
Küçükçekmece
Küçükçekmece, İstanbul'un batısında aynı adlı gölün çevresinde kurulmuş bir ilçedir. 1987 yılında, ikisi köy (Kayabaşı ve Şamlar), 25'si mahalle olmak üzere toplam 27 yerleşim yeri Bakırköy ilçesinden ayrılarak kurulmuştur. Bugünkü sınırlarına, 1992'de Avcılar'ın, 2009'da Başakşehir'in ilçe olmasıyla kavuşmuştur. 2009 itibarıyla 21 mahalleden oluşmaktadır.
Küçükçekmece adinin kaynağı konusunda, tarihçiler arasında değişik görüşler mevcuttur. Hakkı Raif Ayyıldız bir yazısında; bölgenin Küçükçekmece adını almasını şöyle anlatmaktadır:
"Batağa gayet kalın kazıklar çakılmış ve aralarına halatlar gerilmiştir. Yolcular büyük bir sala dolar, salcılar da salı çeke çeke kanalın öte yakasına yüzdürüp götürürlerdi; bunlardan ötürüdürki, iki gölün geçitlerine "Küçükçekmece" ve "Büyükçekmece" adları verilmiştir.
"Çekme" adı, bu bölgede olan çöküntülere bağlanmaktaysa da, gerçeğe en yakın varsayımın, göle giren balıkları tutmak için kanala konmuş olan ve yukarı çekilerek açılan kafesli setlerden dolayı verilmiş olduğu söylenebilir. Kaldı ki, eski Osmanlı Vakıf defterlerinde de bölge "Çekmek-i Küçük"olarak anılmaktadır.
Öte yandan "küçük" olarak adlandırılan göl, gerçekte "büyük" olarak adlandırılandan daha büyüktür. Adlandırmadaki bu terslik, göller üzerindeki köprülerin uzunluğuna da bağlanabilir.
Küçükçekmece Tarihi Bilgiler Posted on admin on Ocak 20, 2010 // Leave Your Comment Küçükçekmece kasabasının yerindeki en eski yerleşmenin arkeolojik izleri henüz bulunmamıştır. Fakat denizden ince bir kanalla ayrılan ve içine bazı akarsuların döküldüğü Küçükçekmece gölünün ilk insanların yaşamaları için gerekli vasıflara sahip olduğu bellidir. Gölün kuzey kıyısında, bir yer altı suyunun açtığı kabul edilen Yarımburgaz Mağarası 1870 ‘ den beri bir çok jeolog ve antropolog tarafından incelenerek, burada tarih öncesinde insanların yaşadığı ortaya konulmuştur. Küçükçekmece, Byzantion’u batıya bağlayan yolun üzerinde bulunan bir menzil yeri olarak tarih içinde gelişme imkanı bulunmuştur. Roma çağında Küçükçekmece kasabasının öncüsü Rhegium köyüdür. Burada genişçe bir yerleşmenin varlığı da göl çevresinde çeşitli yerlerde bulunan M.Ö.II.-M.S. II. Yüzyıllara ait kitabeler ve mezar stellerinden anlaşılmaktadır. Ne yazık ki bu kitabelerin hiçbirinde de yerin adı verilmemiştir. Roma devrinde imparatorluk yollarının mesafelerini gösteren Tabula Peutingeriana’da Byzantion’ un 12 mil ( = 18 km. ) batısında Regium işaretlenmiştir. Böylece gerçek adı Rhegion olan bu durak yerinin Roma devrinde bir kasaba olarak yaşadığı kesinlik kazanmaktadır. Rhegion kasabası hakkında en etraflı bilgi VI. Yüzyıl yazarlarından Prokopios tarafından verilir. İmparator Justinianos’ un yaptırdığı veya ihya ettirdiği eserlerden bahsederken, onun şehrin dışındaki Strongylon denilen yuvarlak bir kaleden itibaren Rhegion’ a kadar olan arazinin yağışlarda bataklık haline geldiğini ve yolcuların büyük sıkıntı çektiklerini görerek, burada iri taş blokları ile kaplatarak daha kullanışlı biçime soktuğunu bildirir. Bu yol Rhegion’ a kadar iki arabanın rahatça geçebileceği genişliktedir. Göl ise denizden ince bir kara parçası ile ayrılmıştır. VI. yüzyılda Myrina’ lı Agathias, Rhegion’ un İstanbul’ un bir limanı, bir demiryeri olduğunu bildirir. İstanbul’un fethinden sonra, 1455’ de Fatih Sultan II. Mehmet Edirne’den dönerken, Rhegion