
Iğdır

Iğdır Iğdır ilinin merkezi olan şehirdir[1]. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nin Erzurum - Kars Bölümü'nde yer almaktadır. İl merkezi 3 beldeden ve 49 köyden oluşur. Merkez ilçe nüfusu 2000 sayımları itibarıyla yaklaşık 60.000'dir.[2]
Önemli bir kültür kavşağında bulunan il Ermenistan, Azerbaycan ve İran ile sınır komşusudur ve Türkiye'nin üç ülkeyle sınırı olan tek ilidir. Iğdır ilçe merkezi bu üç ülkeden sadece Ermenistan ile komşudur.
Türkiye'nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı'nın yüz ölçümünün üçte biri, il merkezine bağlı Suveren köyü'nün sınırları içindedir. Ayrıca Ağrı Dağı, ilin her köşesinden rahatlıkla görülebilmektedir.
Türkiye'nin doğusunda Ermenistan ile sınırı belirleyen Aras Nehri, Arpaçay ile birleştikten sonra Iğdır sınırları boyunca akar. Bu nehir Iğdırlıların bir nevi hayat damarıdır.[3]
Kökenbilim
Oğuz Han yirmi dört Oğuz boyundan yirmi birincisi sayılan İç Oğuzlar'ın Üçoklar koluna mensup idi. Kentin ismi Oğuz Han'ın altı oğlundan biri olan Deniz Han'ın en büyük oğlu olan İğdir Bey'den gelir.[4]
Iğdır'ın sözcük anlamı iyi, büyük, ulu, ünlü ve sahip'tir. Yöre halkı Iğdır adını İydir olarak telaffuz etmektedir.[4]
Iğdır'da yapılan arkeolojik çalışmalar bölgede yaşamın çok öncelerde başladığını ve bölgenin birçok uygarlığa ev sahipliği yaptığını göstermektedir.[5]
İslâmiyet Öncesi Dönem
Urartu çivi yazısıM.Ö 5000–4000 yıllarında bugünkü Azerbaycan Sürmeli Çukuru ve Doğu Anadolu'da yerleşen Hurrilerden sonra; Mittaniler, Hititler, Asurlular, Kimmerler, Medler, Persler, Sümerliler ve Subailer gibi kavimlerin Orta Asya'dan gelerek bölgeye yerleştiği bilinmektedir.
M.Ö 900-M.S 600 tarihlerinde kraliyet merkezi Van'da bulunan ve tüm Doğu Anadolu'yu idaresi altında tutan Urartu Krallığı'nın kendisine bağlı kurduğu küçük beyliklerden biri de Sürmeli adıyla bilinen Karakale şehridir. 149 yıllarında Bulgar Türkleri olan Arsaklı göçebeler, Sakalar'ı yenip Karakale'yi bir kraliyet merkezi yaptılar. 224 yılına kadar Urartular'la sık sık el değiştirerek Arsaklılar'ın egemenliğinde kalan bölgelerdeki Roma halkları da Arsaklılar'ın egemenliğini kabul etti. Iğdır ve çevresinde 660 yıllarında atlı göçebe halinde yaşayan Saka Türkleri'nin Kafkaslar'ı aşarak bölgeye gelmesiyle, Urartu egemenliği son buldu. 226-651 tarihlerinde bugünkü İran ve Doğu Anadolu'da hüküm süren Sasaniler, 645 yılına kadar Iğdır ve çevresini elinde tuttular. Bölge 2 yıllığına Bizanslılar'ın egemenliğine geçtiyse de Müslümanlar bölgeyi tekrar ele geçirdiler.[6]
İslâmiyet Dönemi (646-1071)
638 yılında Halife Ömer döneminde bölgede İslâmiyet yayılmaya başladı. 645 yılında Halife Osman döneminde Erzurum'da büyük Bizans ordusu yenilgiye uğratılınca Aras boyları Müslümanların eline geçti. Eyalete dönüştürülen Sürmeli ve Sahat Çukurları'nın (Revan ve Iğdır) başına değişmeli olarak Arap ve Türk valiler gönderildi. Abbasiler döneminde ise bölgeyi sadece Türk valiler yönetmeye başladı.[4]
Selçuklular Dönemi(1071-1239)
Selçuklular, 1048 yılındaki Pasinler Savaşı'ndan sonra Iğdır ve çevresine yerleşmeye başladılar. Sultan Alparslan'ın 1071'de Bizans İmparatorluğu ile yaptığı Malazgirt Savaşı'nın ardından, Iğdır ve çevresi kesin olarak Selçuklu egemenliğine girmiştir. Bölge çoğunlukla Kayı boyunun idaresinde kalmıştır. 1239'da Moğol istilası başlayınca Kayılar Sürmeli Çukuru'nu terk edip batıya göç etmişler ve Osmanlı Beyliği'ni kurmuşlardır[7]
Karakoyunlular Dönemi (1404-1469)
Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, Nahçivan çevresinde Çağatay ordusunu yenince Sürmeli çukuruna girdi. Karakoyunlu Türkleri, Iğdır ve Revan'ın köylerine yerleşmeye başladılar. 1420 yılında Iğdır bir ilçe olarak Revan iline tabi oldu. Karakoyunlular, Sürmeli ve Serhat çukurlarında 65 yıl hüküm sürdüler.[8]
Akkoyunlular Dönemi (1469-1502)
Başkenti Diyarbakır'dan (Amid) Tebriz'e taşıyan Akkoyunlular, Aras boyuna ve Gürcistan'a yaklaştılar. 1469 yılında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Sürmeli Çukuru (Iğdır Ovası) ve Sahat Çukuru'na (Revan Ovası) girdi. Bunun üzerine Karakoyunlular, Horasan'a göç etti. Uzun Hasan buraları ele geçirdiğinde bir süre burada dinlendi. Akkoyunlular çağı; sulama için büyük kanallar açılmasıyla, bağ ve bahçelerin arttırılmasıyla Iğdır'ın en parlak ve en verimli çağı oldu.[9]
Safeviler Dönemi (1502-1514)
1500 yılında Akkoyunlu Elvend Han, özellikle Revan, Iğdır ve Karakoyunlu'dan eli silah tutan gençleri silah altına alıp Akkoyunlu ordusunun güçlenmesi için onları yetiştirmeye başladı. 1502 yılında Safevi hükümdarı Şah İsmail'e savaş açan Elvend Han, onunla Şarur civarında karşılaştı. O yıl savaşı kazanan Şah İsmail bu bölgeyi Şiileştirmesi için Sevindük Han'ın emrine verdi.[10]
Osmanlılar Dönemi (1514-1746)
Osmanlı tahtına oturur oturmaz Safevilere savaş açan Yavuz Sultan Selim, 22 Ağustos 1514'te Çaldıran Savaşı'yla içinde Sürmeli Çukuru'nun da bulunduğu Tebriz'e kadar olan toprakları Osmanlı Devleti'ne kattı. Ancak Yavuz Sultan Selim'den sonra bölge sürekli el değiştirmeye başladı. Özellikle 1551 yılında Şah Tahmasb'ın Iğdır'a girmesi nedeniyle Kanuni Sultan Süleyman, doğu seferine çıktı. Sürmeli Çukuru'nu denetim altına alıp 17 Temmuz 1554'te Revan Kalesi'ni alarak şehre girdi.
1555 yılında imzalanan Amasya Antlaşması'yla Şah I. Tahmasp; Osmanlıların Kars, Iğdır, Revan (Erivan) ve Tebriz çevresindeki egemenliğini kabul etti. 23 yıl sonra antlaşma bozuldu ve buralar tekrar Safevilerin eline geçti. 1578 yılındaki Çıldır Meydan Savaşı'ndan sonra Aras boyu tekrar Osmanlıların eline geçti ve buralar 1604 yılında Şah Abbas'ın saldırmasıyla yeniden Osmanlıların elinden çıksa da 8 Ağustos 1635 tarihinde sefere çıkan IV. Murat tarafından tekrar ele geçirildi ve 17 Mayıs 1639'da Kasr-ı Şirin Antlaşması'na kadar kesin olarak Osmanlı egemenliğinde kaldı. Bu antlaşmayla iki ülke arasında sınır oluştururken Sahat Çukuru'nda bulunan Revan ve çevresi Safevi hâkimiyetine girdi. Bu tarihi izleyen yıllarda yöredeki kentleri yerle bir eden şiddetli bir depremden sonra Iğdır şehri bugünkü yerinde 1664'te kuruldu.[11] Osmanlı İmparatorluğu 1718–1730 yılları arasında Lale Devri'ni yaşarken İran'da Sünni Afganlarla Şii Safeviler arasında kanlı mezhep çatışmaları yaşanıyordu. Bu kargaşadan faydalanıp Revan'ı ele geçirmek isteyen Osmanlılar, 3 Ekim 1724'te Revan ve çevresini yeniden egemenliği altına aldı. Kendini toparlayan Safevi Devleti Osmanlı'ya savaş açarak 4 Eylül 1746'da Iğdır ve çevresini Kerden Antlaşması'yla topraklarına geri kattı. Bu barıştan 1 sene sonra Nadir Şah'ın öldürülmesiyle Aras boylarında bağımsız hanlıklar kuruldu.[12]
Revan Hanlığı Dönemi (1747–1828)
Iğdır ve çevresi 1747 yılında Aras boylarında kurulan hanlıklardan en güçlüsü olan Revan Hanlığı'nın sınırları içindeydi. Bu hanlığın döneminde Iğdır çevresindeki insanların refahı arttı. Yazın tarım ve hayvancılıkta gelişen bölge, kışın özellikle sosyal hayatta gelişme gösterdi. 19. yüzyılın başlarında yayılımcı bir politika izleyen Rusya, 1826 yılından başlayarak Revan, Iğdır ve Nahçivan'da egemenlik kuran Revan Hanlığı'yla şiddetli çarpışmalara girdi ve güçlü Rus ordusu karşısında direnemeyen hanlığın son hâkimi Hüseyin Ali Han, 1 Ekim 1827'de Revan Kalesi'ni, 22 Şubat 1828'de ise tüm hanlığı Ruslara teslim etti.[13]
Rus Dönemi (Sürmeli Sancağı) (1828–1917)
Bölgeyi yönetimi altına almak isteyen Rusya buraya Ermenilerin yerleşmesini desteklemiş ve Ermeniler'i yerleştirdiği Revan şehrinin adını Erivan olarak değiştirmiştir. Ermeniler, Revan Hanlığı'nın toprakları üzerinde yeni Ermeni köyleri kurdular.[14]
1905 yılında Rusya'da çıkan ayaklanma, Çar II. Nikolay'ı meşrutiyet yönetimini ilan ettirmek zorunda bıraktı. Meclise Iğdır çevresinden 2 milletvekili gitti. 1914 yılında I. Dünya Savaşı çıkınca Enver Paşa'nın 100.000 kişilik bir orduyla yola çıksa da Sarıkamış Faciası sebebiyle herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir. 1917'de patlak veren Rus İhtilali, Iğdır ve çevresinde bir otorite boşluğu yarattı. Bu boşluktan dolayı Türkler ve Ermeniler anlaşarak Meleklili Hacı Tufan başkanlığında 5 Ermeni ve 5 Türk'ten oluşan Iğdır İcra Komitesi'ni 10 Mayıs 1917'de kurdu. Şu an Iğdır'a bağlı bir belde ama o zaman bir köy olan Melekli'de kurulan hükümetin yiyecek ihtiyacını Kaçardoğanşalı köyünden Abbasoğlu Süleyman karşılıyordu. Yavaş yavaş Ermeni milislerin saldırılarının artmaya başlaması üzerine işbirliği halinde olan Iğdır, Melekli; Karakoyunlu, Aralık ve Zengibasar'dan oluşan bir ordu kuruldu.[13]
Ermeni milislerin ilk ciddi saldırısı Aralık 1919'da başladı. Bunun üzerine Iğdır'da Hacı Mirza Bey'in 150'si atlı olan 1.500 kişilik ordusu Ermenilerle çatışmaya başladı. 17 Ocak 1919'da Kars'ta Cenubi Garbi Kafkas Hükûmet-i Cumhuriyesi kuruldu. Ancak kısa bir zaman sonra İngilizlerin denetimi altındaki 12.000 Anzak askeri hükümeti bastı ve öldürdüğü 2 kişi dışındakileri Malta'ya sürdü. Temmuz 1919'da Ermeniler Melekli'ye saldırdı. Iğdır halk kuvveti Ermeni milislere karşı koydu ve onları Taşburun'daki mevzilerine geri çekilmeye zorladı. 5 Ağustos 1919'da Ağrı Dağı çevresindeki aşiretlerinde desteğiyle Taşburun çevresindeki Ermeni güçleri yenilip Aras Nehri'nin karşısına geçti.[15]
Bazı tarihçilere göre bu saldırılar sırasında Iğdır halkı üzerinde insan hakları ihlâlleri yoğun biçimde yaşanmıştır.[16] Ancak bazı Ermeni kaynaklarına göre de bu durumun tersi yaşanmıştır. Osmanlı Devleti'nin vatandaşıyken Bulgar ordusunda ve Rus ordusunda Osmanlı Devleti'ne karşı yapılan savaşlara katılmış, Doğu Anadolu Bölgesi'nde Ermeni isyanlarını kışkırtmış ve isyanlara elebaşılık etmiş olan Andranik şöyle anlatıyor:
“ Bana "yaşantınızın en mutlu günü hangisidir?" diye sordular. Ben de cevap olarak Batı Ermenistan'ın Gomer Köyü yakınlarında sayıca üstün Türk saldırganlara karşı Ermeni erkek ve kadınlarından oluşturulan küçük bir grupla kendi yönetimimde yapılan çarpışmayı hatırladım.[17] ”
II. Kafkas Kolordu komutanlığı'ndan III. Ordu Komutanlığı'na 16 Mayıs 1916 tarihinde gönderilen mesajda durum şöyle ifade edilmiştir: Ermeni çeteleri sadece 1918 yılı Nisan ayında Iğdır'da 800'ü aşkın Müslümanı öldürmüştür..[18] 21 Ağustos 1919 tarihinde 12. Fırka Kumandanı Osman Nuri'nin 15. Kolordu Kumandanlığı'na göndermiş olduğu raporda; Ermenilerin saldırı yapacağı yerlerdeki Hıristiyanları bir bahane ile bölgeden çektikleri ve bu şekilde Iğdır ve Tuzluca (eski adı Kulp) civarındaki köylere aniden girmek için hazırlandıklarını bildirmiştir.[18]. 2 Temmuz 5 Temmuz 1920 tarihli bir diğer raporda 1918 yılından beri Kars ve Iğdır çevresinde öldürülen Müslüman sayısının 25.000'i geçtiği kaydedilmiştir.[19]
Civar köylerdeki olaylar
Ermeni saldırılarından kaçan 14 köyün halkı, Küllük Köyü'nde toplandı. Buradaki silahlı milisleri silahsızlandıran Ermeniler, halkı toplu bir şekilde öldürmüşlerdir.[19]
Iğdır'dan Ağrı Dağı'nın görünümüGüney Batı Kafkas Müslüman Merkez Komitesi Başkanı Dr. Esat Oktay'ın 5 Ağustos 1919 tarihli raporunda Oba Köyü dahil olmak üzere 38 köyün de aynı kaderi paylaşmış olduğu belirtilmiştir.[18]
Yerli Ermeniler, Erivan'da boşalan Türk köylerine göçüyorlardı. Iğdır halkı ise boşalttığı köylere zaman zaman tekrar geri dönüyordu. General Dro'nun birlikleri, Küllük, Yaycı, Alikamerli, Oba ve Hakmehmet köylerindeki halkla çatıştıktan sonra Kızılzakir(Akyumak) ve Melekli'den geri püskürtülmüştür.[13]
Ermenilerin saldırıları sonucu silahsız kalan halk canını kurtarmak için İran'a kaçmaya başladı.[20] 1919'un sonlarına doğru dağılan ve ortak bir direniş kuramayan Iğdır halkını örgütlemesi için Erzurum'daki 15. kolordu komutanı Kâzım Karabekir'in emriyle Iğdır civarına birkaç subayla asker gönderildi. Ancak halk, Yüzbaşı Ahmet Cengiz Bey etrafında toplandı. Kerimbeyli Köyü'nde Cengiz Bey Şura Hükümeti kuruldu.
