]

Türkiye Cumhuriyeti devleti, 28 Mart 1930'da yabancı ülkelerden Türk şehirleri için Türkçe adların kullanılmasını resmen talep etti.[18] Bu tarihten sonra posta idaresi Angora olarak adreslenmiş mektupları Ankara'ya ulaştırmadı.[19] Böylece zamanla Ankara adı evrenselleşti.

Tarihçe
Ana madde: Ankara tarihi
Ankara, Sakarya Nehri'ni besleyen Ankara Çayı’nın geçtiği ovanın doğu kenarında kurulmuştur. Çubuk Ovası, kenti çevreleyen verimli bir tarım alanıdır. Sonradan Ankara Kalesi'nin kurulduğu tepenin ve eteklerinin sarp yamaçlı olması, tarihte bölgeyi düşman saldırılarına karşı korunaklı kılmaktaydı. Bentderesi’nin dar vadisi, Ankara Kalesi’nin bulunduğu volkanik tepeyi, yaylanın ovaya hakim dik kenarından ayırdığından, askeri öneme haizdi.[20] Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber,[10] kentin bilinen tarihi Eski Taş Çağına (yak. M.Ö. 2 milyon - M.Ö. 10 bin)[21] kadar uzanmaktadır. Bu döneme ait çeşitli eserlere Gâvurkale, Ergazi, Lodumlu ve Maltepe'de rastlanmıştır.

Hattiler ve Hititler
Daha çok bilgi için: Hattiler ve Hititler

Hitit Uygarlığı'nın simgesi sayılan ve Ankara'nın da amblemi olan Hitit Güneş Kursu.Ankara'nın bilinen ilk sakinleri, M.Ö 2500-1700 yılları arasında tüm Anadolu yarımadasında bir medeniyet kurmuş olan Hattilerdir. Şehir devletlerinden oluşan ve haklarında fazla bir bilgiye sahip olunmayan Hattiler zamanla Hititlerin hakimiyetine girmiş ve Hitit bünyesinde erimişlerdir.[22] Ancak Hatti dili, dini ve sanatı Hitit medeniyetini büyük oranda etkilemiş, Anadolu'nun adı da yaklaşık 17 asır boyunca Hatti ülkesi olarak kalmıştır.[22]

Hint-Avrupalı bir kavim olan Hititler (M.Ö. 1660-1190), Anadolu’ya boğazlar yoluyla gelmişlerdir. Hititlerin Anadolu’ya göç tarihleri, kesin olarak bilinmemektedir.[23] Ankara ve çevresinde Hitit dönemine ait yerleşkelerin kalıntıları, Balıkhisar, Ballıkuyumcu, Bitik, Karaoğlan, Gâvurkale ve Kültepe höyükleridir.[24] M.Ö. 2. bin yılın sonlarına doğru Hititlerin siyasal olarak çöktüğü ve yerini Friglere bıraktığı görülmektedir.[25]

Frigler ve Lidyalılar
Daha çok bilgi için: Frigler ve Lidyalılar
M.Ö. 2. bin yılın sonlarında bölgede, hızla büyüyen bir Frigya kasabası vardı.[10] Frig Krallığı'nın başkenti olan Gordion kentinin kalıntıları Polatlı'nın 29 km kuzeybatısında bulunmaktadır. Bugün Yassıhöyük denen bölgede bulunan Gordion, en parlak dönemini Frigya Kralı Midas zamanında (M.Ö. 725-675) yaşamıştır.[26] Ankara'da, Frigler dönemine ait kalıntılar arasında bulunan Yumurtatepe Tümülüsü'nün bulunduğu yerin, kurulduğu dönemlerde çok önemli bir yerleşim olmasa da stratejik bir noktada olduğu düşünülmektedir.[15] Frigler, M.Ö. 700'lü yıllarda Kafkaslardan gelen Kimmerler tarafından ortadan kaldırıldı.[27]

Tunç Çağı'nın sonlarında Frigler ile birlikte Anadolu'ya gelen ve Batı Anadolu'da varlıklarını sürdüren Lidyalılar, Friglerin ortadan kalkmasını fırsat bilerek Ankara'yı da kapsayan Kızılırmak yöresini ele geçirdiler. M.Ö. 7. yüzyılda Anadolu'ya hakim oldular ve 140 yıl hüküm sürdüler.[28] Lidyalıların madeni parayı icat ettikleri kabul edilir.[29] Lidyalılar döneminde Anadolu'da pazar ekonomisi gelişmiş, tahıl üretimi, hayvancılık, zeytinyağı ve şarap üretimi ilerlemiştir. Orta Anadolu'nun ana ulaşım yolu üzerinde bulunan Ankara kenti de bu gelişmelerden istifade etmiştir.[28] Medlerle ve Perslerle savaşan Lidyalılar, komşuları Ahameniş Pers Hükümdarı Kiros ile M.Ö. 547'de Kızılırmak kavisi içinde yaptıkları savaşı kaybederek tarih sahnesinden silinmişlerdir.[28]

Ahameniş Persler ve Büyük İskender
Daha çok bilgi için: Ahamenişler ve Makedonyalı III. Aleksander
Persler, M.Ö. 545’den itibaren Anadolu’ya egemen olarak, Anadolu’daki Helen kültürüne son verdiler.[30] M.Ö. 5. yüzyılda Herodot, Pers İmparatorluğu'nun ordu, ticaret ve posta hattı olarak kullanılan Kral Yolu'nun Ankara'dan geçtiğini yazar. Kral Yolu Efes'te başlıyor, Sardes şehrinden Lidya'yı, sonra Gordion, Ankyra ve Kızılırmak'tan geçerek, Kapadokya üzerinden Kilikya'ya, oradan Fırat ve Dicle nehirlerini geçip Asur'dan Susa kentine ulaşıyordu.[31] Kent, bu dönemde önemli bir ticaret ve konaklama merkeziydi.[32]