köprüsünün de tamirini emretmiştir. Ayrıca yolu ıslah ettirdiği gibi, konaklama yerleri de yaptırmıştır. Böylece Rhegion yeniden Osmanlı İmparatorluğunun başkenti İstanbul’u Batıya bağlayan kervan yolunun üzerindeki menzil yerlerinden biri olarak önem kazanmıştır. Bu suretle burada bir Türk kasabası da doğmaya başlamıştır. Ancak, Türk kasabası, eski kalıntıların olduğu tepede değil, bu tepenin batı yamacında ve gölün kıyısındaki düzlükte yayılmış, yamacın üst kısımları ise mezarlık olmuştur. Türk devrinde buraya Çekme-i küçük, sonraları Küçükçekmece denilmiştir. Buradaki küçük terimi göl için değil köprü için geçerlidir. Çünkü Küçükçekmece gölü alanı bakımından Büyükçekmece gölünden daha büyüktür. Halbuki Büyükçekmece’ nin köprüsü berininkinden kıyaslanamayacak derecede uzundur. Çekme veya Çekmece terimi için ise birçok hipotezler olmakla beraber bunların hiçbiri kesinlikle inandırıcı değildir. Göle giren ve çıkan balıkları yakalamak için kanala konulan yukarı çekilerek açılan kafesli barajdan dolayı bu adın verildiği yolundaki hipotez şimdiki halde en inandırıcı gibi gözükendir. Batılılar ise bütün Osmanlı devri boyunca buraya İtalyanca olarak Ponte piccolo ( = Küçük Köprü ) şeklinde adlandırmayı tercih etmişlerdi. Önemli bir sefer ve kervan yolunun üzerinde olduğundan Küçükçekmece ve köprüsü özel bir duruma sahip olmuştur. Bazı belgelerden, köprünün tamiri için burada 1498/99 dan itibaren altı kişilik devamlı ufak tamirler yapan ekibin bulundurulduğu anlaşılıyor. Köprü 1509 depreminde ve 1563 sel felaketinde zarar görmüş ise de derhal onarılmıştır. Ayrıca 1735/36 ve 1861/62 de de tamir görmüştür. Osmanlı devri içlerinde ticaret gemileri Büyük ve Küçükçekmece önlerinde demirleyip mal boşaltabiliyorlardı. Küçükçekmece’ nin bir Türk kasabası olarak gelişmesinde en önemli katkısı olan şahıs Kanuni Sultan Süleyman devrinde bir yıl kadar Başdefterdar olan Abdüsselam Bey (veya Çelebi) dir. Göle bakan yamaç da bir cami, medrese ile bir zaviye imaret yaptırmış, oradaki pek çok mülkü bu hayır kuruluşlarına vakfetmiş ve 1526/27’ de öldüğünde de geniş bir bahçe içindeki zaviyesi yanına gömülerek, üstüne bir türbe yapılmıştır. Osmanlı devrinde Padişahlar, Bizans çağında olduğu gibi bu bölgede avlanıyorlardı. Bunun için Küçükçekmece yakınlarında bazı kasırlar ve köşkler yapılmıştır. Bunlar Harami deresinde, Halkalı’ da, Yeni Bosna’da, Florya’ da bulunuyordu. Gölün batı kıyısında ise Sultan köşkleri harabesi adında bir yer vardır. XIX. yüzyıl başlarında Küçükçekmece dolaylarında Türk harp sanayi bakımından önemli bir tesisin kurulduğu görülür. 1699’ dan beri şimdiki Ataköy’ de eski İskender Çelebi bahçesi ve köşkü yarinde çalışan Baruthane’ ye ek olarak Küçükçekmece gölünün kuzey- doğusunda Büyük Azatlı Baruthanesi yapılmıştır1795/96’ da birkaç ay içinde yapımı bitirilen bu yeni baruthane için 1804’ de Şamlar köyü kuzeyinde güzel bir de bend yapılmıştır. XIX. Yüzyılın ilk olarak yarısı içinde birkaç defa genişletilen Azatlı baruthanesi 1877/78 Türk-Rus savaşı ile çalışmasını durdurmuştur. XIX. Yüzyılda Küçükçekmece askeri bir önem kazanmıştır. Çünkü geçen yüzyılda Rus ordularının Rumeli ye yayılmaları ve İstanbul’u tehdit etmeleri ciddi bir tehlike halini almış bulunuyordu. O çağın strateji uzmanları tabii bir engel olarak gördükleri Çekmece’ lerden itibaren başlayarak bir savunma hattının