Karakoyunlu'da bir akşam toplanan Cengiz Bey ve adamları Cavit Paşa'nın yanına çıktı. Iğdırlılara yüklü miktarda silah ve cephane verildi ve bunlar hiç Ermeni yaşamayan ve Ermenilerin giremediği köylerden biri olan Melekli'de yığıldı.[18]
General Dro 1920 ilkbaharı Türk–Ermeni savaşları
Ermenilerin saldıracaklarını tahmin eden Cengiz Bey, Iğdır çevresinden eli silah tutanlardan bir ordu kurdu. Iğdır'ın merkezindeki Ermeniler üzerine yürüdü. Püskürtülüp Melekli'de sıkışan orduya Doğubeyazıt'taki Kürt aşiretlerinden destek kuvvetleri geldi. Aşiret kuvvetleri 3.000 kadar Türk'ü kurtarıp Erhacı'ya topladılar.[21] 19 Mart 1920'de General Dro komutasındaki Ermeni 2. Tümeni batıdan Iğdır Ovası'na saldırdı. General Dro'dan kaçanlar Ağrı Dağı eteklerindeki köylere sığınıyorlardı. 5.000'in üzerindeki ahali Erhacı Gölü çevresindeki Ağrı Dağı'nın savunmaya elverişli yerlerinde mevzilendi. 20 Mart 1920'de sabah saatlerinden itibaren General Dro kuvvetleri Erhacı'ya top mermileriyle saldırdı. Akşama kadar süren gerilla savaşlarıyla Ermenilere 1.000'e yakın kayıp verdirildi[22] Türklerden ise 30–40 civarında kayıp vardı[23] Bu arada Erhacı ahalisiyle civar köylerden sığınanlar korunaklı sığınaklarda saklandığı için zarar görmedi. Erhacı civarında saklanan 5.000'in üzerindeki ahali, Doğubeyazıt üzerinden İran Azerbaycanı olarak kabul edilen Tebriz ve çevresine mülteci olarak gitmişler ve Cumhuriyet kurulduktan sonra eski yerlerine dönebilmişlerdir. Sağ kalan Iğdırlıların eli silah tutanları ise Milli Mücadele için Ankara'ya doğru yola çıkmıştır.[18] 8 Temmuz 1920'de Ermeniler, Bayraktutan ve Kadıkışlak istikâmetinden Iğdır'a saldırdılar. Ermenilere karşı koyamayacaklarını düşünen ahali Ağrı Dağı'nın korunaklı kayalarına kaçarak köylerini terk ettiler. Hemen hemen Iğdır ilinin tamamına yakını terk edildiği için Ermeniler Doğubeyazıt'a doğru gittikçe ilerlemeye başlamışlardı.[19]
Ağrı Dağı eteklerinden Iğdır'ın görünümü Türk doğu cephesi kuvvetlerinin Ermenistan seferi
1920 yılının Eylül ayında Kâzım Karabekir komutasındaki birlikler harekete geçerek 29 Eylül 1920'de Sarıkamış'ı alarak 1 Ekim 1920´de Kağızman'a girdi. Deli Halit Paşa komutasındaki tümen, 30 Ekim 1920'de Kars Kalesi'ni aldı. 7 Kasım 1920'de Gümrü'ye girildi. Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir, karargâhını buraya kurdu. Aynı gün Nahçivan'daki Türk birlikleri Nahçivan çevresini ele geçirdi.
Doğu'dan gelen Abbas Kulu Bey ile Teğmen Mustafa Kâmil'in emrindeki 3,000 kadar eğitilmiş kuvvet Zengibasar'a ulaşmış ve Revan önlerine kadar gelmişti. Iğdır'a hareket emri veren Cavit Paşa, 11. Tümen başında Doğubeyazıt'ın kuzeyindeki sarp kayalık yollarını aşıp Sürmeli Çukuru'na doğru yöneldi ve karargâhı Suveren (Ergof)'da kurdu. 11 Kasım 1920 gecesi Türk kuvvetleri taarruza geçti ve 12 Kasım 1920 itibarı ile Sürmeli Çukuru'nda bulunan Ermeniler buradan ayrıldılar. Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal Paşa'ya gönderdiği ve pek gizli tutulmasını belirttiği yazısında Iğdır yöresinin Yeni Türkiye Devleti'nin sınırları içerisine alınmasını belirterek şöyle kaydetmektedir:
Ermenilerin esasen bir hükümet teşkil etmeleri müşkül. Aras Nehri'nin cenubuna ise katiyen hâkim olamadılar. Ben hududun dağlardan değil, Aras Nehri'nden geçmesini teklif ettim ve zannediyorum ki öyle de olacak...[24]
Kâzım KarabekirErmenistan, 17 Kasım 1920'de Kâzım Karabekir'in öne sürdüğü barış şartlarını kabul etmiş ve bunun üzerine 22 Kasım 1920'de Gümrü'de barış görüşmelerine başlanmıştır. 2 Aralık 1920'de Gümrü Antlaşması imzalanarak Iğdır ve çevresi Türklere verilmiştir. Antlaşmanın imzalanmasından bir gün sonra Ermenistan, Kızıl Ordu'nun denetimine girince burada bir Sovyet Hükümeti kurulduğu için bu antlaşma onaylanamadı. Bu yüzden Sovyet Rusya ile TBMM Hükümeti arasında 16 Mart 1921'de imzalanan Moskova Antlaşması ve Kars Antlaşması'yla Iğdır Türklere verildi.[20]
İl merkezi 14 Kasım 1920 tarihinde Kâzım Karabekir Paşa'nın orduları tarafından ele geçirilmiştir. Nitekim, Iğdır'da 14 Kasım tarihi ilin düşman işgalinden kurtarılışının yıldönümü olarak her yıl törenlerle kutlanmaktadır.
1924 yılında Doğubeyazıt'a bağlı bir nahiye, 1934 yılında Kars'a bağlı bir ilçe olan Iğdır, 1991'de SSCB'nin dağılmasından sonra Kafkasya'da ortaya çıkan karışıklıklardan dolayı önemi artmasından dolayı Ardahan'la birlikte 1992 yılında Kars'tan ayrılarak il olmuştur.[18]
Ekonomi
Tarım [değiştir]
Ana madde: Iğdır (il)
Iğdır KavunuEskiden kervan yolları üzerinde önemli bir durak olan Iğdır şehrinde, ekonomi büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Aras Nehri'nin suladığı ova, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki en önemli bitkisel üretim alanlarından biridir. Iğdır bahçeden bahçeye geçiş yapan evleri ile ünlüdür. Bu bahçelerde kayısı ve elma ağaçları vardır. Tarım için elverişli olup şeker pancarı, pamuk, karpuz, domates gibi çeşitli meyve ve sebzeler yetiştirilmektedir.[20] I. Dünya Savaşı'nın ardından Rus işgalinin kalkmasıyla pazarla bağlantısı kesilen şehrin ekonomik yaşamı 1950'lere dek süren durgunluğa girdi. 1950 yılından sonra Aras Irmağının sulamada kullanılmasıyla ürünlerde büyük çeşitlilik sağlandı.[11]
Yıllık yağış tutarının azlığına, yağış rejiminin düzensizliği ve buharlaşma miktarının fazlalığı da eklenirse ovadaki tarımda sulamanın ne derece önemli bir paya sahip olduğunu görülür. Sulamanın daha kapsamlı yapılabilmesi için Iğdır Ovası, Batı Iğdır Ovası ve Doğu Iğdır Ovası olmak üzere iki bölüme ayrıldı ve böylece sulama projeleri başlatılmış oldu.
Bölgede 2000 yılı itibariyle 16,500 dolayında çiftçi ailesi bulunmaktadır. Bölge çiftçilerinin ancak yarıya yakını toprak sahibidir.[25]
Iğdır Kayısısı (Şalağı)Iğdır Kayısısı (Şalağı); dünyaca ünlü olan ve sadece Iğdır yöresi ile Kağızman'da yetişen bu kayısı türünün şekli eliptik olup simetrik bir yapıya sahiptir. Çekirdekleri uzun şeritli ve tatlı olduğundan kuruyemiş olarak tüketilebilir. Erkenci bir çeşit olduğundan Haziran ayının son haftasında olgunlaşmaya başlar. Iğdır'ın en yaygın kayısı türü olan Şalak çeşidinin birçok faydası olduğu bilinmektedir.[25]
Iğdır'da Kayısı Ağacı Varlığı (2006)
Şalak %75
Ordubat ve Teberze %20
Ağerik %5
2008 yılı itibariyle Ağrı ve Kars illerinde toplam şeker pancarı üretimi 174.050 ton olarak gerçekleşirken aynı yıl, Iğdır'da şeker pancarı üretimi 224.158 ton olmuştur. İki ilde toplam kullanılan alan 4.540 Ha iken Iğdır'ın alanı 4.200 Ha'dır. Ancak Kars ve Ağrı şeker fabrikalarına sahipken, Iğdır'da şeker fabrikası bulunmamaktadır.[26]
Hayvancılık
Ana madde: Iğdır (il)
Iğdır'ın "Mor Karaman" cinsi koyunuCanlı hayvan ticaretine yönelik olarak çok sayıda koyun yetiştirilir. Bu yüzden koyunculuk birinci, sığırcılık ikinci plandadır. Koyun sürüleri, yazın yaylalardaki sulak çayırlara çıkarılarak otlatılır. Şekerpancarı üretimi yaygınlaştıktan sonra sığır besiciliği gelişti. Hayvanlardan sağılan sütlerin değerlendirildiği mandıralarda tereyağı ve kaşar peyniri üretilir.[3]
Iğdır'da Sığır Türü ve Sayısı (2000)
Türü İl merkezi
İnek 13,900
Dana 9,600
Öküz 350
Boğa 900
Manda 950
Toplam 25,700
Hayvancılıkta birinci sırayı koyun alır. Onu sırasıyla keçi, sığır-manda ve kümes hayvanları izler. Bölgede bulunan çayırlar, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara yeterli gelmemektedir. Bu yüzden hayvan yemleri, hayvancılıkta önem teşkil eder.[4]
Ovadaki kümes hayvancılığında baş sırayı tavuk alır. Onu hindi, ördek ve kaz gibi çeşitli kümes hayvanları takip eder. Çok eskiden beri sürdürülen bu faaliyet, ilkel metotlarla ve ilkel ırklarla daha çok aile tavukçuluğu şeklinde sürdürülmektedir. 2006 yılında bölgeyi etkisi altına alan kuş gribi salgınına kadar aile başına 5-10 adet tavuk düşüyordu. Kümes hayvanlarının %90'lık bir kısmı tavuklardan oluşuyordu. 2006 yılının başlarında ilde ele geçirilen kümes hayvanlarının %98'inden fazlası imha edilerek bölge halkına hayvanların değeri ödenmiştir.[27]
Iğdır Ovası ve çevresi arıcılık bakımından son derece elverişli şartlara sahip olmasına rağmen arıcılık faaliyetleri yeterince gelişmemiştir. 2000 verilerine göre en çok kovan 7,249 ile Tuzluca ilçesinde bulunmaktadır. Onu 642 kovanla merkez ilçe, 193 kovanla Aralık ilçesi ve 154 kovanla Karakoyunlu izlemektedir. Bölgenin başlıca arı ırkı; "Kafkas Arı Irkı"dır. Kovan başına 20-25 kg bal üretimi düşmektedir.[20]
Sanayi
Ana madde: Iğdır (il)
Kiti Hidroelektrik Santralinin İçinden görünümİlin bir tane Organize Sanayi Bölgesi vardır, o da şehir merkezinde bulunmaktadır. Kentte TMO'ya ait silolar ve SEK'e bağlı Kars Sek Mama İşletmesinin bir süt toplama merkezi vardır. Başlıca sanayi kuruluşları, dokuma sanayi kolunda çalışan küçük ölçekli işyerleridir.[3]
Iğdır Küçük Sanayi Sitesi'nde 317 adet iş yeri mevcut olup, faal olan bu iş yerlerinde halen 550 civarı kişi çalışmaktadır.