Ankara, M.Ö. 334'de[10] Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından Ahameniş Pers İmparatorluğu'ndan alındı. Büyük İskender, M.Ö. 334-333 kışını, ünlü Gordion Düğümü'nü kestiği Gordion'da, ilkbaharı da Ankara'da Persleri bekleyerek geçirdi. Ankara Anadolu'daki kavşak noktalarından biri olduğu için, buraya yürüyen Makedon birlikleri civardaki birçok kenti de ele geçirdiler.[33] İskender'in M.Ö 323'te ölmesi üzerine kent, önce Antigonos’un eline, Antigonos’un ölümünden sonra da Lysimakhos’un eline geçti. Lysimakhos'un Lidya'da Kurupedion Savaşı’nda yenilmesinden sonra ise Seleukosların eline geçti. Bu dönemde Helen Uygarlığı yeniden Anadolu'da yayıldı.[34]

Galatlar
Ana madde: Galatlar

Roma İmparatorluğu döneminde GalatyaHint-Avrupalı bir Kelt kavmi olan savaşçı Galatlar, Orta ve Batı Avrupa'nın Ren-Tuna havzasındaki yurtlarını terkederek M.Ö. 278-189 yılları arasında üç kabile olarak Anadolu'ya göçtüler. Yerleştikleri Frigya ve Kapadokya topraklarına Galatya dendi. Galatya günümüzdeki Ankara ve Kırıkkale illerinin tamamını kapsıyordu.[35] Ankara, Galatların Tektosaglar boyuna M.Ö. 3. yüzyılda başkentlik etmiştir.[10] Strabon, ünlü eseri Geographika’da, Ankara Kalesi'nin Tektosaglar tarafından inşa edildiğini söyler.[36] Daha sonra bölgede siyasal birliği kuran[37] Roma İmparatoru Caesar Divi Filius Augustus, M.Ö. 25 yılında Ankara'yı ele geçirmiştir.[10]

Roma İmparatorluğu
Ankara, Roma İmparatorluğu'nun Galatia Prima eyaletinin başkentiydi.[38] 2. yüzyılda, İmparator Hadrianus döneminde kent metropol oldu.[39]

M.S. 3. yüzyıl ortalarında Roma İmparatorluğu'nda ortaya çıkan sosyal ve ekonomik çöküntüye paralel olarak kent, o günlere kadar koruduğu açık kent niteliğini yitirdi, İmparator Caracalla döneminde çevresi surlarla çevrildi. Roma İmparatorluğu'nun başkenti Bizantion'a (İstanbul) taşınınca, Ankara'dan geçen ve başkenti doğuya bağlayan yolların önemi daha da arttı.[15]

4. yüzyılda Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte Ankara önemli bir dinî merkez oldu.[40] M.S. 395 yılında yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Ankara Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kaldı. M.S. 10. yüzyıla kadar Ankara diğer Doğu Roma kentleri gibi para ekonomisinin geliştiği, örgütlü bir ekonomik yapısı olan önemli bir merkez özelliği kazandı. Bu dönemde kent planının temel öğeleri, kenti düşman saldırılarına karşı koruyan kalın surlar, pazar yeri işlevini gören agora ve kilisedir.[15]

Ankara'da Doğu Roma hakimiyeti zaman zaman kesintilere uğradı. M.S. 654 yılında Müslüman Araplar kısa süreliğine kentin kontrolünü ele geçirdiler. 833 ve 842 yıllarında Abbasi Halifesi Mutasım ve Türk komutanı Afşin Ankara'yı kısa süreliğine ele geçirdi. 871 yılında Pavlikian mezhebinden Hristiyanlar şehrin kontrolünü yaklaşık bir yıllığına ele geçirdiler. Bu kesintilerden sonra her seferinde Bizanslılar şehri geri alarak otoriteyi temin ettiler.[41]

Osmanlı İmparatorluğu

Ankara'nın 18. yüzyıldan kalma bir resmi. Bu anonim eser Hollanda'daki Rijksmuseum'dadır.Ankara'nın Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun eline geçmesi, Malazgirt Savaşı'ndan sonra 1073 yılına rastlar.[42] 12. ve 13. yüzyıllarda Selçuklu Sultanlarının da çabasıyla transit ticarette gelişme gösteren Ankara, önce Ahiler'e, ardından 1304'te göreli özerklik verilerek Osmanlı İmparatorluğu'na bağlandı. I. Murat zamanında kesin olarak Osmanlı topraklarına bağlanan kentte, 1402 yılında Büyük Timur İmparatorluğu İmparatoru Timur ile Osmanlı İmparatorluğu Padişahı Yıldırım Bayezid arasında Ankara Savaşı yapıldı.[42][43][44] Yıldırım Bayezid'in savaşı kaybetmesi ve Timur'a esir düşmesi sonucu Osmanlı Devleti, Fetret Devri denen bunalım ve iktidar boşluğu dönemine girdi. Ankara Savaşı'nda kent ve çevresi büyük ölçüde harap olmuş, Anadolu birliğini yeniden kuran II. Murat zamanında kent, yeniden onarılmıştır.[15] 1841 yılında Anadolu Eyaleti kaldırılıp yerine vilayetler kurulunca kent bir vilayet oldu.[45] Ankara, Çorum, Yozgat, Kayzeri ve Kırşehir sancakları bu vilayete bağlandı. Ankara Vilayeti, varlığını 1922 yılında kadar sürdürdü.[45]