İstanbul’ u kurtaracağına inanıyorlardı. Moltke ve Mackintosh gibi yabancı generaller bu görüşleri eserlerinde açıkça belirtirler. XIX. yüzyıl ortalarında, 1853’de yüzbaşı G.Rhodes’ in gördüğü Küçükçekmece üç yüz kadar nüfuslu ve seksen evli bir kasabadır. Burada pek az sayıda Rum da yaşamaktadır. Kasabanın kesin çöküntüsü 1877/78 Türk-Rus savaşı ile olmuştur. Yeşilköy’e kadar ilerleyen Rus ordusu Küçükçekmece’ nin az doğusunda olan Kalatarya ( veya Galtaria) da karargahını kurmuş, bu arada söylentiye göre kasaba da yanmıştır. Ruslar sonraları karargahın yerinde, Küçükçekmece’ nin iki kilometre kadar güney- doğusunda 1894-1898 yılları arasında Rus üslubunda ve dev ölçüde bir anıt kilise yapmışlardır. 1914’ de yıktırılan bu anıtın bazı temel izleri yakın tarihlere kadar görülüyordu, şimdi ise burada Basın sitesi vardır. Küçükçekmece yakınında geçen yüzyıl sonlarında Fransız sermayesi ile kurulan bir kibrit fabrikası da fazla verimli olmadığı için çalışmalarını durdurmuştur. Baruthaneyi takip eden bu fabrika, bu bölgedeki sanayi tesislerinin öncülerinden sayılabilir. Fakat Küçükçekmece kasabası artık günden güne sönmekte idi. Bunun başlıca sebepleri, geçen yüzyıl sonlarına doğru şöylece sıralanır: 1. Buradan geçen akınlar ve çevredeki asayişsizlik, 2. Gölün etrafındaki bataklıklardan kaynağını alan sıtma, 3. Ticaret yolunun değişmesi. Gerçekten artık ticaret yolu denize kaymış ve İstanbul’ dan kalkan vapurların ilk iskelesi Tekirdağ’ı olmuştur. Tren yolu buradan geçirildiğinde ise artık Küçükçekmece ölmüştü. 1894 ‘ de İstanbul ‘ da büyük zararlara yol açan depremde kasaba harap olmuş, cami ile Rum kilisesi ve okulu yıkılmıştır. 1900 de burayı Yarımburgaz mağaralarını inceleyen R. Bousguet, Küçükçekmece’ yi sefil bir köy olarak görür. Türklerin bir cami ile bir türbeleri Rumların ise Hagios Georgios adına bir kiliseleri ile bir okulları vardır. Nüfusun yarısı Türk yarısı ise Hıristiyan dır. Küçükçekmece dolaylarında Aya Mama çiftliğinde 1847 de açılan Ziraat okulunun kısa süre sonra kapandığı fakat 1889 da Halkalı da daha genişletilmiş olarak yeniden kurulduğu da bilinir. Büyük yapılara sahip olan Halkalı Ziraat okulu Küçükçekmece çevresinin en eski Eğitim müessesesi olarak hala devam etmektedir. Çekmece gölünün etrafında öteden beri pek çok çiftlikler vardı. Sahiplerinin adları ile tanınan bu çiftliklerden kuruluş itibariyle sonucu eski Baruthane arazisinin 1908 den sonra satılması ile Resne’li Niyazi Bey ailesinin mülkü olmuştur. Bugün bu çiftliklerin hemen hepsi ortadan kalkmış ve arazileri yerleşme yerleri olmuştur. Resne’li çiftliğinin büyük kagir köşkünün harabesi henüz durur. 1878 yılı Salnamesinde nüfusu 1824 kişi olan Küçükçekmece ilk Dünya savaşına kadar yarı Türk, yarı Rum halkı olan ufak bir kasaba iken 1912’ den itibaren nüfus dalgalanmalarına sahne olmuştur. Balkan savaşı ile buraya 1912 de Bulgaristan dan gelen göçmen Türkler yerleşmiş, 1923’ den sonra ise müdahale ile giden Rumların yerlerini Yunanistan dan gelen Türkler almıştır. 1928 de Küçükçekmece’ ye yerleşen küçük bir kazak topluluğunun gölde çok başarı ile havyar elde ettikleri bilinir. Sonraları bu topluluk buradan ayrılmıştır. 1953’ de ikinci bir dalga olarak Yunanistan ‘ dan yeni göçmenler gelmiş, bunu 1954 ‘de Yugoslavya ile Bulgaristan’dan gelenler takip etmiştir. Nihayet 1960 ‘da Kastamonu çevresi Ermenilerin buraya gelip yerleşenler olmuştur. 