Merkez ilçeye bağlı Çalpala Köyü yakınlarında Kiti Hidroelektrik Santrali bulunmaktadır. Bu santral, 1961 yılında kurulup 1966 yılında faaliyete geçmiştir. 2 tane tribünü bulunmaktadır. Yıllık ortalama enerji kapasitesi 6 GWh 'dır.[4]
Madencilik
Ana madde: Iğdır (il)
Iğdır yeraltı kaynakları bakımından zengin değildir. Merkez ilçeye bağlı Suveren Köyü çevresinde Ponza Taşı (Suyun yüzeyinde durabilen ve hamamlarda sırt keselemek için kullanılan delikli ve süngerimsi taş) madenine rastlanır.
Ayrıca Nahçıvan'a olan sınır kapısının Iğdır ekonomisine olan katkısı büyüktür fakat buradaki sınır kapısında ticaret çeşitliliği, tam sınır kapısının şehrin gelişimini büyük oranda hızlandırdığı dönemlerde sınırlandırılmıştır. Bu sınırlamada yöre halkının Nahçivan'dan devamlı olarak kaçak mazot getirmesi etkilidir.[20]
Ticaret
Ana madde: Iğdır (il)
Tarım ve hayvancılık, 1992 yılına kadar bölgenin en önemli iktisadî faaliyet kolları durumunda olmuştur. Ancak, bu tarihten sonra gerek PKK'nin eylemlerinin yoğunluk kazanması, gerekse Dilucu gümrük kapısının açılmasıyla birlikte tarım ve hayvancılık, hızla önemini kaybederken, ticaret, cazibesi artan bir sektör haline gelmiştir.
Ticaret hayatını olumsuz yönde etkileyen en önemli nedenler; bölgenin sınırda yer alması, önemli tüketim merkezlerine uzak olması, işlek karayolları üzerinde bulunmaması, şehirleşme olgusunun zayıf olması ve sanayinin gelişmemiş olması gibi nedenlerdir.[28]
Coğrafya
İklim ve bitki örtüsü
Ana madde: Iğdır (il)
Iğdır'dan Aras Nehri'nin görünüşüIğdır'ın iklimi Doğu Anadolu tipi Karasal İklimi'dir. Şehrin ovalık kesimleri, Doğu Anadolu Bölgesi'nin öteki kesimlerinde görülen şiddetli kara ikliminden fazlaca etkilenmez. Bunun en önemli nedeni çevresinde bulunan Ağrı Dağı gibi yüksek alanlara göre alçakta olmasıdır. Kuytu konumuyla mikroklima oluşturan Iğdır Ovası'nda yer alan Iğdır kentinde yıllık ortalama sıcaklık 11,6 °C'dir. Oysa yalnızca 170 km uzaklıktaki Kars'ta bu ortalama 4,2 °C'dir. Ovada kışlar, Erzurum-Kars yaylasına göre daha yumuşak, yazlar ise daha uzun ve sıcak geçer. Kentte kışın -30 °C'ye kadar düşen ve yazın da 41 °C'yi aşan hava sıcaklıklarına rastlanır. Kuytuluğu yüzünden Türkiye'nin en az yağış alan yörelerinden biridir. Özellikle yarı kurak iklime sahip olması bitki örtüsü Doğu Anadolu'nun tipik bitkisel örtüsü olan bozkır olmasına yol açmıştır. Orman açısından ülkenin en yoksul bölgelerinden biridir.[11]
Iğdır Rasat İstasyonu'nun 16 yıllık ölçüm sonuçlarına göre, bölgede havanın yıllık ortalama bağıl nem değeri %63'ü bulmaktadır. Bağıl nem oranı, yıl içinde en yüksek değerini Aralık ayında (%73), en düşük değerini de Temmuz ayında (%53) ulaşmaktadır. Yıllık toplam 98.8 açık güne sahip bulunan Iğdır'da, bu gibi günlerin yıl içinde en çok görüldüğü ay Ağustos (16.3 gün), en az görüldüğü ay ise Nisan'dır (4 gün). Bölgede açık günler en fazla Haziran ile Ekim arasındaki aylarda görülür. Buna karşılık yılda 65.8 günü bulan kapalı havalar, 10 günün üzerindeki ortalamasıyla en çok Aralık, Ocak ve Şubat aylarında görülmektedir.[29]
Ortalama Veriler
Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara
Ort. En Yüksek °C 2,6 5,6 12,8 20,1 24,3 29,4 33,7 34,4 29,1 21,2 12,6 4,9
Ort. En Düşük °C -7,3 -4,9 0,1 6,5 10,5 14,3 18,3 17,7 12,2 6,1 0,2 -4,2
Ort. Güneşlenme Süresi(saat) 2,7 4,1 5,4 6,1 7,5 9,6 10,1 9,9 8,5 6,3 4,3 2,4
Yağışlı Gün Sayısı 5,8 6,5 7,6 11,2 15,0 10,6 5,5 4,1 4,0 8,3 6,9 6,2
kaynak: www.meteor.gov.tr
Jeoloji
KireçtaşıIğdır Ovası, kıvrımlı Alp sisteminin bir bölümü olan İç Doğu Toros'un iç kavisinin kuzeyinde batı-doğu yönlü bir depresyon sahasında yer alır. Bölge içerisinde bulunan en yaşlı biçimlenim Paleozoik kireçtaşlarıdır. Üst pliosen Aşağıerhacı Köyü'nün güneyi ile Sürmeli, Olgunlar ve Değirmenköy çevresinde görülür. Üst pliosen; Sert çimentolu, yer yer çapraz tabakalanmalı, kırıklı ve pembe renkli grelerden oluşmuştur. Lamellibranş ve gastropod içerirler. Batıda yüzeyde görülen pliosen biçimlenimleri doğuda ova tarafında alüvyon altında kalır ve geçirimsiz tabakanın kayacını oluştururlar. Iğdır'ın hemen güneyinde yer alan Ağrı Dağı'nın kuarterner bazaltik lavları ovanın güney kısımlarını kısmen örtmüştür. Büyük Ağrı volkanının çıkardığı akıcı lavlar Karakoyunlu ve Taşburun bazaltlarının oluşumunda ana konilerin püskürtmeleri de etkili olmuştur. Ovadan güneye bakıldığında aralıklı püskürtmelerin oluşturduğu kademeli lav platoları dikkat çeker. Bazaltlar siyah renkli ve kırıklı bir yapı sergilemektedir.[30]
Nüfus yapısı
Ana madde: Iğdır (il)
Kâzım Karabekir anılarında, 18 Mayıs 1920'de Iğdır'a ayak bastığında merkezde 400 civarı ev bulunduğunu belirtir.[24] Cumhuriyet Dönemi'nin ilk nüfus sayımı yapılan 1927 yılında 3,716 olan merkez ilçe nüfusu, 1940'ta 9,465'i bulmuş ancak II. Dünya Savaşı'nın olumsuz etkileri nedeniyle 1950'de 7,826'ya düşmüştür. 1956 yılından itibaren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün başlattığı sulama projeleri sonucu artan tarımsal etkinlikler şehir merkezinde nüfusun artmasına yol açmıştır. Bu yüzden ilk kez 1960'ta 10,000'i aşan şehir merkezinin nüfusu, 1970'te 21,420'ye, 1975'te 29,542'ye yükselmiştir. Ancak 12 Eylül 1980 öncesinde yaşanan olaylardan dolayı 1980'de yeniden 24,352'ye düşen nüfus, bu dönemden sonra hızla artmaya başlamış ve 1985'te 29,460'a, 1990'da 35,858'e, 1997'de 45,941'e ve 2000'de 59,900'e, 2007 senesinde de 75,927'e yükselmiştir.[31] Şehrin genel nüfusu ise 2000 sayımlarına göre 168,634'tür. Türkiye İstatistik Kurumu'na göre 2007 nüfusu 181,866'dır. İl merkezi son yıllarda Tuzluca ilçesinden küçük bir göç almıştır. İldeki nüfus artış hızı ise %42.2'dir. Nüfusun yaklaşık %25'i tarım, %23'ü hayvancılık, % 33'ü ticaret ve sanayi ve %19'u da diğer sektörlerde çalışmaktadır.[4]
Şehrin en büyük nüfus yapısını Azeriler ve Kürtler oluşturur. Günlük konuşmada genellikle Azeri Lehçesi ve Kürtçe kullanılmaktadır.[32]
Altyapı
Belediye
İl belediye teşkilatı 1923 yılında kurulmuştur. İl genelinde toplam 8 belediye vardır. Görevdeki Iğdır Belediye Başkanı Demokratik Toplum Partisi'nden Mehmet Nuri Güneş'tır.[2] Halen belediyede 77 memur, 3 daimi işçi ve 371 geçici işçi çalışmaktadır. Belediye sınırların içerisinde 14 mahalle bulunmaktadır.[33]
Iğdır Belediye Başkanlığı binasıIğdır'ın Belediye Başkanları
Hüseyin Ekinci 1923-1941
Osman Atman 1940-1946 ve 1981-1982
Rıza Yalçın 1946-1950
Ali Ural 1950-1954 ve 1956-1959
Fazıl Baykal 1955-1956
Hüseyin Akbulut 1963-1983
Orhan Ağırkaya 1984-1989
Ali Ağrı 1989-1994
Ali Asker Aşırım 1994-1999
Nurettin Aras 1999-2009
Mehmet Nuri Güneş 2009-
Sağlık
İlde, kamu sağlık kuruluşları ile özel sektörde çalışan hekimlerle birlikte hekim başına 1,992 kişi düşerken, ülke ortalaması olarak bu rakam 1,000 dolayındadır. Araç-gereç malzeme ve personel yetersizlikleri de dikkate alındığında il genelindeki sağlık hizmetlerinin çok yetersiz olduğu anlaşılacaktır. Iğdır ili genelinde 3 adet Devlet Hastanesi, 1 Özel Hastane, 1 Verem Savaş Dispanseri, 1 Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi, 1 Sağlık Meslek Lisesi, 1 Acil Sağlık İstasyonu, 18 Sağlık Ocağı, 40 Sağlık Evi, 29 Eczane ve 30 civarında özel muayenehane bulunmaktadır. İl genelinde 29 uzman hekim, 59 pratisyen hekim, 38 sağlık memuru, 314 ebe ve hemşire, 220 diğer personel olmak üzere toplam 661 sağlık personeli görev yapmaktadır.[34]
Eğitim
Daha çok bilgi için: Iğdır'da Bulunan Ortaöğretim Kurumları Listesi
Daha çok bilgi için: Iğdır'da Bulunan İlköğretim Okulları Listesi
İlde okul öncesi eğitim, 4 anaokulu ve 23 anasınıfında görülmekte olup, sayılarının artırılma çalışmaları devam etmektedir. İldeki toplam anaokulu öğrenci sayısı 1,897'dir. 164 ilköğretim okulunda 50,000'e yakın öğrenci eğitim ve öğretim görmekte olup, 164 ilköğretim okulunun 29'u il ve ilçe merkezlerinde 135'i köylerde bulunmaktadır. Bu okulların 66'sında ikili eğitim, 98'inde ise normal eğitim yapılmaktadır. Derslik başına düşen öğrenci sayısı ise 50 küsurdur. İlde ilk ortaokul 1934'te, ilk lise ise 1965'te açılmıştır. İldeki ortaöğretim kurumlarında toplam 5,257 öğrenci eğitim görmektedir. İlde 7 Genel Lise, 2 Anadolu Lisesi, 2 Anadolu Öğretmen Lisesi, 1 Fen Lisesi, 1 İmam Hatip Lisesi, 2 Çok Programlı Lise ve 5 Meslek Lisesi bulunmaktadır. İlin sürekli göç alması nedeniyle okulların pek çoğunda ikili öğretime geçilmek zorunda kalınmış olup, derslik başına düşen öğrenci sayısının aşağıya çekilebilmesi için çeşitli eğitim yatırımları yapılmaktadır. İlde 1'i merkezde, 3'ü ilçelerde olmak üzere toplam 4 tane Halk Eğitim Merkezi bulunmakta olup, bu merkezlerde halka yönelik yaygın eğitim çalışmaları devam etmektedir. İlde, Küçük Sanayi Sitesi bünyesinde bulunan Çıraklık Eğitim Merkezi'nde çırak ve kalfalara eğitim ve öğretim verilmektedir. Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde Rehberlik Araştırma Merkezi, eğitim camiasına ve özel eğitime muhtaç çocuklara hizmet vermektedir.