Kurtuluş Savaşı ve Başkent Oluşu

1924'te hazırlanan imar planı
1932'de hazırlanan, Jansen Planı olarak ta bilinen imar planıMustafa Kemal Atatürk, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandıktan sonra, Padişah VI. Mehmet tarafından 30 Nisan 1919'da 9. Ordu Müfettişliğine atandı.[46] 19 Mayıs 1919'da Refet Bey (Bele), Kâzım Bey (Dirik), 'Ayıcı' Mehmet Arif Bey ve Hüsrev Bey (Gerede) ile birlikte Samsun'a çıktı.[46] Burada Havza ve Amasya Genelgesi'ni yayınlayan ve Sivas ile Erzurum Kongresi'ni düzenleyen Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti ile Amasya Protokolü'nü imzalamıştır. Bu protokol üzerine Meclis-i Mebusan açılmıştır. Mustafa Kemal, meclis çalışmalarını daha yakından izleyebilmek için 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelmiştir.[47][42] Ankara'ya gelmesinin nedenleri arasında buranın demiryolu ağına sahip olması, İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmemiş olması, merkezi bir konumda bulunması ve Batı Cephesi'ne yakınlık gibi nedenler de etkili olmuştur. Meclis, 28 Ocak 1920'de oybirliği ile Misakımillî'yi kabul etmiştir. Bunun üzerine İstanbul işgal edilmiş ve meclis kapatılmıştır. Mustafa Kemal, 19 Mart 1920'de illere ve kolordu komutanlıklarına bir genelge göndermiş ve Ankara'da olağanüstü bir meclisin açılacağını duyurmuştur. Seçimlerin ardından 23 Nisan 1920'de TBMM açılmış ve hükümet kurulmuştur. Türk Kurtuluş Savaşı bu meclisten yönetilmiş, savaşın kazanılmasının ardından Lozan Antlaşması imzalanmış ve I. TBMM seçim kararı almış ve yerini II. TBMM'ye bırakmıştır. İnkılap Meclisi olarak da anılan bu meclis 13 Ekim 1923'te Ankara'yı başkent ilan etmiştir.[48][49] [50]

Coğrafya
Ana madde: Ankara coğrafyası

Expedition 19 uzay ekibi tarafından çekilmiş Ankara'nın uydu görüntüsü (11 Nisan 2009)Ankara, doğuda Kırıkkale ili'ne bağlı Balışeyh ve Yahşihan, kuzeydoğuda Ankara ili'ne bağlı Kalecik, kuzeyde Çankırı ili'ne bağlı Şabanözü, ve Ankara ili'ne bağlı Kızılcahamam, kuzeybatı ve batıda Ankara ili'ne bağlı Güdül ve Beypazarı, güneyde Ankara ili'ne bağlı Polatlı ve Haymana, güneydoğuda ise Ankara ili'ne bağlı Bala ile komşudur.[51]

Sakarya Nehri'nin kollarından Ankara Çayı, kentin merkezinden geçmektedir.[52] Bu çayın üzerinde, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad zamanında yaptırılan Akköprü bulunmaktadır.[53][54]

İklim
Genel olarak Karasal İklimin hüküm sürdüğü Ankara'da, kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise sıcak ve kuraktır. Yağışlar en çok ilkbahar mevsimindedir. Karın yerde kalma süresi ortalama 62 gündür. Gece ile gündüz, yaz ile kış mevsimi arasında önemli sıcaklık farkları bulunur. En sıcak aylar Temmuz (ortalama 23,4 °C) ve Ağustos (ortalama 23,9 °C), en soğuk aylar ise Ocak (ortalama 0,6 °C) ve Şubat (ortalama 1 °C) olarak belirlenmiştir.[55][56]

{{{Yerleşim adı}}} İklimi
Aylar Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

Yönetim
Belediye başkanları
Sıra Belediye Başkanı Tarih Sıra Belediye Başkanı Tarih
1 Kütükçü Ali Bey - 2 Vehbi Demirel -
3 Mehmet Ali Bey - 4 Ali Haydar Yuluğ 1921-1926
5 Asaf Bey 1926-1928 6 Nevzat Tandoğan 1929-1946
7 Osman Sabri Adal 1946-1946 8 İzzettin Çağpar 1946-1948
9 Ragıp Tüzün 1948-1950 10 Fuat Börekçi 1950-1951
11 Atıf Benderlioğlu 1951-1954 12 Kemal Aygün 1954-1955
13 Orhan Eren 1955-1958 14 Dilaver Argün 1958-1960
15 İrfan Baştuğ 1960 16 İhsan Olgun 1960-1961
17 M. Nuri Teoman 1961-1962 18 Enver Kuray 1962-1963
19 Halil Sezai Erkut 1963-1968 20 Ekrem C. Barlas 1968-1973
21 Vedat Dalokay 1973-1977 22 Ali Dinçer 1977-1980
23 Süleyman Önder 1980-1984 24 Mehmet Altınsoy 1984-1989
25 Murat Karayalçın 1989-1993 26 Vedat Aydın 1993-1994
27 Melih Gökçek[57] 1994- - - -
65AyaşBala3ÇubukElmadağ1GölbaşıKalecikKazan4Mamak722BeypazarıÇamlıdereEvrenGüdülHaymanaKızılcahamamNallıhanPolatlıŞerefli
koçhisar1: Etimesgut2: Yenimahalle3: Çankaya4: Keçiören5: Altındağ6: Akyurt7: Sincan
Ankara'nın ilçelerini gösteren tıklanabilir harita.