1955 ‘ de büyük Londra yolunun yapılması 1951 ‘de Sirkeci Halkalı banliyö hattının açılması Küçükçekmece’ nin gelişmesine yardımcı olmuştur. Önce Çatalca ‘ nın bir köyü iken 1908 ‘ de Bakırköy ilçesine bağlanan Küçükçekmece ‘ de 1956 ‘ da Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1935 ‘de nüfusu 706, 1941 ‘ de ise ancak 780 olan Küçükçekmece, 1950’ den sonra büyük bir hızla gelişerek küçük bir şehir görüntüsü almıştır. Bugün Belediye sınırları içinde nüfusu 5900’ e ulaşmış bulunuyor. Türk devri eserlerinden Çarşı Camii’ nin de esası Fatih devrine ait olarak kabul edilmektedir. Evliya Çelebi’ nin içten ahşap kubbeli olarak görüldüğü bu eser, 1809 ‘ da Sadrazam Yusuf Ziya Paşa tarafından yeniden yaptırılmış, 1894 depreminde kısmen yıkıldığından onarılmış, nihayet 1965 ‘ de genişleterek yeni bir minare inşa edilmiştir. Küçükçekmece ‘nin ikinci camii olan Tekke Camii, Defterdar Abdüsselam Bey tarafından yamaçta Medrese ve zaviye- imaret ile birlikte 1526’ a doğru yaptırılmıştır. Vakfiyesinde mimarisi hakkında bilgi olan bu eski eser ortadan kalkmış yerine 1967 ‘ de yeni bir cami yapılmıştır. Medrese ise büyük bir ihtimal ile Mimar Sinan tarafından yapılmıştı. Bugün bundan da bir iz yoktur. Abdüsselam Bey’in mezarı üstüne yapılan altıgen biçimli türbe, fazla bir sanat değeri olmayan basit kubbeli bir yapıdır. Bir vakitler etrafını güzel ve çok bakımlı bir bahçenin çevirdiği Abdüsselam kompleksinin orijinal yapısından bugün sadece klasik üsluba uygun, çok harap, kitabesiz bir çeşme kalmıştır. Avlu yapısı dışında ve duvara bitişik olan diğer büyük bir çeşme ise kitabesine göre 1795/96’ da yapılmıştır. Küçükçekmece’ nin yakın çevresinde, bilhassa gölün etrafındaki kıyılarda bir çok eski kalıntı ve yapı izleri, mimari parçaları görülmektedir. Bugün gittikçe yoğunlaşan inşaat bu izleri hızla silmektedir. Altın Şehir ‘ de ve gölün kuzey ucunda iki Bizans devri sarnıcı olduğu gibi, batı kıyı da devri anlaşılmayan küçük bir kale harabesi vardır. Gölün doğusunda, Safra köyünde ise dış yüzleri silah kabartmaları ile süslü ilgi çekici bir ilk çağ lahdi bulunmuştur. Gölün kuzey ucunda Altınşehir’e 1538/39 tarihli Kethüda Mustafa Ağa çeşmesi ise İstanbul’ un en eski kitabeli ve bir sanat varlığına sahip çeşmesi olarak özel değeri olan bir anıttır. Kaynak : Küçükçekmece Belediyesi ekleyen SALİM YILMAZ
Göller ve akarsular
Küçükçekmece Gölü
İstanbul'un 15 km batısında yer alan ve 14 km’ lik bir alan kaplayan Küçükçekmece Gölü;son jeolojik dönemdeki buzullaşmanın erimesiyle,denizlerin seviyelerinin yükselmeleri sonucu,Çanakkale Boğazı’nın yarılarak Marmara Çukurunun dolması,bu deniz istilasıyla eski vadi ağızlarının boğularak ’’ria ’’ ların ortaya çıkması sonucu önce koy,zamanla da kıyı kordonuyla kaplanarak lagün haline gelmesiyle oluşmuştur.
Gölün ağız kesimi kıyı kordonu ile kapalı olmasına rağmen,gölün denizle ilişkisi 1.5 metre derinliği olan bir geçitle sağlanmaktadır.Bu nedenle,gölün suyu yarı tuzludur.Ancak,son zamanlarda yapılaşmanın artması,gölün besleyen akarsuların cılızlaşması nedenleriyle,bu geçit ender olarak bağlantı sağlayabilmektedir.
Çevresinde eosengre ve kalkerleri ile üst miyosen kum marn ve kalkerleri bulunan Küçükçekmece Gölü,doğusundan Nakkaş Deresi,batısından Eşkinoz Deresi ve bunlar arasındaki Sazlıdere’den beslenmektedir.
