Sponsor Bağlantılar
SPONSOR


Eyüp


Eyüp İstanbul sohbet
İstanbul Eyüp sohbet odaları, Eyüpte bulunan arkadaş ve yakınlarınız ile sohbet edebileceginiz, eğlenceli ve hoş vakit geçirebilecegiz sohbet odaları ve chat siteleri,

Esenyurt, İstanbul‘un Büyükçekmece ilçesinin semtlerinden biriyken, 2008 yılında Kıraç beldesi ile birleştirilerek ilçe olmuştur.

Eyüp, İstanbul ilinin Avrupa yakasında yer alan bir ilçesi. 1936’da Fatih, Sarıyer ve Çatalca ilçelerinin bir bölümüyle kurulan Eyüp ilçesinin yüzölçümü 242 km²’dir. 21 mahallesi ve 7 köyü bulunan Eyüp ilçesinin nüfusu 2013 yılındaki ADNKS verilerine göre 361.531’dur. İlçe’nin Haliç’in iç kesiminde kısa bir sahil şeridi vardır. Kurulduğunda bugünkü Gaziosmanpaşa’nın ve Bayrampaşa ilçelerini de kapsayan Eyüp bugünkü sınırlarına 2009’da Yayla mahallesini Sultangazi’ye vererek ulaşmıştır. Eyüp ilçesi doğuda Sarıyer, güneydoğuda Kâğıthane ve Beyoğlu, güneyde Gaziosmanpaşa, Fatih ve Sultangazi, güneybatıda Başakşehir ve batıda Arnavutköy ilçelerine komşudur.

İlçe ismini, sınırları içinde türbesi bulunan Ebu Eyyûb el-Ensarî’den almaktadır. İstanbul’un Fethinden sonra Türklerin sur dışında kurduğu ilk yerleşim merkezi olan Eyüp’te başta Eyüp Sultan Camii olmak üzere Osmanlı döneminden kalma çok sayıda tarihi eser mevcuttur. III. Selimin annesi ve III. Mustafa’nın eşi Mihrişah Valide Sultan’ın 1795 tarihinde inşa ettirdiği imaret 221 yıldan beri faaliyetini sürdürmektedir. İstanbul’un fethinden hemen sonra inşa edilen ve daha sonra Mimar Sinan tarafından şimdiki şekli ile yeniden yapılan “Eyüp Sultan Camii Kebir Hamamı” restorasyon aşamasında olup “Su Medeniyeti Müzesi” olarak planlanmıştır.[3] Tarihi Eyüp mezarlığında Osmanlı döneminin önemli asker, devlet adamı, sanatkar ve alimlerinin mezarları bulunmaktadır. Bilinenin aksine bölgede bir değil yedi sahabe medfun (makamı) bulunmaktadır. Şimdiki adı Alibeyköy olan Köpekyaylası önemli yerleşim alanlarındandır.

Tarih

Eyüp İskelesi (1880-1893) [4]

Kutsal yer ana girişi, türbe ve müze içerir, Eyüp
Eyüp ilçesinin kapladığı alan İstanbul Surlarının dışında kalmasına rağmen, burada daima bir köy vardı. Çünkü iki nehir çok miktarda temiz su sağlıyordu. Ve Bizans döneminde köyde bir kilise vardı. Ve daha sonra bir manastır (Bugünkü Eyüp Camii’nin arkasındaki tepelerin yükseğine inşa edilmişti.) şehir duvarlarının dışında kalınca bu alan mezar yeri olarak kullanılmaya başlandı. Burada kiliseler ve mezarlıklar vardı. Buraya adını ve ününü veren Eyüp Sultan türbesinden başka Eyüp’te çok sayıda önemli kişinin türbesi de vardır. Buraya defnedilme arzusundan dolayı çevrede çok sayıda müslüman mezarlığı oluşmuştur.

Endüstriyel devrim sırasında Eyüp
17 nci ve 18 nci yüzyılda İstanbul Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olarak plansız bir şekilde büyüyordu. Savaşlar nedeniyle Balkanlar’daki Türk toplumu ve Kafkasya’lılar şehre geldiler. Bu dönemde Eyüp alanı, mistik havasını kaybederek şehirle bütünleşmiş hale geldi. Çünkü Altın Boynuz boyunca fabrikalar inşa ediliyordu. Bunların ilki Feshane idi. Fabrika Osmanlı ordusuna fes üretmekteydi. Göçmenlerin ve fabrika işçilerinin bölgeyi hızlı bir şekilde iskan yeri seçmesi, kuşkusuz bazı olumsuz sonuçları da beraberinde getiriyordu.

Bugünkü Eyüp

Pierre Loti kahvesinden Haliç’in görünüşü
Yakın zamanda pek çok fabrika kapatıldı veya buradan kaldırıldı. Haliç artık kokmuyor. Su kenarında oturmak artık mümkün. Bundan dolayı Eyüp’ün nitelikleri tekrar olumlu olarak değişiyor. Semtin değişim süreçleri her alanda fark ediliyor. Kırk veya elli sene önce burada şehir hayatının alışılagelmiş zevkleri yaşanırdı. Günümüzde camiye yakın bölgede barlar yok. Fakat köşe dükkânlarda bira satılabilir. Sokakları kahvehanelerle doludur. İnsanlar buralarda vakitlerini kahve-çay içerek veya oyun oynayarak geçirirler.