Iğdır AÖL'den görünümİlde 1995-1996 döneminde eğitim ve öğretime başlayan 1 Meslek Yüksek Okulu mevcut olup, okulun, 1999-2000 eğitim ve öğretim yılı itibariyle işletme, muhasebe, turizm ve otelcilik, ithalat ve ihracat, pazarlama, bilgisayar programcılığı ve maliye olmak üzere 7 bölümü, muhasebe ve işletme dallarında 7 gece bölümü olmak üzere toplam 10 bölümü ve 750 öğrencisi bulunmaktadır.[20][35]
Iğdır'da bulunan bazı liseler
Iğdır Lisesi
Iğdır Anadolu Öğretmen Lisesi
Iğdır Fen Lisesi
Iğdır M.E.V Anadolu Lisesi
Ulaşım [değiştir]
Iğdırlı Turizm'in Şehirlerarası OtobüsüIğdır'da çevre il, ilçe ve komşu ülkeler ile bağlantısı sadece karayoluyla sağlanmaktadır. Bölge karayolu bağlantısı şehirlerarası ve şehiriçi olmak üzere ikiye ayrılır. Şehirlerarası yollar Erzurum, Kars ve Doğubeyazıt'tan gelerek Iğdır'ın şehir merkezinde tek bir istikâmette birleşir ve Dil Ovası'nı takip ederek Dilucu Sınır Kapısı'ndan Nahçıvan'a doğru uzanır. Şehiriçi yollar ise Dilucu Sınır Kapısı'ndan Tuzluca ilçesinin Kars ve Erzurum'la olan sınırına kadar uzanır. Şehirde karayolu haricinde Kars Tren İstasyonu veya Kars Havaalanı aracılığı ile Kars'a oradan da karayolu ile Iğdır'a ulaşılır.
Iğdır'ın, Iğdırlı Turizm, Can Iğdır Turizm, Iğdır Hat Turizm, Doğuş Iğdır Turizm ve THY Iğdır ve Kars Hava Yolları gibi seyahat acenteleri bulunmaktadır.
Mesafe Cetveli (km) Aralık Karakoyunlu Tuzluca Erzurum Ağrı Ankara İstanbul İzmir Antalya Edirne Hatay Kars Gaziantep Ardahan Nahçıvan
47 15 41 294 144 1,169 1,517 1,749 1,563 1,746 1,060 138 867 223 19
Kaynak: Iğdır İl Yıllığı 2000
Medya
Iğdır'da ilk yerel gazete 28 Eylül 1950'de Cengiz Ekinci tarafından çıkarılan Iğdır Gazetesi 'dir. İlde ilk dergi ise 30 Ekim 1950'de Ramiz Özler tarafından çıkarılan Aras Dergisi 'dir. Iğdır'da şu an faaliyet gösteren 20'ye yakın yerel gazete ve bir kanal (Iğdır TV) vardır. Bu gazetelerden 1 Eylül 1955'te Fazıl Şıktaş tarafından kurulan Yeşil Iğdır Gazetesi 50 yılı aşkın süredir yayın hayatına devam etmektedir. Diğer önemli gazeteleri ise; Güven, Çağdaş, Hudut Postası, Küllük Postası, Karakoyunlu Postası ve Dilucu'dur.[4]
Spor
Daha çok bilgi için: Iğdırspor
İlde boks, tekvando, karate, masa tenisi, satranç, bilardo, voleybol, basketbol, güreş, vücut geliştirme, judo ve halk oyunları branşlarında sporcu yetiştirilmekte ve bu branşlarda 1.580 lisanslı sporcu bulunmaktadır. Halen 45 hakem, 2 kadrolu antrenör ve 9 fahri antrenör mevcut olup, 20 spor kulübü, 1 kapalı spor salonu, 1 çim saha ve 1 adet de toprak saha bulunmaktadır. İl genelinde, atletizmle uğraşan 13, boksta 21, karatede 32 ve güreş dalında 9 sporcu bulunmaktadır.[36] Şehrin en başarılı ilk ve tek profesyonel takımı olan Iğdırspor, 1997-2007 yılları arasında 2. Lig ve 3. Lig'de mücadele edip tekrar amatör kümeye düşmüştür. Şehirde yetişen en ünlü futbolcu uzun bir süre Fenerbahçe'de top koşturan ancak şimdi Galatasaray'da oynayan Servet Çetin'dir.[kaynak belirtilmeli] İlin basketbol ve voleybol gibi spor dallarında önemli bir başarısı bulunmamaktadır.
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Kuruluşları Daire Başkanlığının 6 ve 9 Eylül 2007 tarihleri arası Gaziantep, Adıyaman ve Kilis illerinde düzenlediği Gap Spor Oyunlarında; basketbol, voleybol, masa tenisi, güreş, tekvando, badminton ve atletizm dallarında katılan İl Gençlik Spor Kulübü, 18 İlin katıldığı masa tenisi dalında gümüş madalya kazanmıştır.[37]
Kültür ve sanat
Ana madde: Iğdır (il)
Iğdır il merkezinde merkez ilçe ve Melekli beldesinde olmak üzere toplam 2 adet Halk Kütüphanesi mevcut olup, bu kütüphanelerde kitap ve süreli yayın bulunmaktadır.[38]
Kültürel ve doğal zenginlikler
Ana madde: Iğdır (il)
Karakale Harabesi :
Iğdır Ovası'nın batısında, Ermenistan sınırında, savunmaya elverişli olarak Urartular zamanında inşa edilmiştir. Bölgenin en eski yerleşim kalesi olup Orta Çağ'a ait bir yerleşim özelliği taşımaktadır. Çalpala Köyü'nün 2 km. batısındadır.
Selçuklu (Harmandöven) Kervansarayı :
Iğdır İl Merkezi'ni Asma Köyü'ne bağlayan yolun 25. kilometresinde bulunan kervansaray 12. yüzyıl Selçuklu taş işlemeciliğinin en güzel eserlerinden biridir. 1986 yılında koruma altına alınmıştır. Ancak hala harabe halindedir.
Soykırım Anıt-Müze'den bir Ermeni silahıKültepe Mezarlığı :
İl merkezine bağlı Melekli Beldesi yakınlarındadır. 1913 yılında yapılan kazılarda Urartular'a ait bir mezarlık keşfedilmiştir. Ayrıca süs eşyaları, silahlar ve mühürler de bulunmuştur.
Kümbet :
Iğdır'ın Çakırtaş köyünde bulunmakta olan bu eser Selçuklular tarafından yapılmıştır. Ancak bu kümbetin bakımsızlıktan bazı yerleri önemli ölçüde tahrip olmuştur.
Iğdır Korganı (Kalesi) :
Kale Ağrı Dağı'nın savunmaya elverişli sarp kayalarında kervan ticaretini kontrol altında tutmak için Oğuz Türkleri tarafından 11. yüzyılda Iğdır il merkezine 36 km uzaklıkta kurulmuştur. Yapılan restorasyona rağmen yer yer bir kale harabesini anımsatmaktadır.
Koç Başlı Mezarlar :
Koçbaşlı mezarHemen hemen Iğdır Ovası'ndaki bütün eski mezarlıklarda bulunan koç başlı mezarlar, Iğdır'da kalıcı bir medeniyet izi bırakan Karakoyunlular döneminden kalmadır. Bu mezar taşları Karakoyunlulara göre yiğit ve kahraman olan kişiler ile genç yaşta ölen gençlerin mezarlarına dikilirdi. Bu gelenek Karakoyunlular'a Orta Asya Türk Kültürü'nden gelmiştir. Çünkü Karakoyunlular konar-göçer bir topluluktu ve Karakoyunluların iktisadi yapısı sadece hayvancılığa dayanıyordu.
Ayrıca Iğdır'da Karakoyunlular ile ilgili 2 isim yerleşim birimlerine verilmiştir. Bunlardan biri Karakoyunlu ilçesi, diğeri ise merkez ilçeye bağlı Kuzugüden Köyü'dür. Iğdır'da bulunan Koç başlı mezar taşları "Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu"nca 1991 senesinde koruma altına alınmıştır.
En çok başlı mezar heykeli bulunduran merkeze bağlı köyler; Aşağıerhacı, Bayraktutan, Çakırtaş, Küllük, Yaycı köyleridir.
Ermeniler Tarafından Katledilen Şehit Türkler Anıt ve Müzesi :
Ermeniler Tarafından Katledilen Şehit Türkler Anıt ve Müzesi
Iğdır´ı sembolize eden Leylek heykeliBu anıt 1915-1920 tarihleri arasında bölgede yaşayan Ermeni saldırıları sembolize etmektedir ve ilgili belgeler bulundurulmaktadır. Her ay 4.000 civarında ziyaretçi müzeyi gezmektedir.[39] 350 m² kapalı Müze 2 havuz ve 36 m yüksekliğinde 5 adet kılıçtan oluşmaktadır. Etrafı yeşil alan ve park olarak inşa edilmektedir. Toplam 14.000 m² alanı kapsamaktadır. Yerden yüksekliği 43,5 metredir. Dolayısıyla Türkiye'nin en yüksek anıtıdır. Yapımına 1 Ağustos 1997 tarihinde başlanmış ve 5 Ekim 1999 tarihinde hizmete girmiştir. Anıt inşaatında Türkiye'nin farklı illerinden getirilen mermerler kullanılmıştır. Ancak taşların eskimesi üzerine restorasyona tabi tutularak 2005 yılında yeniden ziyaretçilere ücretsiz olarak açılmıştır. Müzede Ermenilerin toplu öldürmesini ispatlayan ve Ermeni Soykırımı'nı reddeden belgeler ve eşyalar vardır. Müze girişinin sağ tarafındaki odada katliamlara ait fotoğraflar, sol tarafındaki odada ise soykırım araştırmaları için bir kütüphane bulunmaktadır. Müzede 570 adet kitap, 260 adet resim (cinayet resimleri), 1973-1985 yılları arasında Ermeni terör örgütü ASALA tarafından öldürülen diplomatların fotoğrafları korunmaktadır. Müzenin giriş kapısı Selçuklu geleneklerine göre yapılmıştır. Anıt, üçgen arazinin odak noktasında yükselmektedir. Suni bir tepenin ortasında konuşlandırılan 5 kılıcın da eğri uçları yukarıda birleşerek kubbe şeklini almaktadır. Bu haliyle Selçuklu türbelerini andırmaktadır.[40]
Leylek Heykeli :
Iğdır şehir merkezinin girişinde bulunan devasa iki leyleğin bulunduğu heykel; leyleklerin Iğdır'ın sembollerinden biri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.[4]
Turizm
Iğdır'ın sembolü olan leylekBölgede kendine has özellikleri olan Iğdır, Doğu Anadolu'nun Çukurova´sı olarak anılmaktadır. Tarihi, kültürü, folkloru, doğa güzellikleri ve özel iklim özelliği ile dört mevsimi bir günde yaşatan ve üç ülke ile sınır olan yakın zamanda bölgenin turizm merkezi olan ilin ayrı bir güzelliği de, ovasındaki meyve bahçeleri, pamuk tarlaları yamaçlarındaki kır çiçekleri, yaylalar, doğal su kaynakları ve ile hayat veren Aras Nehri ile Ağrı Dağı kentin turizm potansiyelini ortaya koyar. Ayrıca Ağrı Dağı, Iğdır'ın her noktasından görülebilmektedir.[41]
Kentte dini günler olan Nevruz Bayramı ve Muharrem ayı ile 14 Kasım´da ilin düşman işgalinden kurtuluşunda çeşitli etkinlikler düzenlenir. Ayrıca Iğdır´da başta Kayısı Festivali, Korhan Yaylası Festivali ve Geleneksel Ağrı Dağı Festivali olmak üzere bir çok festival düzenlenmektedir.
Gelenek ve görenekler
Evlenme: Evlenmede bazı devreler vardır. Bu devreler; kız beğenme, elçi gitme, söz kesme ve belge takma, nişan ve düğündür.
Kız Beğenme: Evlenme çağına gelen gençler ailenin iznini aldıktan sonra düğün vb. gibi yerlerde kız beğenirler.