Küçükçekmece Gölü’nde, eskiden bol miktarda balık bulunurken, 1970’lerden sonra evsel ve sanayi atıklarla gölün kirlenmesi sonucu, balıkların yaşamı olumsuz yönde etkilenmiştir.
Bu kirlilik, göl suyunun Büyükçekmece Barajına aktarılarak kullanım projesini de engellemiş olup 1992’debitirilen isale hattı kullanılamamıştır,
Küçükçekmece Gölü’nün kirlenmesini engellemek amacıyla başlatılan kollektör çalışmaları ise yarım kaldığı için, sanayi atıkları büyük ölçüde azalmış olsa da, evsel atıklar hala göle akmaktadır. Bunun sonucu olarak Küçükçemece Gölü halen tamamen ötrofik (sucul ortamlar-"daki fosfatlı ve azotlu besinlerin aşırı çoğalması sonucu oksijenin azalması. su kalitesinin kötüleşmesi, yeşillenme) durumdadır.
4 Haziran 1999’da, Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu tarafından organize edilen ve Küçükçekmece Belediyesi’nin de destek verdiği, "Küçükçekmece Gölü’nde Çevre Sevgi Zinciri" etkinlik projesiyle, gölün kurtarılması için henüz geç kalınmadığı vurgulanmış, çözüm önerileri sunulmuştur.
Sazlıdere
Yaklaşık 40 km. uzunluğunda olan Sazlıde.re, İstanbul’un Küçükçekmece Gölü’ne dökülen en önemli akarsuyudur. Dursun Köyü’nün güneyindeki’ Küçük
su havzalarının sularını toplayarak, güneydoğu yönünde akar. Küçükçekmece Gölü’nün yakınlarında tabanını genişleterek göle dökülür. 84 km2 yağış alana sahip Sazlıdere’nin, Bosna istasyonu’ndaki ortalama debisi 0.928 m3/sn. olup, yıllık ortalama su hacmi 35 milyon m3 dolayındadır. Sazlıdere’nin eski Samlar Köyü’nü de içine alacak şekilde baraj haline getirilmesi ve su tutması için kapaklarının kapalı olması nedeniyle, Küçükçekmece Gölü, kendini besleyen bu önemli kaynaktan mahrum kalmıştır.
NakkaÅŸ Deresi
Küçükçekmece Gölü’ne dökülen ikinci önemli akarsuyudur Küçükçekmece Gölü’nün Kuzeyinde kalan küçük havzasının sularım toplayan Nakkaş Deresi, yaklaşık 43 km2 yağış- alanına sahiptir. Debisi ortalama 0.344 m3/sn, yıllık ortalama su hacmi 14 milyon m3’dür.
üçükçekmece geniş düzlükler halinde az dalgalı (engebeli) bir alana yayılmıştır. Deniz ve göl kıyılarında içerilere doğru yükseltiler artar. Kuzeydeki tepelerde yükseklik 200 metreyi bulur. Vadiler oldukça belirgin görünümdedir, ilçemizdeki gölün morfolojik (biçim) yapışı nedeniyle tam ve tipik bir lagün (yalı) gölüdür. Dünyada pek ender oluşan lagün göllerden birisidir ve bir doğa harikasıdır.
İlçemiz alanında kalan akarsular uzunlukları, kısa ve su rejimleri, debileri, düzensizdir. Bir kesimi hızlı kentleşme ve sanayileşme nedeniyle yerleşme ve sanayi alanları içinde kalmış oldukları için sanayi ve kentsel atıkları denize boşaltan derelere dönüştüler.
Küçükçekmece İlçesinin tarihi bir bakıma İstanbul’ un tarihidir. İstanbul’a egemen olan bir imparatorluk Küçükçekmece yöresinde egemen olmuştur. Küçükçekmece’nin yüksek kesimlerinde REGİON adlı bir bölge vardır. Roma İmparatorluğu’ nu Bizans’a bağlayan en önemli yollarından VİAEGNETİA, Region’ dan geçerdi. Yüzyılın ortalarında büyük bir deprem de, bunların yıkıldığı çeşitli kaynaklarda ifade edilmiştir. Küçükçekmece İlçesinin en eski yerleşim yeri, Küçükçekmece gölünün kuzey kesiminde bulunan Yarımburgaz mağaralarıdır. Buralara paleotik çağdan itibaren yerleşme başlamıştır. Tarihi Paleotik çağa uzanan bu bölgedeki tarihi yerler, Günümüz öncesi 730.000 ila 130.000 yılları arasını kapsayan Yarımburgaz Mağaraları, M.Ö.2.Yüzyıl-M.S.2. yüzyıllar arası Region kitabeleri. Yavuz Sultan Selim’in has defterdarı Abdül Selami Bey Türbesi Tekke ve Zaviyesi, 17.Yüzyıl Mimar Sinan Köprüsü ve 18.Yüzyıl Küçükçekmece Meydanı Çeşmesi’dir. Cumhuriyet döneminde ise yoğun nüfus akımı 1950’ den sonrasına rastlamaktadır.