Nüfus [değiştir]
Ankara, başkent olmadan önce birkaç bin kişilik bir nüfusa sahipti; ancak başkent olduktan sonra önce İstanbul ve İzmir'den sonra en kalabalık üçüncü kent oldu, ardından İzmir'i geçerek İstanbul'dan sonra Türkiye'nin en kalabalık kenti oldu. Ankara bugün dünyanın en kalabalık 45. kentidir. Kent nüfusu bugün dört milyon civarında olmakla birlikte her geçen gün büyümektedir. Kent, ülkenin en çok göç alan kentlerindendir. İl nüfusu 4.466.756,[58] merkez nüfusu 3.203.362 kişidir. 1990 yılında 2.583.963 olan nüfus 2000 yılında %21.48 artarak bu orana ulaşmıştır.[3] Bu oran %15.78 olan İç Anadolu Bölgesi ve %18.28 olan Türkiye ortalamasından yüksektir. Kent nüfusunun %88'i kentlerde, geriye kalan %12'si köylerde yaşar.[3] Ayrıca 11.608.868 kişilik İç. Anadolu nüfusunun yaklaşık üçte biri Ankara'da yaşar. İl nüfusunun %80'i merkezde yaşar.[3]

Ankara'da 2008 yılında altı yaşın üstündeki 138.599 kişi okuma yazma bilmemektedir. Bunun 20.983'ü erkek, 117.616'sı kadındır. 251.766 kişinin okuma yazma bilip bilmediğine dair bilgi olmamakla birlikte 3.614.367 kişi okuma yazma bilmektedir.[59]

Ankara'da yaşayan nüfusun 1.537.242'si nüfusa Ankara adına kayıtlı iken geri kalan nüfus diğerillerden göçenler ve yabancılardan oluşmaktadır. Diğer illerden gelen nüfus içinde en büyük oran 323.809 kişiyle Çorum'a aittir. Çorum'u 284.416 kişiyle Yozgat, 222.470 kişiyle Çankırı, 174.363 kişiyle Kırşehir, 158.991 kişiyle Kırıkkale 140.603 kişiyle Sivas izler. İç Anadolu Bölgesi'nden olmayanlar içinde en yoğun nüfus ise 91.038 kişiyle Erzurum'a aittir. Bu ili 77.962 kişiyle Bolu, 74.810 kişiyle Kars izler. Ankara'da en az nüfusa sahip iller ise, 1.802 kişiyle Hakkâri, 1.181 kişiyle Yalova, 3.921 kişiyle Kırklareli'dir.[61]

Ekonomi
Ankara nüfusunun dörtte üçü hizmet sektöründe çalışmaktadır ve bu sektör ilin gayrisafi hasılasında en büyük paya sahiptir. Bu sektörün bu kadar gelişmesinin nedeni, göçle gelen nüfusa isthidam sağlayacak kadar büyük sanayinin bulunmamasıdır. Ankara il genelinde toprakların %60'ı tarım alanı olarak kullanılmaktadır ve bu oran Türkiye ortalamasının oldukça üzerindedir.[62]

Kent, Türkiye gayrisafi millî hasıla'sının %9'una sahiptir. Ülkenin toplam vergi gelirlerinin %12'si, bütçe gelirlerinin %12.3'ü kentten toplanır; buna karşılık ilin ülke bütçesinden aldığı pay %6.4'tür. 2006 yılında Ankara'nın bütçe gelirlerine 16,5 milyar TL, bütçe gelirlerine katkısı 21,1 milyar TL olup, bütçeden aldığı pay 11,3 milyar TL'dir.[62]

Kent panoraması.
2006 yılında toplam 1.355.000 kişinin istihdam edildiği Ankara'daki işsiz sayısı, 185 bin kişidir ki bu oran olarak %12,1'e denk gelmektedir.[62]

Pricewaterhouse Coopers’ın “Dünyada En Büyük Şehir Ekonomileri Hangileri ve Bu 2020 Yılında Nasıl Değişecek” raporuna göre dünyanın en büyük 100 kenti arasında 2005 yılında 94. olan kent, 2008'de 80. sıraya yerleşmiştir. İlin 2020 yılında dünya kentleri sıralamasında 115 milyar $ gelirle 74. sıraya yerleşmesi planlanmaktadır.[63][64]

Kent, 2008 yılı Türkiye ihracatında 4.617.354 $'lık dışsatımla, İstanbul, Bursa, Kocaeli ve İzmir'den sonra beşinci, 19.062.872 $'lık dışalımla İstanbul ve İzmir'den sonra üçüncü olmuştur.[62]

Turizm
Ankara'ya 2001 yılında 208.101 yabancı giriş yapmıştır. Aylara dağıtıldığında en çok turist 40.403 kişiyle temmuz ayında, en az turist 9.099 kişiyle kasım ayında gelmiştir.[65]

Turist sayısını artırmak için kongre ve eğlence turizmi odaklı bir politika izlenmektedir. Bunun için Yenimahalle'de bir kongre sarayı[66] ve Aşağı Yurtçu-Ballıkuyumcu'da bir Disneyland kurulması planlanmıştır. Disneyland'ın yapımı 3 milyon m² alana yapılacak olup yaklaşık 1 milyar $'a malolması beklenmektedir. Yapımı en az birkaç yıl sürecek olan Disneyland Türkiye'de alışılageldik Disney karakterlerinin yanı sıra Türk dünyasından motiflere ve kahramanlara da yer verilmesi düşünülmektedir. Hedef kitle olarak Orta Doğu ve Batı Avrupa halkları belirlenmiştir.[67]

Altyapı
Ulaşım

Kentte tren yolu ile ulaşımı sağlayan TCDD Ankara Garı.Kent içi ulaşımda son zamanlarda en yoğun taşımacılık metro ile yapılmaktadır. EGO Genel Müdürlüğü tarafından işletilen Ankara metrosu günde yaklaşık 150.000 yolcu taşımaktadır.[68] Metro ağında halihazırda Metro ve Ankaray adı altında iki ayrı taşıma sistemi çalışmaktadır. Ankaray Metroya göre daha hafif bir raylı sistemdir. Şu an inşaatı süren 4 adet metro ağı vardır.[69]

Günlük ulaşımda belediye tarafından işletilen otobüsler ile özel olarak işletilen dolmuşlar da kullanılmaktadır. Belediyeye ait araçlarda manyetik kontörlü kartlar kullanılmaktadır. Özel araçlarda ise nakit kullanılmaktadır.