Elçi Gitme: Erkek tarafı kız ailesince de beğenilirse kız tarafına hatırı sayılır kişilerle elçi gönderilir. Kız evine giden elçiler Allah'ın emrini alarak kızın rızası alınıp kız babasından istenir.
Söz Kesme ve Belge Takma: Kız tarafından söz alınınca erkek tarafı birkaç gün sonra söz kesmek için kız evine gider. Erkek tarafı bu gidişinde şeker, kolonya götürerek oradakilere ikram eder. Kız tarafına verilecek başlık ve altın gibi diğer şeyler kesin karara bağlanır. Daha sonra hayır dualarla kızın parmağına belge yüzüğü takılır.
Nişan: Kararlaştırılan günde nişan töreni yapılır. Nişan törenini bazı aileler çalgısız yemekli yaparlar. Bazı aileler ise çalgılı yaparlar. Düğünün bir safhasında kıza yüzük takılır. Erkek ailesi tarafından altın ve bilezikleri takılırken kız ve oğlanın yakın akrabaları ve komşuları da hediyelerini verirler.
Düğün: Nişandan sonra düğün günü her iki aile tarafından kararlaştırılır. Düğünden bir-iki gün önce düğün hazırlıklarına başlanır. Her iki aile alışveriş için pazara çıkar ve alınan eşyalar genellikle gelin ve gelin akrabalarına alınır. Bunun yanında söz kesme esnasında taahhüt edilen eşyalar alınır. Düğün töreninin yapıldığı günün ertesi gelinin duvağına gidilir. Burada da kızın ve erkeğin akrabaları çeşitli hediyeler verirler.
Koç Katımı: Bu yörenin en eski geleneklerinden biridir. Bu adet koyun sürüleri olanlar arasında yapılır. Ekim ayının son haftasında yapılan bu törende koçlar renk renk boyanır, çeşitli meyve (elma vs.) ve şekerlemelerle süslenir. Koç katımı günü bayram havasında yaşanır. Koçlar sürünün içerisine bırakılır.
Kirvelik: Kirvelik, Oğuz Türkleri'nden kalmış bir gelenektir. Ayrıca, Müslümanlar için de çocukları sünnet ettirmek İslam dininin gereklerindendir. Kirveleri çocuk sahipleri seçerler. Eskiden olduğu gibi bugün de kirveliğe çok büyük önem verilir. Şöyle ki kirve, kirve kızını alamaz. Bazı aileler sünnet yaparken aynen düğünde olduğu gibi çalgılı ve eğlenceli yaparlar. Bazı aileler ise yemekli yaparlar. Çocuklara sünnet olduktan sonra davetliler ve yakınları tarafından para ve çeşitli hediyeler verilir. Ayrıca, iki gün sonra da külden çıkarma yapılır.
Bayram Görmeleri: Bayram günleri akrabalar dostlar birbirlerini ziyaret ederler. Yörede Nevruz Bayramı'na da ayrıca büyük önem verilir. Bu bayramda da dost, akraba ve hasta ziyaretine gidilir, hal ve hatır sorulur.[42][43]
Muharrem ayı etkinlikleri
İl halkının bir kısmı Azeri kökenli olduğu için Azerbaycanlılar gibi Şiiliğin Caferi koluna mensuptur. Bu yüzden Kerbela Olayı özellikle Şiilerde büyük yasa yol açmıştır. Iğdır ve çevresinde Muharrem ayının ilk gününden başlayan 60 günlük yas tutma döneminde; eğlenmek, kız alıp vermek, düğün yapmak ve buna benzer hayır işlerinin yapılmamasına özen gösterilir. Muharrem ayının 10. gününe aşure, 9. gününe de taşura denir. Yas, ilk 10 günde belirgin bir biçimde tutulur. Muharrem'in birinci günü, Kerbela Yası'nın birinci günüdür. Camilerde ve evlerde mersiyeler okunur. Mersiyeye gelmek sevap sayılır.[43]
9. gün olarak adlandırılan Taşura 'da; yemek ve ihsan verilir, traş olunmaz, banyo yapılmaz, kana kana su içilmez, çamaşır yıkanmaz. Her caminin bir destesi oluşturulur. Bu desteler, köy köy dolaşarak zinciri vücuduna vurarak Şahsey tepinir. 10. gün olan Aşure'de şii imamlarından biri olan Ali oğlu Hüseyin'in öldürülmesi dolayısıyla en büyük yas tutulur. Bu günde genellikle herkes siyah giyinir. Desteler, oldukça coşkulu bir şekilde zincir vurur. 10. günün öğle vaktine kadar bu törenler yapılır. Aşure gününde Iğdır'da her yer kapalıdır. Hatta Caferi Mezhebi´ne bağlı olmayanlar bile bu geleneğe uyup iş yerlerini açmazlar, törenlere katılırlar. Muharrem ayı boyunca camiler dolup taşar. Camilerde Kur'an'dan ayetler okunur ve hocalar halka Kerbela Olayı'nı anlatır.[41]
Nevruz Bayramı kutlamaları
Nevruz, Iğdır halkında tabiatın uyanış duygusunu canlandırır ve büyük coşku yaratır. Iğdır'da 21 Mart'ta kutlanan Nevruz Bayramı'nda yapılan etkinlikler:
Evler ve bahçeler yeniden temizlenir, boya-badana yapılır. Halı ve kilimler yıkanır.
Aile fertleri imkânlar ölçüsünde bayramlıklar alır ve giyinir.
21 Mart'tan 3 hafta önce buğday ekilir ve Nevruz günü yeşil halde toplanarak aşurede kullanılır.
Yeddi-Levin denilen ve en az 7 çeşitten oluşan çerez ve meyve hazırlanır.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.
Küs olanlar barıştırılır.
Hasta ziyaretlerine gidilir.
Baca baca yapılır (Ateş yakılıp üstünden atlanır).
Kapılara gizlice kulak asılır.
Yumurtalar kırmızıya boyanır ve tokuşturulur.
Kapılara şal asılır.
Çeşitli eğlenceler düzenlenir.
Kabir ziyaretleri yapılır.
Nişanlı kıza Nevruz hediyesi götürülür.
Küfür edilmez, dedikodu yapılmaz ve kavga edilmez.
Tatlı yapılıp, dağıtılır.
Korkak olarak bilinen insanların üzerine su dökülür.[41]
Halk Oyunları
Gaytağı OyunuDaha çok bilgi için: Iğdır yöresi halk kültürü
Kafkas Oyunları'ndan özellikle Azeri Oyunları, bütün canlılığı ile Iğdır, Kars ve Ardahan başta olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinde oynanmaktadır. Iğdır halkı ile Azerilerin halk kültürü bakımından yüksek derecede benzer olması bu iki halkın halk oyunlarının da yüksek derecede benzer olmasını sağlamıştır. Bu oyunlarda; kahramanlık, asalet, yardım severlik, vatan sevgisi, aşk, tabiat sevgisi gibi konular işlenmiştir. Bu oyunların tamamı veya en az biri ikisi her Iğdır'lı tarafından oynanabilinmektedir. Bu sayede kuşaktan kuşağa aktarılabilmektedir. Bu oyunlar genellikle; düğünlerde, sünnetlerde veya sevinçli günlerde oynanır.[41]
Iğdır Yöresi Halk Oyunları'nda Çalınan Müzik Aletleri:
Garmon, Davul, Goşa Nağara, Tar, Kemençe,
Balaban, Tulum, Tütek, Klarnet, Zurna
El Sanatları
Iğdır ve çevresinde el sanatlarında büyük bir canlılık göze çarpmaktadır. Köylerde özel kök boyanın kullanıldığı yün veya pamuktan birbirinden güzel halı, kilim, halça (bir tür kilim) örülmektedir. Bunların üzerinde genellikle Karabağ ve Kafkas motifleri görülmektedir. Bölgede bilhassa kış aylarının vazgeçilmez giyeceklerinden olan yün çoraplar da önemli bir yere sahiptir. Bunların üzerinde birbirinden farklı hayvan ve bitki motifleri görülmektedir.[43]
Yöresel Yemekleri
Yöreye ait pek çok yemek bulunur. Bunlardan bazıları:
Taş Köfte, Yoğurt Çorbası(Şorbası), Bozbaş, Tavuk Çorbası, Kavurma, Gaygana
Ayranaşı, Sabahaşı, Helise, Tandır Şiş, Ekşili, Yağ Çorbası(Şorbası), Cılvır
Omacaşı, Sütlü Pilav, Tapan, Fetir, Omaç Helvası, Kaysafa, Lepeli Etli Pilav, Erişte
Kuymak, Hasıda, Kete, Kelecoş, Patlıcan Reçeli, Nabat ve Kavut.
Kardeş şehirler
Daha çok bilgi için: Kardeş şehir
Şamakhi, Azerbaycan
Iğdır ili, Türkiye Cumhuriyeti'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde ve Türkiye'nin en doğusunda yer alan bir ildir.
Doğu Anadolu Bölgesi'nin Erzurum - Kars Bölümü'nde yer almaktadır. 27 Mayıs 1992 tarihinde Kars ili'nden ayrılarak Türkiye'nin 76. ili olmuştur. 4 ilçe, 8 belediye ve 157 köyden oluşur. Merkez ilçesi dışında 3 tane daha ilçesi vardır. TBMM'ye her seçimde 2 delege göndermektedir. Azerbaycan (Nahcıvan), İran ve Ermenistan sınır komşularıdır. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.
Ekonomi
Tarım
Iğdır Şeker PancarıEskiden kervan yolları üzerinde önemli bir durak olan Iğdır ilinde, ekonomi büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Aras Nehri'nin suladığı ova, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki en önemli bitkisel üretim alanlarından biridir. Iğdır, bahçeden bahçeye geçiş yapan evleri ile ünlüdür. Bu bahçelerde kayısı ve elma ağaçları vardır.
Tarım için elverişli olup şeker pancarı, pamuk, karpuz, domates gibi çeşitli meyve ve sebzeler yetiştirilmektedir. İlin en büyük tarım işletmesi olan Kazım Karabekir Tarım İşletmesi Dil Ovası kısmındadır. Bölgede ilk kez Urartular döneminde tarım başlamıştır. Geçmişte ovada yetiştirilen dut ağacının sayısının giderek azalması ipek böceği yetiştiriciliğini zamanla ortadan kaldırmıştır. Ovada önemini kaybeden bir diğer ürün olan çeltik ise 1970'li yıllara kadar yetiştirilmiş ama sıtma olaylarının artmasından dolayı terk edilmiştir. Iğdır Ovası'nda çeşitli bitkilerin yetiştirilmesine yönelik denemelere işgal yılları sırasında Ruslar tarafından başlanmıştır. Ovada şeker pancarı üretimi, Erzurum Şeker Fabrikası'nın 1956'da kurulmasından sonra başlamıştır. Ancak ovada üretilen şeker pancarının şeker oranı düşüktür. Bunun nedenleri; toprakların yoğun olarak kullanılması sonucu potasyum eksikliğinin artması, pancar yapraklarının Ağustos ayında kuruyup yeniden yaprak vermesi, pancar ekiminin seyrek olarak yapılması, söküm dönemindeki olumsuz hava koşulları, pancar yapraklarının söküm öncesinde otlatılması ve söküme yakın bilinçsizce su verilmesidir. Ekonomik değeri yüksek olan bitkilerin ekilmesinin yanı sıra hayvancılığın geliştirilmesi çalışmaları da işgal yıllarına rastlar. Hayvan soylarının iyileştirilmesi ve mandıraların kuruluşu yine aynı dönemde gerçekleşmiştir.[2] I. Dünya Savaşı'nın ardından Rus işgalinin kalkmasıyla pazarla bağlantısı kesilen yörenin ekonomik yaşamı 1950'lere dek süren durgunluğa girdi. 1950 yılından sonra Aras Irmağının sulamada kullanılmasıyla ürünlerde büyük çeşitlilik sağlandı.[3]
Iğdır KavunuYıllık yağış tutarının azlığına, yağış rejiminin düzensizliği ve buharlaşma miktarının fazlalığı da eklenirse ovadaki tarımda sulamanın ne derece önemli bir paya sahip olduğunu görülür. Sulamanın daha kapsamlı yapılabilmesi için Iğdır Ovası, Batı Iğdır Ovası ve Doğu Iğdır Ovası olmak üzere iki bölüme ayrıldı ve böylece sulama projeleri başlatılmış oldu.