Nüfus
Bölgede yoğun nüfus artışı Cumhuriyet sonrasında, 1950'lerde başlamıştır.
Küçükçekmece İlçesi
Yıllara Göre Nüfus
1935 1,806
1940 2,280
1945 2,487
1950 3,097
1955 6,871
1960 16,544
1965 37,003
1970 74,769
1975 119,293
1980 182,715
1985 338,778
1990 479,419
1997 460,388
2000 589,139
2007 785,392
2009 674,795
22 Ekim 2000 tarihinde yapılan genel nüfus sayımına göre 1.004'ü köylerinde, 597.135'i merkezinde olmak üzere toplam 589.139'dir. Nüfus artışı % 0,66 düzeyindedir. Okur yazar oranı %80'dir. Nüfusun geneli düşük gelirli isçi ve memurdur. 1992'de Avcılar'ın, nüfusu 500.000'e yaklaşan Küçükçekmece İlçesi'nden ayrılmasıyla, ilçe nüfusu 125.000-130.000 azalmış, ancak bu bölünmeye rağmen eski nüfusunu geçmiştir. 1970'lerde çok boş ve çok sakin olan Küçükçekmece, 1980'lerde İstanbul'da gecekonduların hızla artmasıyla Küçükçekmece'de ki nüfus birden 100.000'i geçmiştir. Küçükçekmece'nin semti olan Sefaköy ise 1970'lerde 2000 iken,1975'te 6000'e ulaşmıştır. 1980'lerde ise 10.000'i geçen Sefaköy, Tez Yuvam ve Tez kent gibi siteler yapıldıktan sonra 1988'te 25.000'e ulaşmıştır. 1990'da Apartmanlar ortaya çıkınca Sefaköy 45.000, Küçükçekmece 400.000'i geçmiştir. Şu anki Sefaköy'de nüfus 200.000 civarındadır. Küçükçekmece şu anki nüfusuyla 1.000.000 civarındadır.
Sosyal Hayat
İlçenin büyük bir kısmında yer alan yapılaşmalar, imar planı ve teknik şartlara uygun yapılmaktadır. Genellikle ferdi yapılaşmanın görüldüğü ilçede, 1990'lardan başlayarak "toplu konut" yapılaşmaları da hızlanmıştır. Özellikle, TEM Otoyolunun bu bölgeden geçmesi, İkitelli ile İstanbul arasındaki ulaşım seçeneklerini arttırmıştır. Dahası ulaşım süresinin kısalması sonucu bölge önem kazanmaya başlamıştır. Öte yandan gözle görülür oranda yapılan Organize Sanayi Bölgesi yatırımları, buradaki sanayinin gelişimini de hızlandırmıştır.
Küçükçekmece ilçesi, esasen yoğun bir sanayi bölgesi niteliğindedir. İlçede 200'nin üzerinde büyük fabrika, sanayi-ticari siteleri ile ilçe sınırlarında bulunan Belediye'ye kayıtlı yaklaşık 10.000 sanayi işletmesi ve atölye mevcuttur. Bu nedenle de, nüfusun yoğunluğunun işçiler ve onların ailelerinden oluşturtuğunu söyleyebiliriz.
Elektrik, Su-Kanalizasyon Hizmetleri,kaçak yapılaşmanın olduğu istisnai yerleşimler dışında ulaştırlmıştır. Ancak plansız ve kaçak yapılaşmanın olduğu bölgelerde yapılarda kaçak elektrik kullanılmaıldığı görülmüştür.
İlçenin sınırları içinde, son dönemde yapılan 80.000 kişi kapasiteli Atatürk Olimpiyat Stadı ve 49 kooperatif ve 33.000 iş yeri bulunan İkitelli Organize Sanayi Bölgesi gibi yatırımlarla ilçe hızlı gelişimini sürdürmektedir.