Yeni apartman blokları ile birlikte nüfus da büyüdü. Fakat atmosfer hala barış dolu. Camiler ve tarih semte hala hakim vaziyette. Eyüp ruhsal sakinlik ve rahatlama imajını vurgulamaya çalışmakla meşgul durumda. Eyüp sadece bir cami ve mezarlıktan ibaret olmayıp civarı bir zamanların sivil toplum kuruluşları olarak kabul edilen tekkeleri ile de meşhurdur. İlk kadın sığınma evi olarak kabul edilen “Hatuniye Tekkesi”, Türkistanlı hacıların uğrak yeri olarak kabul edilen “Kaşgari Dergahı”, sahilde yer alan ve Zekai Dede Efendi’nin bir akademisi olarak faaliyet gösteren Bahariye Mevlevihanesi devrin önemli mekanlarıdır. Piyer Loti mevkiinde, mezarlıkların sona erdiği yerde Karyağdı Ali Baba isimli Bektaşi Tekkesi de bulunmaktadır. 19.yüzyılın son çeyreğinde tekkenin içinde bir matbaanın olduğu çeşitli kaynaklarda zikredilir. Yukarıda mezarlıkların bittiği yer olan tepelerde ağaçlıklar bulunur. Burada genişçe yayılmış vaziyette duran ve adını Fransız yazar Pierre Loti’den alan bir kır kahvesi vardır. Haliç üzerinde şahane bir manzaraya sahiptir. Eminönü’ne giden bütün yollar görülebilir. Büyük bir barış ve huzur duygusunu ağaçların altında çayınızı yudumlarken hissedebilirsiniz. Dünyanın pek çok yerinden insanlar bu güzelliği görmek için gelir. Şimdi Haliç temiz olup, nostaljik sandallar insanları eskiden olduğu gibi karşı sahillere taşımaktadır. İlçe sınırları içerisinde birde Yükseköğretim Kurumu (Üniversite), (Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Eyüp Kampüsü) bulunmaktadır.[5]

Tarihi yapılar
Ebu Eyyûb el-Ensarî camii ve türbesi

Eyüp Camii nin mihrap ve minberli iç görünüşü
Eyüp adı, Muhammed’in yoldaşı ve sancaktarı olan Ebu Eyyûb el-Ensarî’den gelmektedir. Kendisi buraya Arap ordusu ile birlikte şehrin ilk defa feth edilme denemesinde gelmiş ve burada vefat etmiştir. Son arzusu ise buraya gömülmekti. Onun istirahat yeri Bizans döneminde hürmet edilen bir yerdi. Fakat 4. Haçlı seferindeki Latin azgınlığı sırasında diğer kutsal Bizans yerleri ile birlikte dağınık duruma düştü. Yedi yüzyıl sonra, İstanbul’un fethi sırasında II. Mehmed’in (Fatih Sultan Mehmed) hocası şeyh Akşemsettin tarafından yeniden keşfedildi. Fatih Sultan Mehmet, şehrin alınmasından sonra bir mezar yeri veya Türbe Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin istirahat yeri üzerine ve bir cami onun onuruna yapılmasını emretti. İstanbul’a ilk büyük cami inşa edilecekti. Geleneksel hamam, okul odaları ve kantin kompleksi camiyi çevreleyecekti. Aynı zamanda İstanbul’a ilk defa böyle bir yapı yapılacaktı. Eyüp’ün kutsal yer olması noktasından, Caminin bir taşının Peygamberin ayak izini taşıdığı söylenir. Pek çok cami, dua yerleri, şadırvanlar inşa edildi. Ve pek çok Osmanlı yöneticisi Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin istirahat yeri yakınına gömülmek istiyordu. Alan büyüyordu ve pek çok dini mimarı kazanıyordu. İstanbul’a bu alana serin hava ve güzel manzara için gelmiş olan Türk ve yabancı turistlerin derviş tekkelerine ulaşabilme yeri haline geliyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme döneminde Eyüp, şehir duvarları dışında kalan tanınmış üç yerleşim yerinden biri idi. Diğer ikisinden biri Üsküdar ve sonuncusu Galata idi. Bu dönemin bazı karakteri, Count Preziosi’nin çoğu Eyüp’ü içeren şehrin yağlı boya tablolarında görülebilir.

Dosya:İstanbul – Eyüp İskelesi – Şubat 2013.ogv
Eyüp İskelesi ve çevresi, arka planda Eyüp Sultan Camii (Şubat 2013)
Karyağdı Ali Baba Tekkesi
Bugünkü Karyağdı Mahallesinde Pierlotti mevkiinde bulunmaktadır.1700lü yıllarda kurulan bu Bektaşi tekkesi dönemin Osmanlı münevverlerinin ve Yeniçerilerin devam ettiği bir tekke idi. 1828’de Padişah II. Mahmut tarafından Yeniçeri Ocağı’nın ve Bektaşiliğin yasaklanmasıyla birlikte kapatılmış ancak sonraki dönemlerde tekrar açılmıştır. Mehmed Necib Baba, (ö. Bursa 1296/1879) Karyağdı Tekkesi şeyhi. Nicolas Vatin ve Thierry Zarcone’nin araştırmalarına göre bu şeyh tekkenin içine bir matbaa kurar. En azından, bilindiği kadarıyla, 1291/1874-1875 yılında tekke tarafından yayınlanan bir eser vardır. Bu yayın, sufi şiirlerinden oluşan, “Risale-i la’ihat-i cami” adında, 20 sayfalık küçük bir litografidir. İlk sayfasında, bu kitapçığın “Milli Eğitim Bakanlığı izni ile Karyağdı tekkesindeki Necib Baba Efendi matbaasında” basıldığı belirtilmiştir.[6]





Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

SPONSOR