İlde tarihin eski devirlerinden beri pamuk tarımı yapılmaktadır. Bunu mümkün kılan temel faktör, bölge ikliminin çevresine göre bir mikroiklim bölgesi yaratmasıdır. Pamuk yetiştirilmesi için gereken sıcaklık 20 °C'dir. Ancak bu sıcaklık, Iğdır Ovası'nın yıllık sıcaklık ortalamasından biraz düşük de olsa yaz aylarındaki yüksek sıcaklık ortalamaları pamuk için elverişli bir ortam yaratmaktadır. Cumhuriyet döneminde ovada pamuk ekim alanları giderek genişleyerek; 1935'te 650 hektarı, 1940'ta 700 hektarı, 1950'de ise 4,500 hektarı bulduktan sonra inişli çıkışlı bir grafik izlemiştir. 1960'ta 1,800 hektar, 1970'te 6,800 hektar, 1980'de 3,410 hektar, 1992'de 3,438 hektar ve 1997'de 970 hektar olarak gerçekleşmiştir. Ancak özellikle 2000'li yıllardan sonra pamuk yetiştirilmesi neredeyse sona ermiştir. Çünkü; az olsa da değişen iklim koşulları ürünün kalitesini düşürmüş ve zaten az olan çiftçi gelirini iyice azaltmıştır. Bu nedenle çiftçiler pamuk yerine şeker pancarı, meyve ve sebze yetiştirmeye başlamıştır. Ayrıca son yıllarda şeker pancarında görülen rekolte kaybından dolayı devlet desteği ile Ziraat Bankası, çiftçilere şeker pancarı yerine ayçiçeği ekmesi için kredi vermeye başlamıştır.[4]
Iğdır ŞeftalisiOvadaki toplam meyve bahçesi arazisinin 1,525 hektarı(%74) kayısı, 332 hektarı(%16.1) elma, 128 hektarı(%6.2) şeftali, 35 hektarı(%1.7) armut, 10 hektarı(%0.5) diğer meyveler ve 31 hektarı(%1.5) bağ tarımı arazilerinden oluşmaktadır. Yörede elma üretimi, sulamalı tarım yapma imkânlarının mevcut olduğu Batı Iğdır Ovası'nda yoğunluk kazanmıştır. Ovada şeftali yetiştirme faaliyetleri giderek artmaktadır. Nitekim, 1978'de 26,000 kadar olan şeftali ağacı sayısı, 1997'de 41,850'ye yükselmiştir. Ovada kayısı, şeftali ve elma dışındaki meyveler daha çok yöre halkının temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğundan bölge ekonomisinde pek önemli bir yer tutmaz. Ovada birçok sebzenin yetiştirilmesine karşılık dağlık yörede sadece patates tarımı yapılmaktadır. İlde mevcut olan 77,900 hektar dolayındaki tarım arazisinin yaklaşık 3,000 hektarı sebze üretimine ayrılmıştır.
Ovadaki toplam sebze bahçesi arazisinin 850 hektarı karpuz, 800 hektarı domates, 285 hektarı kavun ve 225 hektarı da salatalık arazilerinden oluşmaktadır. Ayrıca ovada üretilen domatesin ve karpuzun önemli bir kısmı Kars, Ardahan, Ağrı, Bitlis, Muş, Van ve Erzurum gibi illere pazarlanmaktadır. Ovada üretilen sebzelerden kavun, karpuz ve domates dışındaki sebzeler daha çok yöre halkının temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğundan bölge ekonomisinde pek önemli bir yer tutmaz.[5] Bunun dışında, soğan, patlıcan, biber, lahana, turp ve fasulye gibi sebzelerin de üretimi yapılmaktadır.[6]
İldeki tahıl tarımında yıllara göre büyük dalgalanmalar görülür. Bu durumda yağışların düzensiz olması etkilidir. Çünkü tarım arazisinin %28'sinde ancak kuru tarım yapılmaktadır. Tahıl tarımında 1. sırada yer tutan buğdayı; arpa, mısır ve çeltik izler. Tahıl arazilerinin yaklaşık %32'sini kaplayan arpa, verim bakımından buğdaydan biraz düşüktür. Ayrıca arpa, buğdayın yetişemediği yüksekliklerde de yetişebildiğinden bölgenin yüksek dağlık kesimlerinde buğdayın yerine arpa tercih edilmektedir. Bu tercihte dağlık kesimlerde hayvancılığın daha önemli bir yere sahip olması etkilidir. Arpanın dışında tahıl ürünleri olup ilin tahıl arazilerinin sadece %9'luk bir kısmında yetiştirilen mısır ve çeltik, daha çok yöre halkının temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğundan bölge ekonomisinde pek önemli bir yer tutmaz.[2]
Bölgede 2000 yılı itibariyle 16,500 dolayında çiftçi ailesi bulunmaktadır. Bölge çiftçilerinin ancak yarıya yakını toprak sahibidir.[4] 2005 yılı verilerine göre il halkının %68'i tarım sektöründe, %26'sı hizmet sektöründe, %2'si sanayiide ve %4'ü de diğer sektörlerde istihdam edilmektedir.
Iğdır İli Arazi Dağılımı
Çayır-Mera %41
Tarım Alanı %33
Kullanılmayan Alan %26
Orman Alanı %1
Iğdır Kayısısı (Şalağı)Iğdır Kayısısı (Şalağı), dünyaca ünlü olan ve sadece Iğdır yöresi ile Kağızman'da yetişen bu kayısı türünün şekli eliptik olup simetrik bir yapıya sahiptir. Çekirdekleri uzun şeritli ve tatlı olduğundan kuruyemiş olarak tüketilebilir. Erkenci bir çeşit olduğundan Haziran ayının son haftasında olgunlaşmaya başlar. Iğdır'ın en yaygın kayısı türü olan Şalak çeşidinin birçok faydası olduğu bilinmektedir.[4]
Iğdır'da Kaysı Ağacı Varlığı (2006)
Şalak %85
Ordubat ve Teberze %10
Ağerik %5
Iğdır'daki Meyve Sebze Üretimi (Ton/2008 yılı)[7]
Domates 39.550
Kavun 19.750
Karpuz 18.510
Kayısı 15.206
Salatalık 9.775
Elma 6.369
Şeftali 2.203
Hayvancılık
Iğdır'ın "Mor Karaman" cinsi koyunuCanlı hayvan ticaretine yönelik olarak çok sayıda koyun yetiştirilir. Bu yüzden koyunculuk birinci, sığırcılık ikinci plandadır. Koyun sürüleri, yazın yaylalardaki sulak çayırlara çıkarılarak otlatılır. Şekerpancarı üretimi yaygınlaştıktan sonra sığır besiciliği gelişti. Hayvanlardan sağılan sütlerin değerlendirildiği mandıralarda tereyağı ve kaşar peyniri üretilir.[8]
Hayvancılıkta birinci sırayı koyun alır. Onu sırasıyla keçi, sığır-manda ve kümes hayvanları izler. Bölgede bulunan çayırlar, küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara yeterli gelmemektedir. Bu yüzden hayvan yemleri, hayvancılıkta önem teşkil eder. Yapılan bir araştırmada koyun ve sığır yetiştiriciliğinin Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu tespit edilmiştir.[9]
Bölgede en çok yetiştirilen hayvan olan koyunun yetiştirilmesini güçleştiren en önemli sorun, yılın 4-6 aylık süresi boyunca arazinin karla örtülü kalması sonucu hayvanların ağıl veya komlarda beslenmesi zorunluluğudur. İl çevresinde özellikle "Mor Karaman" cinsi koyun yetiştirilmektedir. Bölgedeki koyun sayısı yıldan yıla değişiklik gösterse de son yıllarda azalma eğilimindedir. Bölgede keçi yetiştiriciliği koyunculukla bir arada yürütülmektedir. Genellikle ortalama bir koyun sürüsünde 5-10 tane keçi bulunur. Bölgenin toplam keçi varlığı 25,000-50,000 arasında sürekli değiştirmektedir. Yayla hayatında çadır yapımında kılından yararlanmak için yaylalarda önemli ölçüde kıl keçisi yetiştirilir. Kıl keçisi yetiştiriciliğini teşvik eden diğer bir faktör de, bu hayvanların süt verimlerinin koyunlara oranlara daha çok olmasıdır. Gerçekten bölgede; bir günde bir koyun ortalama 0.5-1 kg arası süt verirken ,bir keçiden yaklaşık 1.5 kg kadar süt çıkar. Ayrıca keçi, dağlık kesimlerde en ulaşılmaz otlara bile ulaşabilmektedir. Bu yüzden yayla halkında keçinin önemi, ova halkına göre daha fazladır.[5] Manda yetiştiriciliği gitgide azalmaktadır.[9]
İlçelere Göre Sığır Türü ve Sayısı (2000)
Türü Merkez İlçe Karakoyunlu Tuzluca Aralık
İnek 13,900 7,050 5,480 4,910
Dana 9,600 6,150 4,740 2,500
Öküz 350 17 750 42
Boğa 900 595 340 130
Manda 950 276 113 600
Toplam 25,700 14,088 11,423 8,180
Ovada büyükbaş hayvancılıkta küçükbaş hayvancılık kadar büyük bir öneme sahiptir. Bölgede büyük ölçüde mera hayvancılığı yapılmaktadır. Bunun yanında, besi hayvancılığı da giderek önem kazanmıştır. Ayrıca bölgede süt verimi yüksek olduğu için az da olsa manda beslenir. Çünkü manda ineğe göre daha uzun süre ve miktarda süt verir ve et verim ortalaması inekten daha fazladır. İlin toplam manda varlığı 2,000-7,000 arasında değişmektedir. Ayrıca bölgede yük çekmek için beslenmekte olan az sayıda at, eşek ve deve vardır. Ancak 1987'den sonra deve önemini kaybettiği için ilde deve nesli tükenmiştir.[5]
Ovadaki kümes hayvancılığında baş sırayı tavuk alır. Onu hindi, ördek ve kaz gibi çeşitli kümes hayvanları takip eder. Çok eskiden beri sürdürülen bu faaliyet, ilkel metotlarla ve ilkel ırklarla daha çok aile tavukçuluğu şeklinde sürdürülmektedir. 2006 yılında bölgeyi etkisi altına alan kuş gribi salgınına kadar aile başına 5-10 adet tavuk düşüyordu. Kümes hayvanlarının %90'lık bir kısmı tavuklardan oluşuyordu. 2006 yılının başlarında ilde ele geçirilen kümes hayvanlarının %98'inden fazlası imha edilerek bölge halkına hayvanların değeri ödenmiştir.[10]
Iğdır Ovası ve çevresi arıcılık bakımından son derece elverişli şartlara sahip olmasına rağmen arıcılık faaliyetleri yeterince gelişmemiştir. 2000 verilerine göre en çok kovan 7,249 ile Tuzluca ilçesinde bulunmaktadır. Onu 642 kovanla merkez ilçe, 193 kovanla Aralık ilçesi ve 154 kovanla Karakoyunlu izlemektedir. Bölgenin başlıca arı ırkı; "Kafkas Arı Irkı"dır. Kovan başına 20-25 kg bal üretimi düşmektedir.[2]
Sanayi
İlin bir tane Organize Sanayi Bölgesi vardır. Kentte TMO'ya ait silolar ve SEK'e bağlı Kars Sek Mama İşletmesi'nin bir süt toplama merkezi bulunmaktadır. Başlıca sanayi kuruluşları, dokuma sanayi kolunda çalışan küçük ölçekli işyerleridir.[8]
Kiti Hidroelektrik Santralinin İçinden görünümİlde sanayi tesisleri, genel olarak tarımsal üretimden sağlanan hammadde kaynaklarına dayanılarak kurulmuştur. Un, bisküvi, çikolata, tuz ve yem fabrikası ile tuğla fabrikası bulunmaktadır. Genelde bu tesisler, küçük sanayi iş yerlerinden oluşan ve çalıştırdığı işgücü sayısı 5-10 civarında olan ve hammaddenin bol olduğu aylara göre faaliyetlerini devam ettiren tesislerdir. Üretim, çoğunlukla mevsimlik işçilerle sağlanır. İldeki Bisküvi ve Çikolata Fabrikaları'nda çalışan kişi sayısı 155'tir. İlde 150 kişiden daha az personel istihdam eden küçük ve orta ölçekli işletmelerin sektörlere göre dağılımı incelendiğinde; çalışan sayısı bakımından en yoğun sektörlerin inşaat malzemeleri ve gıda sanayi olduğu görülmektedir.
Iğdır Küçük Sanayi Sitesi'nde 317 adet iş yeri mevcut olup, faal olan bu iş yerlerinde halen 550 civarı kişi çalışmaktadır.