2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'un Kültür ilçesi Küçükçekmece'de modern mimarisi ve teknik açıdan son derece donanımlı altyapısıyla, her türlü sosyal ve kültürel etkinliğin rahatlıkla gerçekleştirilebileceği Cennet Kültür ve Sanat Merkezi (CKSM), Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi (HKSM) ve Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi (SKSM) mevcuttur. İlçe hassas bir konumdadır. Türkiye’ nin her yöresinden gelen farklı, ırk, dil ve mezhebe mensup insanlar 5 yıl içinde bölge nüfusunu 2-3 kat arttırmıştır. Tamamen polis denetiminde olan bölgemizde koruyucu güvenlik hizmetlerinde ve suç oranının azaltılmasında başarılı olabilmek için öncelikle polis araç - gereç sayışım artırılması gerekmektedir. Bu gün her mahalleye birer asayiş ekibi ve üç önemli noktaya birer trafik ekibi verilmediği sürece başarılı emniyet hizmetinin halka verilebileceği iddia etmek mümkün değildir. İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı 3 Polis Merkezi Amirliği ve 3 Polis Noktası ile idari Büro, E.K.K.M, Sivil Savunma Hizmetleri, Bilgi İşlem, Genel Disiplin, Siyasi Büroya bağlı terörle mücadele, Güvenlik Büro, Koruma Büro, Asayiş Büroya bağlı Asayiş Büro, Ekipler Büro, Ruh.Teb.İşl.Br. Amirliği, G.B.T Büro Amirliği, Çocuk Büro Amirliği, İdari Destek Büroya bağlı Personel Büro, Lojistik Büro, Araç Büro, Eğitim Büro,Trafik Tescil Bür ve Pasaport bürosu bulunmaktadır, l Emniyet Müdürü, 2 Emniyet Amiri, 15 Başkomiser , 10 Komiser, 5 Komiser Yardımcısı, 664 polis memuru, 11 G.İ.H.M., 22Bekçi, 1 Yardımcı Hizmetli olmak üzere toplam 735 personel görev yapmakta olup, toplam 170 personele ihtiyaç vardır.
735 mevcut personel, 48 adet çeşitli araç, ile 62 makineli tabanca, 13 sabit telsiz, 48 oto telsizi, 41 el telsizi, 100 çelik yelek, 13 projektör, 5 reflektör, 96 yağmurluk, 2 el dedektörü, 250 kelepçe, 14 kalkan, 350 cop, 9 megafon, 4 gaz maskesi, 13 projektör ile hizmet vermektedir.
Eğitim ve Kültür
İlçe genelinde 62 İlköğretim okulu, 10 Genel Lise (4 adedi Yabancı Dil Ağırlıklı Lise) 8 Meslek Lisesi, 3 Anadolu Lisesi ve 15 müstakil Anaokulu olmak üzere, toplam 96 adet resmi okul bulunmaktadır. Bunların yanı sıra, ilçede 1 Halk Eğitim Merkezi, 1 Çıraklık Eğitim Merkezi, 1 Sağlık Eğitim Merkezi, 1 Öğretmenevi ve 5 ayrı Kültür Merkezi bulunmaktadır.
Resmi okulların yanında, toplam 12 özel okul vardır. Bunların 3 adedi Anaokulu, 4 adedi İlköğretim okulu, 4 adedi Lise ve 1 adedi Akşam Lisesi'dir. Ayrıca 2005 yılında kurulan bir özel üniversite de (İstanbul Arel Üniversitesi) hizmete başlamıştır.istanbul aydın üniversitesinin açılması ile ilçedeki üniversite sayısı 2 olmuştur.
Küçükçekmece Milli Eğitim Müdürlüğü
Küçükçekmece ilçesi ve milli eğitim müdürlüğü 1988 yılında Bakırköy'den ayrılarak kurulmuştur.
Küçükçekmece'nin kuruluş yıllarında, bir mahalle konumunda olan Avcılar' da dahil olmak üzere bütün ilçede 52 okul ve 32 okul binası mevcuttur. Bina ve kurum arasındaki orantısızlığın sebebi aynı binanın farklı okullar tarafından kullanılmasından kaynaklanmaktadır. İlçede kuruluş itibariyle hiç meslek lisesi yoktur. Mevcut 4 lisede 80 kişilik sınıflarda ikili eğitim yapılmaktadır. var olan İlköğretim Okulu sayısı ise sadece bir' dir. Öğretmene hizmet verecek Dispanser, Lojman ve Öğretmenevi gibi hiçbir sosyal kurum yoktur. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ilk önce Gültepe İlköğretim Okulunun 2. katına taşınır, daha sonra devlet-vatandaş işbirliği ile aynı okulun üstüne kat çıkılarak tefriş ve tanzimi yapılır ve kurum İlçe Milli Eğitiminin beyni olacak şekilde teknoloji ile donatılır. Bir tane olan ilköğretim okulu sayısı 69'a, 4 olan lise sayısı 10'a, hiç olmayan meslek lisesi sayısı 10'a çıkartılır. Anadolu lisesi, Yabancı Dil ağırlıklı liseler M.L.O. okulları ve 15 ana okulu ile Küçükçekmece sadece İstanbul'da değil Türkiye çapında standartları zorlamaya başlar. "Kendi okulunu kendin yaptır. Okul yaptıramıyorsan derslik yaptır." kampanyaları sürekli ve sistemli bir şekilde yürütülerek ilçeye 50 bağış okul kazandırılmıştır.