Kentin kuzeyinde yer alan Esenboğa Uluslararası Havalimanı kente havayolu ile giriş çıkışı sağlayan en önemli noktadır.[70] 2006 yılında tamamen yenilenip kapasitesi ve işlevi çağdaşlaştırılmıştır. Havalimanını kentmerkezine bağlayan yol da tamamen yenilenmiş ve yeni geçitler devreye sokulmuştur. Havayolu ile kente ulaşmanın bir başka yolu da ordunun hizmetindeki Etimesgut Askeri Havalimanıdır. Bu havalimanı sivil uçuşlar için kullanılmasa da gerektiğinde alternatif olarak kullanılabilmektedir.[71]

Kente giriş çıkışlarda diğer önemli yer Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi yani kısaca AŞTİ'dir. Avrupanın en büyük otobüs terminalleri arasında yer alan tesislerde restoranlar, emanetçiler, büfeler ve firmalar için servis istasyonları da bulunur. Tesislerin Ankaray bağlantısı olduğu gibi taksi servisi de vardır.

Tren yolu ile giriş çıkışta en önemli yer TCDD Ankara Garı'dır. Burası aynı zamanda ülkenin doğusu ile batısının ayrıldığı noktadır. Halihazırda ülkenin dört bir yanına ve banliyölere buradan tren seferleri düzenlenmektedir. Eskişehir üzerinden kenti İstanbul'a bağlayacak olan hızlı tren projesi'nin Ankara - Eskişehir kesimi 2009'da hizmete açıldı.[72]

Kentin büyük merkezlere uzaklığı (km) şöyledir: İstanbul 454, Antalya 544, Bursa 380, Diyarbakır 981, Eskişehir 232, Gaziantep 682, İzmir 582, Konya 258, Samsun 417, Trabzon 763, Erzurum 880 km.[73]

Sağlık
Ana madde: Ankara hastaneler listesi

Kentin yeşil alanlarından Kuğulu Park.Ankara'da 2009 itibarıyla 33 tane Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'na bağlı olan, 8 üniversitelere bağlı, 2 askeri, 3 resmi, 20 özel, 1 belediye hastanesi olmak üzere toplam 67 hastane ve 1 ağız ve diş sağlığı merkezi bulunmaktadır.[74]

Ayrıca Yenimahalle ilçesine bağlı Batıkent semtinde bir hastane inşaatı vardır.[75] 200 yatak kapasiteli bu hastanenin kapasitesi yapılan eklerle 600 yatağa çıkarılacaktır.[76]

Caddeler, sokaklar, bulvarlar ve meydanlar
Ayrıca bakınız: Ankara'daki cadde ve sokaklar
Ankara'da Opera Meydanı, Tandoğan Meydanı, Şili Meydanı, Hergele Meydanı gibi birçok meydan, Tunalı Hilmi Caddesi, Arjantin Caddesi, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, İsmet İnönü Bulvarı gibi birçok cadde, sokak ve bulvar vardır.

Bunlardan Opera Meydanı: Gençlik Parkı, Devlet Opera ve Balesi, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Etnografya Müzesi, Cumhurbaşkanlığı Orkestrası ve İller Bankası gibi birçok yapıya evsahipliği yapar.[15]

Parklar ve yeşil alanlar
Ankara'daki önemli parklar arasında Atatürk Orman Çiftliği, Altınpark, Gençlik Parkı, Abdi İpekçi Parkı, Güven Park, Kurtuluş Parkı, Seymenler Parkı, Botanik Parkı, Kuğulu Park, Harikalar Diyarı ve Göksu Parkı sayılabilir. Bu parklar arasında Harikalar Diyarı, 1 milyon 300 bin m²'lik alanıyla Avrupa'nın en büyük parkıdır.[77]

Kentte kişi başına düşen yeşil alan miktarı 2009 yılında 14.91 m², Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk Orman Çiftliği, Cumhurbaşkanlığı tesisleri ve Askeri tesisler dahil edilince 72 m²'dir. Toplam yeşil alan miktarı 230.920.125 m² olup, bu alanın büyütülmesine uğraşılmaktadır. 1994-2007 yılları arası, yaklaşık 4.6 milyon adet boylu ağaç, fidan, çalı ve çiçek dikilen kentte, yılda ortalama 1.3 milyon adet çiçek, 30 bin adet fidan üretimi yapılmaktaktadır. 2009 yılında 1.113.300 adet fidan ve çalı dikimi ile 4967 adet ağaç dikimi gerçekleştirilmiştir. Kentte ağaç, fidan, çiçek dikimi ve bakımı ile uğraşan 412 kişi istihdam edilmektedir.[78]

Atatürk Orman Çiftliği
Ana madde: Atatürk Orman Çiftliği
Atatürk Orman Çiftliği; Hayvanat Bahçesi, Atatürk evi, piknik alanı ve doğal parktan oluşmaktadır.[79] Mustafa Kemal Atatürk'ün 5 Mayıs 1925 yılında, Ankara'da modern bir çiftlik kurulması için verdiği talimat ile kurulmuştur.