İlde anayasanın 1163 sayılı kanununa göre kurulmuş kooperatif sayısı 33 adet olup, bunun 3 adedi "Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi", 7'si yapı, 1'i tüketim ve 22 adedi de motorlu taşıtlar kooperatifleridir. İlde Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ne bağlı toplam 7 adet meslek odası bulunmaktadır.[4]
Kiti Hidroelektrik SantraliMerkez ilçeye bağlı Çalpala Köyü yakınlarında Kiti Hidroelektrik Santrali bulunmaktadır. Bu santral, 1961 yılında kurulup 1966 yılında faaliyete geçmiştir. 2 tane tribünü bulunmaktadır. Yıllık ortalama enerji kapasitesi 6 GWh 'dır.[5]
İlde 2009 yılında faaliyete geçen meyve püresi ve salça üretimi yapan bir fabrika mevcuttur. Kurulan ikinci faberika ise, 2010 yılında hizmete giren "Araslar Konsantre Meyve Suyu Fabrikası"dır. Bu fabrikada elma, kayısı, şeftali, vişne, kiraz ve havuç gibi ürünler işlenmektedir.[11] Ayrıca, ilde ilk salça ve meyve konsantre fabrikası "UNIT Salça ve Meyve Konsantre Fabrikası" adı altında Eylül 2010'da açılmıştır.[12]
Madencilik
Iğdır ili yeraltı kaynakları bakımından zengin değildir. Tuzluca ilçesinde bulunan kaya tuzu yanında Aralık ilçesi ile Suveren Köyü arasında Ponza Taşı (Suyun yüzeyinde durabilen ve hamamlarda sırt keselemek için kullanılan delikli ve süngerimsi taş) madenine rastlanır. Tuzluca ilçesinde bulunan tuz yataklarının rezervi yaklaşık 800 milyon ton olup, %98 oranında NaCl içermektedir. Tuzluca Tuz Fabrikası, aylık 100-120 ton arasında tuz üretim yapabilecek kapasitededir.[4]
Ayrıca Nahçıvan'a olan sınır kapısının Iğdır ekonomisine olan katkısı büyüktür fakat buradaki sınır kapısında ticaret çeşitliliği, tam sınır kapısının şehrin gelişimini büyük oranda hızlandırdığı dönemlerde sınırlandırılmıştır. Bu sınırlamada yöre halkının Nahçivan'dan devamlı olarak kaçak mazot getirmesi etkilidir.[2]
Ticaret
Tarım ve hayvancılık, 1992 yılına kadar bölgenin en önemli iktisadî faaliyet kolları durumunda olmuştur. Ancak, bu tarihten sonra gerek PKK'nın eylemlerinin yoğunluk kazanması, gerekse Dilucu gümrük kapısının açılmasıyla birlikte tarım ve hayvancılık, hızla önemini kaybederken, ticaret, cazibesi artan bir sektör haline gelmiştir.
Bölgede, tarım ve hayvancılığı ikinci plana iten en önemli sebepler olarak; bölge hayvancılığında çok önemli bir yere sahip bulunan ve çayır-mera arazileri olarak kullanılan Büyük ve Küçük Ağrı Dağları ile diğer yüksek kesimlerin PKK'nın üssü kurmasından dolayı yasak bölge ilan edilerek yaylaya çıkışların durdurulması, silahlı çatışmalar nedeniyle köyden şehre büyük göç olaylarının yaşanması, et ithaline izin verilerek yerli üreticinin yeterince desteklenmemesi ve Dilucu gümrük kapısının açılmasıyla birlikte dış ticaretin ağırlık kazanması gibi nedenler gösterilebilir. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile olan coğrafi ve siyasi konumu da dikkate alınarak 20.05.1992 tarih ve 92/3065 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Dilucu Sınır Kapısı'ndan sınır ticaretine izin verilmiştir. 2008 yılında Dilucu Sınır Kapısı'ndan gerçekleştirilen ihracat tutarı 52,436,442 Dolar, ithalat tutarı ise 4,209,171 Dolar olarak gerçekleşmiştir.[13] Iğdır'ın Aralık ilçesi sınırları içerisinde bulunan Boralan Sınır Kapısı yeterince kullanılamamaktadır. Ermenistan'la olan ve KLarakoyunlu ilçesinde bulunan Alican Sınır Kapısı ise 1993 yılındaki Karabağ Savaşı ve akabindeki Hocalı Katliamı'ndan ötürü süresiz olarak kapatılmıştır.[14]
Ticaret hayatını olumsuz yönde etkileyen en önemli nedenler arasında, bölgenin sınırda yer alması, önemli tüketim merkezlerine uzak olması, işlek karayolları üzerinde bulunmaması, şehirleşme olgusunun zayıf olması ve sanayinin gelişmemiş olması yer almaktadır.[4]
Coğrafya
İklim ve bitki örtüsü
Iğdır'dan Aras Nehri'nin görünüşüIğdır'ın iklimi Doğu Anadolu tipi Karasal İklimi'dir. Iğdır ilinin ovalık kesimleri, Doğu Anadolu Bölgesi'nin öteki kesimlerinde görülen şiddetli kara ikliminden fazlaca etkilenmez. Bunun en önemli nedeni çevresinde bulunan Ağrı Dağı gibi yüksek alanlara göre alçakta olmasıdır. Kuytu konumuyla mikroklima oluşturan Iğdır Ovası'nda yer alan Iğdır kentinde yıllık ortalama sıcaklık 11,6 °C'dir. Oysa yalnızca 170 km uzaklıktaki Kars'ta bu ortalama 4,2 °C'dir. Ovada kışlar, Erzurum-Kars yaylasına göre daha yumuşak, yazlar ise daha uzun ve sıcak geçer. Kentte kışın -30 °C'ye kadar düşen ve yazın da 41 °C'yi aşan hava sıcaklıklarına rastlanır. Kuytuluğu yüzünden ülkemizin en az yağış alan yörelerimizden biridir. Özellikle yarı kurak iklime sahip olması bitki örtüsü Doğu Anadolu'nun tipik bitkisel örtüsü olan bozkır olmasına yol açmıştır. Orman açısından ülkemizin en yoksul bölgelerinden biridir.[3]
Iğdır'dan Karasu Nehri'nin görünüşüOrman örtüsü bakımından fakir olmasının nedeni, topraklarının Azonal (Taşınmış) Toprak grubuna girmesidir. Kireç oranı nispeten yüksek olan bu topraklarda alkalik oranı fazladır. Bu yüzden ovada genellikle tuzcul bitkiler görülür.[4]
Bölgede, donlu günler sayısı, Kasım ve Mart aylarında 14 günü aşarken Aralık, Ocak ve Şubat aylarında 24 günün üzerine çıkmaktadır. Bu yüzden don olaylarına kış mevsiminde sıkça rastlandığı görülür. Nisan ve Ekim aylarında ise don olaylarına daha seyrek rastlanır.[15]
Iğdır Rasat İstasyonu'nun 23 yıllık verilerine göre, bölgede yıllık ortalama basınç, 916 minibardır. Bölgede en fazla batı kaynaklı rüzgarlar esmektedir. Bunları, kuzeyden esenler takip etmektedir. Nisan ayından itibaren bölgeyi etkisi altına alan ve yaz mevsimi boyunca sık esmeleri ile dikkat çeken kuzey, doğu, batı ve güney yönlü yağışsız sıcak hava dalgaları mutlak yaz kuraklığına neden olmaktadır.
Iğdır Rasat İstasyonu'nun 16 yıllık ölçüm sonuçlarına göre, bölgede havanın yıllık ortalama bağıl nem değeri %63'ü bulmaktadır. Bağıl nem oranı, yıl içinde en yüksek değerini Aralık ayında (%73), en düşük değerini de Temmuz ayında (%53) ulaşmaktadır. Yıllık toplam 98.8 açık güne sahip bulunan Iğdır'da, bu gibi günlerin yıl içinde en çok görüldüğü ay Ağustos (16.3 gün), en az görüldüğü ay ise Nisan'dır (4 gün). Bölgede açık günler en fazla Haziran ile Ekim arasındaki aylarda görülür. Buna karşılık yılda 65.8 günü bulan kapalı havalar, 10 günün üzerindeki ortalamasıyla en çok Aralık, Ocak ve Şubat aylarında görülmektedir.[16]
Iğdır Ovası, tarih öncesi çağlardan bu yana önemli bir yerleşim merkezi olduğundan, kültürel faaliyetler doğal vejetasyonu önemli ölçüde değiştirmiş ve ovanın geniş bir bölümü tarım alanı haline getirmiştir. Ovanın sulanabilen kısımlarında, genellikle endüstri bitkileri yetiştiriciliği ile meyvecilik faaliyetleri ön plandadır.[2]
Ortalama Veriler
Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara
Ort. En Yüksek °C 2,6 5,6 12,8 20,1 24,3 29,4 33,7 34,4 29,1 21,2 12,6 4,9
Ort. En Düşük °C -7,3 -4,9 0,1 6,5 10,5 14,3 18,3 17,7 12,2 6,1 0,2 -4,2
Ort. Güneşlenme Süresi(saat) 2,7 4,1 5,4 6,1 7,5 9,6 10,1 9,9 8,5 6,3 4,3 2,4
Yağışlı Gün Sayısı 5,8 6,5 7,6 11,2 15,0 10,6 5,5 4,1 4,0 8,3 6,9 6,2
kaynak: www.meteor.gov.tr
Nüfus yapısı
Kâzım Karabekir anılarında, 18 Mayıs 1920'de Iğdır'a ayak bastığında merkezde 400 civarı ev bulunduğunu belirtir.[17] Cumhuriyet Dönemi'nin ilk nüfus sayımı yapılan 1927 yılında 3,716 olan merkez ilçe nüfusu, 1940'ta 9,465'i bulmuş ancak II. Dünya Savaşı'nın olumsuz etkileri nedeniyle 1950'de 7,826'ya düşmüştür. 1956 yılından itibaren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün başlattığı sulama projeleri sonucu artan tarımsal etkinlikler şehir merkezinde nüfusun artmasına yol açmıştır. Bu yüzden ilk kez 1960'ta 10,000'i aşan şehir merkezinin nüfusu, 1970'te 21,420'ye, 1975'te 29,542'ye yükselmiştir. Ancak 12 Eylül 1980 öncesinde yaşanan olaylardan dolayı 1980'de yeniden 24,352'ye düşen nüfus, bu dönemden sonra hızla artmaya başlamış ve 1985'te 29,460'a, 1990'da 35,858'e, 1997'de 45,941'e ve 2000'de 59,900'e, 2007 senesinde de 75,927'e yükselmiştir.[18] Şehrin genel nüfusu ise 2000 sayımlarına göre 168,634'tür. Türkiye İstatistik Kurumu'na göre 2007 nüfusu 181,866'dır. İl merkezi son yıllarda Tuzluca ilçesinden küçük bir göç almıştır. İldeki nüfus artış hızı ise %42.2'dir. Nüfusun yaklaşık %25'i tarım, %23'ü hayvancılık, % 33'ü ticaret ve sanayi ve %19'u da diğer sektörlerde çalışmaktadır.[5]
Yıl Nüfus
1927 34,840
1935 45,648
1940 46,669
1945 49,115
Yıl
Nüfus
1950 56,882
1955 70,951
1960 85,041
1965 96,652
Yıl
Nüfus
1970 112,256
1975 130,338
1980 127,438
1985 141,490
Yıllara göre ilin nüfusu
Yıllar Şehir Köy Toplam
1990 55,547 87,054 142,601
1997 66,829 78,582 145,411
2000 81,852 87,052 168,634
2007 97,054 84,812 181,866
Şehrin en büyük nüfus yapısını Azeriler ve Kürtler oluşturur. Günlük konuşmada genellikle Azeri Lehçesi ve Kürtçe kullanılmaktadır.[19]
Iğdır´da nüfusun %50,93 ü erkek, %49,17 si kadındır ve nüfusun %41'i 0-14 yaş grubuna, %54'ü 15-64 yaş grubuna, kalan %5'i de 65 yaş üstü gruba girer.[5]
İlin kentleşme oranı artış eğilimi göstersede bu oran Türkiye geneli kentleşme oranından düşüktür. 1990 sayımlarına göre il nüfusunun %61'i kırsal, %39'u kentsel alanda yaşamaktaydı. Bu oranlar 2000 sayımlarında kırsal alanlarda %51,72'ye gerilerken kentsel alanlarda yaşayanların oranı ise %48,28'e çıkmıştır. Bu oran %65 olan Türkiye ortalamasının altında kalmıştır. Kilometrekareye düşen insan sayısı kent merkezinde 72 iken, il genelinde 47'dir. İlde bulunan 157 köyden 109'unun nüfusu 500'ün altında olup köylerin çoğu oldukça düşük nüfusa sahiptir.[4]
Kültür/Sanat
Iğdır il genelinde merkez ilçe, Aralık, Tuzluca, Karakoyunlu ilçesi ve Melekli beldesinde toplam 5 adet Halk Kütüphanesi mevcut olup, bu kütüphanelerde toplam 20.165 adet kitap ve süreli yayın bulunmaktadır. Ancak, çocuk kütüphanesi, gezici kütüphane, müze, konservatuvar, opera, bale, orkestra, sanat galerisi, fuar, panayır, tiyatro ve sinema gibi kültürel birim ve etkinlikler bulunmamaktadır.[20]
Kültürel ve doğal zenginlikler
Iğdır sınırındaki Meteor ÇukuruMeteor (Göktaşı) Çukuru :
İl merkezinden yaklaşık 42 km uzaklıkta Karakoyunlu'ya bağlı Korhan Yaylası sınırları içerisinde yer alan bu çukur 1892'de bir göktaşının düşmesiyle meydana gelmiş büyük bir çukurdur. Dünyada büyüklük ve derinlik açısından Arizona'da bulunan Barringer Krateri'nden sonra 2. sırada gelir. Genişliği 35 metre, derinliği ise yaklaşık 60 metredir. Çukurun etrafında bir çok işlenmiş taşa da rastlamak mümkündür. Zengin doğa manzarasıyla ve dünyanın hiçbir yerinde rastlanılamayacak çiçek florasıyla bir renk cümbüşü olan bu yer aynı anda üç devleti görme imkânı sağlayan bir kavşakta bulunmaktadır.[21]
Karakale Harabesi :
Iğdır Ovası'nın batısında, Ermenistan sınırında, savunmaya elverişli olarak Urartular zamanında inşa edilmiştir. Bölgenin en eski yerleşim kalesi olup Orta Çağ'a ait bir yerleşim özelliği taşımaktadır. Çalpala Köyü'nün 2 km. batısındadır.