Mesleki ve teknik eğitim ise İkitelli organize sanayi bölgesinin ilçemizde bulunması sebebiyle önemli gelişmeler kaydetmiştir. Kuruluştan bu yana geçen zaman içerisinde Küçükçekmece' de öğretmen sayısı yaklaşık 4000'e öğrenci sayısı ise 150.000'e ulaşmıştır. Sosyal ve Kültürel faaliyetler artarak devam etmiş öğretmenler ve Milli Eğitim çalışanları arasında birlik ve beraberlik sağlanmıştır. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü örgütünü yerleşik binalarla güçlendirirken bir yandan da yetişkin insanlarımızın tamamını eğitimden geçirmek amacı ile çok ve çeşitli kurslar açmaya devam etmektedir. Öğretmen ve öğrenciler arasında spor müsabakaları düzenlenerek iletişim güçlendirilmektedir.
Çevre şartları kullanılarak ihtiyacı olan öğrencilerimize giyecek, burs ve kitap yardımları yapılmaya devam edilmektedir.Çıraklık eğitim merkezi ve meslek edindirme kursları çalışmalarını sürdürmektedir. İlçemiz modern bir sağlık eğitim merkezi ile 58 .yatak kapasiteli bir öğretmen evine, kavuşturulmuş olup; bu gün ilçemizde 69 tane ilköğretim okulu, 10 tane genel lise, 4 tane Anadolu lisesi, 10 tane meslek lisesi, 15 tane anaokulu bulunmaktadır. 1 HALK EĞİTİM 1 MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİ bulunmaktadır,
Müdürlüğümüz İlçe Milli Eğitim Müdürümüz ve 5 Şube Müdürünün yönetiminde, Okul ve Kurumlarımızın değerli, çalışkan ve fedakar müdürleri, öğretmenleri ve hizmetli personeliyle mevcut başarısını sürdürmektedir.
Bu gün İlçe Milli Eğitim müdürlüğümüz teknolojinin sahip olduğu tüm yenilikleri kullanabilen çağdaş ve Atatürkçü düşünce anlayışına sahip vizyoner yönetim kadrosu ve çalışkan , deneyimli personeli ile hizmet vermektedir.
Yapılan bütün çalışmalar Atatürk İlke ve İnkılaplarının ışığında sürdürülen bir bayrak yarışıdır.
Amaç Atatürk'ün gösterdiği hedefe, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için eğitimin tek çare olduğunu alabildiğince geniş kitlelere anlatabilmektir.
Efsane
Zamanında gölün olduğu yerde bir köy varmış. Kış aylarından birinde bir gün bir adam artık dilencimi kaçakmı bilinmez yaşlı başlı bir ihtiyar ev ev gezip yiyecek dileniyormuş. Kimin kapısını çalsa; -Hadi git buradan pis dilenci! , şeklinde laf atılıyormuş kendisine. En sonun da bir eve gelmiş ki kapıyı genç bir kız açmış adama sıcak bir kahve ve ekmek vermiş. Adam da daha sonra oradan minnettar bir şekilde ayrılırken; -Kızım sana bir nasihatim var eğer günün birinde bu köyü terkedecek olursan sakın arkana bakma! , demiş. Ve bir an içinde şiddetli tipinin içind gözden kaybolmuş. ... Aradan yıllar geçmiş bizim yardımsever kızımız serpilmiş çoluk çocuğa karışmış torunları olmuş ve ailesi bir bir köyden başka yerlere göç etmiş. Gün gelmiş demiş ki kendi kendine; -Ben neden burada kalıyorum ki böyle bir başıma. Hazırlanmış gücü yettiği kadar ve köyün yanındaki tepeye varmış en kısa sürede. Gitmeden son bir şu güzelim köyüne bakmaya yeltenmiş ki, tam arkasını dönerken gençliğinde ihtiyarın söylediklerin anımsamış. Ama artık olan olmuş, dağların arasında nerden geldiği belli olmayan bir sel basmış köyü herkes ve her şey köyde ne var ne yoksa sular altında kalmış
- Emre's blog
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Yazıcı-dostu sürüm
- 399 okunma
- Send to friend