Türk Kurtuluş Savaşı bittikten sonra Atatürk, "Ulusal ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki tarımda kalkınmaya büyük önem vermeliyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar, bu amaca ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Ancak bu yaşamsal işi isabetle amaca ulaştırabilmek için, ilk önce ciddi etütlere dayalı bir tarım siyaseti uygulamak ve onun için de her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrayabileceği ve severek uygulayabileceği bir tarım rejimini kurmak gerektir diyerek tarıma öncelik verdiğini belirtmiş, Yeşili görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle ağaçlandırınız ki kör bir insan dahi yeşillikler arsında olduğunu fark etsin." diyerek Atatürk Orman Çiftliği'nin kurulmasında öncü olmuştur. Bunun için çitlik idare merkezi ile, parkların ve sebze bahçelerinin de üzerinde bulunduğu 20.000 dönüm arazi satın alındı. Çiftlik, Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümü üzerine hazineye bağışlanmıştır.[80]

Gençlik Parkı
Ana madde: Gençlik Parkı
Ulus'taki Gençlik Parkı, Cumhuriyetin ilk yıllarında bataklıklarla kaplı olan 28 hektar büyüklüğündeki arazide kurulmuştur. Park yapılmasına karar verilen arazinin bir bölümünde "Ay-Yıldız" adında bir futbol sahası bulunmaktaydı. Parkın inşaatına 1936 yılında başlandı. 600 bin TL ödenek ayrılarak iki yılda bitirilmesi planlanan park 19 Mayıs 1943 günü hizmete açıldı.[81]

İlk projede, Ankara ikliminde yaşayabilecek kuşlar için bahçe, açık hava halk tiyatrosu, çocuk bahçesi, labirent, yüzme havuzu ve atlı gezintiler için 2200 metrelik bir gezi yolu bulunmaktaydı. 1951 yılında gösteri için gelen İtalyan oyun parkı Lunapark'ın benzeri, Gençlik Parkı içinde kuruldu. 1956'da "Bugünkü Ankara" adında bir sergi açıldı. 1957'de TCDD tarafından parkı dolaşan iki minyatür tren işletilmeye başlandı. Daha sonra park içerisinde nikah salonu kuruldu.[81]

2007, 2008 ve 2009 yıllarında yenilenen parka, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun işbirliği ile Türkiye'nin ilk bilim merkezi kurulmaktadır.[82]

Altınpark
Ana madde: Altınpark (park)
Altınpark Ankara'nın Altındağ ilçesinin Aydınlıkevler semtinde bulunan, 640 bin m² bir alan üzerinde, %85'ini yeşil alan ve gölet düzenlemeleri, %15'ini de yapılar ve meydanların oluşturduğu Ankara'nın en büyük rekreasyon alanlarından biridir. 1977'ye kadar golf kulübü olarak kullanılan bu alana 1985'te açılan yarışmada birinci gelen projenin uygulanması ile bugünkü Altınpark ortaya çıkmıştır.[83]

640 bin m² alanın 261.160 m²'si yeşil alan, 32.700 m²'si gölet, 46.758 m²'si çalıdır. Ayrıca 17.466 m²'lik bir alanda ağaçlar vardır.[84]

Kültür ve sanat
Müzeler
Ana madde: Ankara'daki müzeler

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve II. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün kabrinin bulunduğu Anıtkabir'den bir görünüş.Ankara şehir merkezi sınırları içerisinde çeşitli kurumlarca işletilen 42 müze bulunmaktadır.[85] Bunların en önemlileri şunlardır:

Anadolu Medeniyetleri Müzesi: Atpazarı semtinde, Ankara Kalesi'nin dış duvarının güneydoğusundaki iki Osmanlı yapısında yer alır. Bu yapılardan biri Mahmut Paşa Bedesteni, diğeri Kurşunlu Han'dır.[86] Anadolu'nun arkeolojik eserlerini sergileyen ve dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan bir müzedir.[15][87][88]
Etnografya Müzesi: Önceleri Arkeoloji müzesi yapılması düşünülen yapıya sonraları Resim ve Heykel Müzesi kurulması kararlaştırılmış, Mustafa Kemal Atatürk'ün mezarı Anıtkabir yapılana kadar burada saklanmıştır.[88][89]
Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi: Müze, Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleri üzerine Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından projelendirilerek, 1927 yılında Türkocağı olarak inşa edilmiştir. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından 2 Nisan 1980 tarihinde müze olarak açılışı yapılmıştır.[88][90]

Ankara Etnografya Müzesi.Kurtuluş Savaşı Müzesi: I. TBMM binasında hizmet veren bir müzedir. 23 Nisan 1961'de "Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi" adıyla halkın ziyaretine açılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün doğumunun 100. yılını kutlama programı çerçevesinde, 1981 yılında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından restorasyon ve teşhir-tanzim çalışmaları sonucu 23 Nisan 1981 tarihinde "Kurtuluş Savaşı Müzesi" adıyla yeniden ziyarete açılmıştır.[88][91]
Cumhuriyet Müzesi: II. TBMM binasında hizmet veren müzedir. Müzede ilk üç Cumhurbaşkanı dönemini yansıtan olaylar, onların kendi sözleri, fotoğrafları, bazı özel eşyaları ile o dönemde mecliste alınan kararlar ve kanunlar sergilenmektedir.[88][92]
Anıtkabir: Mustafa Kemal Atatürk'ün kabrinin de bulunduğu müzedir. Müze dört bölümden oluşur: Birinci bölümde Atatürk'ün özel eşyaları; ikinci bölümde Çanakkale Savaşı panoraması; üçüncü bölümde Sakarya Meydan Savaşı ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi panoraması; dördüncü bölümde Atatürk devrimlerinin fotoğraf ve açıklamalarla tanıtıldığı, rölyeflerle zenginleştirilmiş tonozlu koridor bulunmaktadır.[88][93]
Anıtlar ve heykeller
Ana madde: Ankara'daki anıtlar ve heykeller
Ankara'da birçok anıt ve heykel bulunmaktadır. Bunların en önemlilerinden Ulus semtindeki Atlı Atatürk ve Mareşal Atatürk Anıtları, Pietro Canonica tarafından 1927 yılında yapılmıştır.[15][94]

Ulus'taki bir başka heykel olan Zafer Anıtı, Heinrich Krippel 1927 yılında tarafından yapılmıştır.[15]

Önemli anıtlardan Güvenpark Anıtı, Anton Hanak ve Joseph Thorak tarafından yapılmış ve Kızılay Meydanına yerleştirilmiştir. Heykelin Açılışı 1935 yılında yapılmıştır. Bu anıta Güvenlik ya da Emniyet Anıtı da denir.[94]

Çağdaş anıtlardan Hitit Güneş Kursu Anıtı, Nusret Suman tarafından yapılmış ve Sıhhiye Meydanına yerleştirilmiştir. Açılışı 1978 yılında yapılmıştır. Taşankara ise Jørgen Haugen Sørensen tarafından yapılmış ve Sakarya Caddesine yerleştirilmiştir. Açılışı 1992 yılında yapılmıştır.[15]

Arkeolojik alanlar

Augustus Tapınağı'nın bir minyatürü.Ankara'da birçok arkeolojik alan vardır. Bunların en önemlilerinden Roma Hamamı, Ulus Meydanı'ndan Yıldırım Beyazit Meydanına uzanan Çankırı Caddesi üzerinde yer alır, 3. yüzyılda Septimius Severus'un oğlu Roma İmparatoru Caracalla tarafından Sağlık Tanrısı Asklepios adına yapılmıştır.[88][95][96][97] Diğer bir önemli yapı olan Augustus Tapınağı, Ulus'ta Hacı Bayram Camisi bitişiğindedir. Aslen M.Ö. 2. yüzyılda Frigya tanrısı Men adına yapılmış olan tapınak zamanla yıkılmıştır. Bugün kalıntıları bulunan tapınak ise son Galatya hükümdarı Amintos'un oğlu kral Pilamenes tarafından Roma İmparatoru Caesar Divi Filius Augustus adına bir bağlılık nişanesi olmak üzere yaptırılmıştır.[15][88][98] Augustus'un ölümünden önce Vesta rahibelerine verdiği dört adet belge Monumentum Ancyranum (Ankara Anıtı) ve Resgestae (Yazıt) olarak bilinirdi. Tapınaktaki bu taş yazıt, dünyadaki en uzun ve sağlam Latince kitabedir.[99]

Romalılar'a ait Jülian Sütunu, Ulus'ta bulunur. Sütün 362 yılında Roma İmparatorluğu İmparatoru Julian'ın Ankara ziyareti onuruna dikilmiştir.[15][88] Julian Sütunu, Belkıs Minaresi olarak da adlandırılır.[100]

Kentteki en önemli Selçuklu yapısı olan Akköprü, Yenimahalle ilçesinin Varlık Mahallesi'nde bulunur. Köprü Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad zamanında yaptırılmıştır.[53][54]

Çağdaş yapılar
Ankara'da çağdaş yapılar içinde en önemlileri Atakule, Kocatepe Camisi, ve Armada'dır.

Atakule, Çankaya'nın Cinnah Caddesi ile Çankaya Caddesi'nin kesiştiği, Zübeyde Hanım Meydanı'nda bulunur. Cumhurbaşkanlık ve Başbakanlık konutlarının yakınındadır.[101] Bu iş merkezi, Ankara'nın başkent oluşunun 66. yıldönümü nedeniyle 13 Ekim 1989'da açılmıştır. Ankara'nın açılan ilk, Türkiye'nin ikinci alışveriş merkezi olan Atakule, 125 m yüksekliğe ve kulenin tepesinde döner restorana sahiptir.[102][103][101]

Kentin çağdaş yapılarından Armada.Çankaya'nın Kocatepe semtindeki Kocatepe Camisi'nin yapımına 1967'de başlanmış ve 1987'de bitirilmiştir. 88 m uzunluğunda dört minaresi vardır.[104] Ana mekânı 4 fil ayağı üzerine oturan bir merkezi kubbe ile dört yarım kubbeden oluşur.[105]

Cumhuriyet döneminde yapılan diğer bir önemli cami olan Maltepe Camisi, Çankaya'da bulunur. Mimari açından Osmanlı mimarisi'ne benzeyen cami, yeşil bir kubbeye sahiptir. Eni 20 m, boyu 20 m yüksekliği 30 m olan Maltepe Camisi, beyaz taş ve tuğladan inşa edilmiştir. Caminin birer şerefeli 50 m yüksekliğinde iki minaresi vardır. Minarelerde 142 merdiven ile şerefeye çıkılır.[106]

Armada, 133 m yüksekliğinde, 33 katlı bir iş merkezidir. 28 Eylül 2002'de açılan yapının 4. katında, alışveriş merkezi olan yapının diğer katlarında stüdyo daire şeklinde, evler bulunmaktadır. Anteni ile birlikte yüksekliği toplam 140 m'dir.[107]

Şenlikler
Kentte geleneksel hale getirilen birçok şenlik vardır. Ankara'daki sinema alanındaki önemli organizasyonlardan biri Ankara Uluslararası Film Festivali'dir.[108] 1998 yılından beri düzenlenen festival, belgesel, uzun film ve kısa film yarışmaları barındırır. Yaklaşık 17 dalda ödül dağıtılır.

Tiyatro alanındaki önemli bir şenlik, Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf tarafından 1996 yılından beri gerçekleştirilen Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali'dir.[109] Bunların dışında Ankara'da 1983'ten beri Ankara Uluslararası Müzik Festivali[110] ve 1996'dan beri de Ankara Caz Festivali gerçekleştirilir.[111]

Eğitim
Eğitim ve öğretim açısından Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri olan Ankara'da 150'den fazla ilk ve orta dereceli okul ile halk eğitim merkezi vardır.[112] Ayrıca on üniversite ve bir harp okulu hizmet vermektedir. Bu üniversiteler il genelinden öğrencilere eğitim verdiği gibi, il dışından ve öğrenci değişim programları ile yurtdışından gelen öğrencilere de eğitim vermektedir.[113][114][115]

Üniversiteler

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya FakültesiAna madde: Ankara'daki üniversiteler
Ankara'da bulunan üniversitelerin bir bölümü Türkiye'nin[116], bir bölümü, Avrupa'nın ve dünyanın en önemli üniversiteleri arasında gösterilir.[117] Ayrıca Ankara'nın altı yaş ve üzeri nüfusunun 442.315'i en az bir üniversiteden mezun, 44.598'i yüksek lisans mezunu, 16.239'u ise doktora mezunudur.[118]

Ankara'da eğitim veren üniversiteler şunlardır:

Devlet: Ankara Üniversitesi[119], Gazi Üniversitesi[120], Hacettepe Üniversitesi[121], Orta Doğu Teknik Üniversitesi[122]
Özel: Atılım Üniversitesi[123], Başkent Üniversitesi[124], Bilkent Üniversitesi[125], Çankaya Üniversitesi[126], TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi[127], Ufuk Üniversitesi[128]
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin karacı muvazzaf subay ihtiyacını karşılayan ve 1834'te Mekteb-i Harbiye adıyla İstanbul'da kurulan Kara Harp Okulu, 1936'da Ankara'ya taşınmıştır.[129] 1991 yılından beri, 4 yıllık askeri eğitimin yanı sıra, lisans düzeyinde sistem mühendisliği eğitimi vermektedir.[130]

Spor

MKE Ankaragücü ve Gençlerbirliği'nin resmi stadı Ankara 19 Mayıs Stadyumu. Futbol
Kentte en çok rağbet gören spor futboldur. Kentin Turkcell Süper Lig'de bulunan üç spor takımı vardır. Bunlar: MKE Ankaragücü, Ankaraspor, Gençlerbirliği'dir.[131] Ankara bu sayıyla İstanbul'un ardından Turkcell Süper Lig'de en çok takımı bulunan kenttir. 2008-2009 sezonunu bu takımlardan MKE Ankaragücü 13., Ankaraspor 10., Gençlerbirliği 15., Hacettepespor 18. sırada tamamladı.[132] . Bu takımlardan MKE Ankaragücü, Gençlerbirliği ve Hacettepespor, 19.209 kişilik Ankara 19 Mayıs Stadyumu'nu[133], Ankaraspor 19.626 kişilik Yenikent ASAŞ Stadyumu'nu kullanmaktadır.[134]

Basketbol
Kent, İstanbul'da düzenlenen[135] 1959 Avrupa Basketbol Şampiyonası'ndan sonra Türkiye'de düzenlenen ikinci Avrupa Basketbol Şampiyonası'na 2001 yılında ev sahipliği yapmıştır.[135][136] Bu şampiyonada Türkiye Millî Basketbol Takımı, Yugoslavya'nın ardından ikinci olmuştur.[137] Ankara, 2010 FIBA Dünya Basketbol Şampiyonası'na[138] ev sahibi olan dört şehirden biridir. Kentin basketbol takımları, Beko Basketbol Ligi'nde TED Ankara Kolejliler ve Türk Telekom Basketbol Takımı, Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi'nde Çankaya Üniversitesi Spor Klübü'dür. Bu takımlardan Türk Telekom Basketbol Takımı, üç kez Cumhurbaşkanlığı Kupası, iki Kez Türkiye Kupasını kazanmıştır.[139]

Kardeş kentler
Ankara'nın 37 tane kardeş kenti vardır. İzmir Caddesi'nde Ankara'nın 2003 yılına kadarki kardeş kentleri için bir anıt bulunmaktadır.[140][141][142]

Afrika
Addis Ababa, Etiyopya (2006)[143][144]
Kahire, Mısır (2004)[143]
Hartum, Sudan (1992)[143]
Kinşasa, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (2005)[143]
Mogadişu, Somali (2000)[143]
Amerika
Havana, Küba (1993)[143]
Santiago, Şili (2000)[143]
Asya
Aşkabat, Türkmenistan (1994)[143]
Astana, Kazakistan (2001)[143]
Pekin, Çin Halk Cumhuriyeti (1990) [143][145]
Bişkek, Kırgızistan (1992)[143]
Duşanbe, Tacikistan (2002)[143]
Hanoi, Vietnam (1998)[143]
İslamabad, Pakistan (1982)[143]
Kabil, Afganistan (2003)[143]
Kuala Lumpur, Malezya (1984)[143]
Kuveyt, Kuveyt (1994)[143]
Manama, Bahreyn (2000)[143]
San'a, Yemen (2006)[143]
Seul, Güney Kore (1971)[143][146]
Taşkent, Özbekistan (2004)[143]
Ulan Batur, Moğolistan (2003)[143]

İzmir Caddesi'nde bulunan ve 2003 yılına kadarki kardeş kentleri gösteren anıt.Avrupa
Bükreş, Romanya (1998)[143]
Budapeşte, Macaristan (1992)[143]
Kişinev, Moldova (2001)[143]
Dipkarpaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (1986)[143]
Kazan, Rusya (2005)[143]
Kiev, Ukrayna (1993)[143][147]
Minsk, Beyaz Rusya (2007)[143][147][148]
Moskova, Rusya (1992)[143][147]
Priştine, Kosova (2005)[143]
Saraybosna, Bosna-Hersek (1994)[143]
Üsküp, Makedonya (1995)[143]
Sofya, Bulgaristan (1992)[143]
Tiflis, Gürcistan (1996)[143]
Tiran, Arnavutluk (1995)[143]
Ufa, Rusya (1997)[143]
Zagreb, Hırvatistan (2008)[143][149]