Soykırım Anıt-Müze'den bir Ermeni silahıSelçuklu (Harmandöven) Kervansarayı :
Iğdır İl Merkezi'ni Asma Köyü'ne bağlayan yolun 25. kilometresinde bulunan kervansaray 12. yüzyıl Selçuklu taş işlemeciliğinin en güzel eserlerinden biridir. 1986 yılında koruma altına alınmıştır. Ancak hala harabe halindedir.
Kültepe Mezarlığı :
Melekli Beldesi yakınlarındadır. 1913 yılında yapılan kazılarda Urartular'a ait bir mezarlık keşfedilmiştir. Ayrıca süs eşyaları, silahlar ve mühürler de bulunmuştur.
Köroğlu Kalesi:
Tuzluca ilçesinin Gaziler köyünün 10 km güneyinde sert kayalık üzerine kurulmuş olan bir kaledir. Köroğlu, bu kaleyi gözetleme kulesi olarak kullanırdı. Aras Nehri'nin geçtiği boğazı korumak amacıyla yapılmıştır.
Ahura Harabeleri'nin uzaktan görünüşüAhura Harabeleri:
Aralık ilçe merkezine 18 km uzaklıktaki Ahura, Büyük Ağrı Dağı'nın kuzey yamaçları üzerindeki Yakup Vadisi'nde bulunmaktadır. 1,750 metrede bulunan harabe, M.Ö. 2. yüzyılda Artaksiyalı Krallığı zamanında kurulmuş bir yerleşim yeridir. Yerleşme 1930 yılındaki Ağrı Dağı Ayaklanması'na kadar bu adla anılmış, 1965 yılında Yenidoğan olarak ismi değiştirilmiştir.
Kümbet :
Iğdır'ın Çakırtaş köyünde bulunmakta olan bu eser Selçuklular tarafından yapılmıştır. Ancak anılan kümbetin bakımsızlıktan bazı yerleri önemli ölçüde tahrip olmuştur.
Tuzluca'daki Tuz MağaralarıTuzluca Tuz Mağaraları :
Tuz mağaraları Tuzluca ilçesinde bulunmaktadır. 55 dönümlük bir araziyi kaplamaktadır. Türkiye'nin 100 yıllık tuz ihtiyacını karşılayacak kapasitededir. Tünellerde bulunan havanın bir çok solunum yolu hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. Günlük 60 ton tuz üretilmektedir. Ancak tam kapasite çalışırsa 200 ton tuz da üretebilir.[4]
Iğdır Korganı (Kalesi) :
Kale Ağrı Dağı'nın savunmaya elverişli sarp kayalarında kervan ticaretini kontrol altında tutmak için Oğuz Türkleri tarafından 11. yüzyılda Iğdır il merkezine 36 km uzaklıkta kurulmuştur. Yapılan restorasyona rağmen yer yer bir kale harabesini anımsatmaktadır.
Koç Başlı Mezarlar :
Koçbaşlı mezarHemen hemen Iğdır Ovası'ndaki bütün eski mezarlıklarda bulunan koç başlı mezarlar, Iğdır'da kalıcı bir medeniyet izi bırakan Karakoyunlular döneminden kalmadır. Bu mezar taşları Karakoyunlulara göre yiğit ve kahraman olan kişiler ile genç yaşta ölen gençlerin mezarlarına dikilirdi. Bu gelenek Karakoyunlular'a Orta Asya Türk Kültürü'nden gelmiştir. Çünkü Karakoyunlular konar-göçer bir topluluktu ve Karakoyunluların iktisadi yapısı sadece hayvancılığa dayanıyordu.
Ayrıca Iğdır'da Karakoyunlular ile ilgili 2 isim yerleşim birimlerine verilmiştir. Bunlardan biri Karakoyunlu ilçesi, diğeri ise merkez ilçeye bağlı Kuzugüden Köyü'dür. Koç başlı mezar taşları, Iğdır şehir merkezinin 15 km. kuzeydoğusundaki Karakoyunlu İlçesinde bulunan "Karakoyunlu Açık Hava Müzesi"nde sergilenmektedir.[22] Iğdır'da bulunan Koç başlı mezar taşları Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nca 1991 senesinde koruma altına alınmıştır.
En çok başlı mezar heykeli bulunduran köyler; Aşağıerhacı, Bayraktutan, Çakırtaş, Küllük, Yaycı köyleridir.
Ermeniler Tarafından Katledilen Şehit Türkler Anıt ve Müzesi :
Ermeniler Tarafından Katledilen Şehit Türkler Anıt ve Müzesi
Iğdır´ı sembolize eden Leylek heykeliBu anıt 1915-1920 tarihleri arasında bölgede yaşayan Ermeni saldırıları sembolize etmektedir ve ilgili belgeler bulundurulmaktadır. Her ay 4.000 civarında ziyaretçi müzeyi gezmektedir.[23] 350 m² kapalı Müze 2 havuz ve 36 m yüksekliğinde 5 adet kılıçtan oluşmaktadır. Etrafı yeşil alan ve park olarak inşa edilmektedir. Toplam 14.000 m² alanı kapsamaktadır. Yerden yüksekliği 43,5 metredir. Dolayısıyla Türkiye'nin en yüksek anıtıdır. Yapımına 1 Ağustos 1997 tarihinde başlanmış ve 5 Ekim 1999 tarihinde hizmete girmiştir. Anıt inşaatında Türkiye'nin farklı illerinden getirilen mermerler kullanılmıştır. Ancak taşların eskimesi üzerine restorasyona tabi tutularak 2005 yılında yeniden ziyaretçilere ücretsiz olarak açılmıştır. Müzede Ermenilerin toplu öldürmesini ispatlayan ve Sözde Ermeni Soykırımı'nı reddeden belgeler ve eşyalar vardır. Müze girişinin sağ tarafındaki odada katliamlara ait fotoğraflar, sol tarafındaki odada ise soykırım araştırmaları için bir kütüphane bulunmaktadır. Müzede 570 adet kitap, 260 adet resim (cinayet resimleri), 1973-1985 yılları arasında Ermeni terör örgütü ASALA tarafından öldürülen diplomatların fotoğrafları korunmaktadır. Müzenin giriş kapısı Selçuklu geleneklerine göre yapılmıştır. Anıt, üçgen arazinin odak noktasında yükselmektedir. Suni bir tepenin ortasında konuşlandırılan 5 kılıcın da eğri uçları yukarıda birleşerek kubbe şeklini almaktadır. Bu haliyle Selçuklu türbelerini andırmaktadır.[24]
Leylek Heykeli :
Iğdır şehir merkezinin girişinde bulunan devasa iki leyleğin bulunduğu heykel; leyleklerin Iğdır'ın sembollerinden biri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.[5]
Turizm
Iğdır'ın sembolü olan leylekBölgede kendine has özellikleri olan Iğdır, Doğu Anadolu'nun Çukurova´sı olarak anılmaktadır. Tarihi, kültürü, folkloru, doğa güzellikleri ve özel iklim özelliği ile dört mevsimi bir günde yaşatan ve üç ülke ile sınır olan yakın zamanda bölgenin turizm merkezi olan ilin ayrı bir güzelliği de, ovasındaki meyve bahçeleri, pamuk tarlaları yamaçlarındaki kır çiçekleri, yaylalar, doğal su kaynakları ve ile hayat veren Aras Nehri ile Ağrı Dağı kentin turizm potansiyelini ortaya koyar. Ayrıca Ağrı Dağı, Iğdır'ın her noktasından görülebilmektedir.[21]
Kentte dini günler olan Nevruz Bayramı ve Muharrem ayı ile 14 Kasım´da ilin düşman işgalinden kurtuluşunda çeşitli etkinlikler düzenlenir. Ayrıca Iğdır´da başta Kayısı Festivali, Korhan Yaylası Festivali ve Geleneksel Ağrı Dağı Festivali olmak üzere bir çok festival düzenlenmektedir.
Gelenek ve Görenekler
Evlenme: Evlenmede bazı devreler vardır. Bu devreler; kız beğenme, elçi gitme, söz kesme ve belge takma, nişan ve düğündür.
Kız Beğenme: Evlenme çağına gelen gençler ailenin iznini aldıktan sonra düğün vb. gibi yerlerde kız beğenirler.
Elçi Gitme: Erkek tarafı kız ailesince de beğenilirse kız tarafına hatırı sayılır kişilerle elçi gönderilir. Kız evine giden elçiler Allah'ın emrini alarak kızın rızası alınıp kız babasından istenir.
Söz Kesme ve Belge Takma: Kız tarafından söz alınınca erkek tarafı birkaç gün sonra söz kesmek için kız evine gider. Erkek tarafı bu gidişinde şeker, kolonya götürerek oradakilere ikram eder. Kız tarafına verilecek başlık ve altın gibi diğer şeyler kesin karara bağlanır. Daha sonra hayır dualarla kızın parmağına belge yüzüğü takılır.
Nişan: Kararlaştırılan günde nişan töreni yapılır. Nişan törenini bazı aileler çalgısız yemekli yaparlar. Bazı aileler ise çalgılı yaparlar. Düğünün bir safhasında kıza yüzük takılır. Erkek ailesi tarafından altın ve bilezikleri takılırken kız ve oğlanın yakın akrabaları ve komşuları da hediyelerini verirler.
Düğün: Nişandan sonra düğün günü her iki aile tarafından kararlaştırılır. Düğünden bir-iki gün önce düğün hazırlıklarına başlanır. Her iki aile alışveriş için pazara çıkar ve alınan eşyalar genellikle gelin ve gelin akrabalarına alınır. Bunun yanında söz kesme esnasında taahhüt edilen eşyalar alınır. Düğün töreninin yapıldığı günün ertesi gelinin duvağına gidilir. Burada da kızın ve erkeğin akrabaları çeşitli hediyeler verirler.
Koç Katımı: Bu yörenin en eski geleneklerinden biridir. Bu adet koyun sürüleri olanlar arasında yapılır. Ekim ayının son haftasında yapılan bu törende koçlar renk renk boyanır, çeşitli meyve (elma vs.) ve şekerlemelerle süslenir. Koç katımı günü bayram havasında yaşanır. Koçlar sürünün içerisine bırakılır.
Kirvelik: Kirvelik, Oğuz Türkleri'nden kalmış bir gelenektir. Ayrıca, Müslümanlar için de çocukları sünnet ettirmek İslam dininin gereklerindendir. Kirveleri çocuk sahipleri seçerler. Eskiden olduğu gibi bugün de kirveliğe çok büyük önem verilir. Şöyle ki kirve, kirve kızını alamaz. Bazı aileler sünnet yaparken aynen düğünde olduğu gibi çalgılı ve eğlenceli yaparlar. Bazı aileler ise yemekli yaparlar. Çocuklara sünnet olduktan sonra davetliler ve yakınları tarafından para ve çeşitli hediyeler verilir. Ayrıca, iki gün sonra da külden çıkarma yapılır.
Bayram Görmeleri: Bayram günleri akrabalar dostlar birbirlerini ziyaret ederler. Yörede Nevruz Bayramı'na da ayrıca büyük önem verilir. Bu bayramda da dost, akraba ve hasta ziyaretine gidilir, hal ve hatır sorulur.[25][26]
Muharrem Ayı Etkinlikleri
İl halkının Azeri kökenli olanları için Azerbaycanlılar gibi Şiiliğin Caferi koluna mensuptur. Bu yüzden Kerbela Olayı özellikle Şiilerde büyük yasa yol açmıştır. Iğdır ve çevresinde Muharrem ayının ilk gününden başlayan 60 günlük yas tutma döneminde; azeri kökenli vatandaşlarda eğlenmek, kız alıp vermek, düğün yapmak ve buna benzer hayır işlerinin yapılmamasına özen gösterilir. Muharrem ayının 10. gününe aşure, 9. gününe de taşura denir. Yas, ilk 10 günde belirgin bir biçimde tutulur. Muharrem'in birinci günü, Kerbela Yası'nın birinci günüdür. Camilerde ve evlerde mersiyeler okunur. Mersiyeye gelmek sevap sayılır. [26]
9. gün olarak adlandırılan Taşura 'da; yemek ve ihsan verilir, traş olunmaz, banyo yapılmaz, kana kana su içilmez, çamaşır yıkanmaz. Her caminin bir destesi oluşturulur. Bu desteler, köy köy dolaşarak zinciri vücuduna vurarak Şahsey tepinir. 10. gün olan Aşure'de şii imamlarından biri olan Ali oğlu Hüseyin'in öldürülmesi dolayısıyla en büyük yas tutulur. Bu günde genellikle herkes siyah giyinir. Desteler, oldukça coşkulu bir şekilde zincir vurur. 10. günün öğle vaktine kadar bu törenler yapılır. Aşure gününde Iğdır'da her yer kapalıdır. Hatta Caferi Mezhebi´ne bağlı olmayanlar bile bu geleneğe uyup iş yerlerini açmazlar, törenlere katılırlar. Muharrem ayı boyunca camiler dolup taşar. Camilerde Kur'an'dan ayetler okunur ve hocalar halka Kerbela Olayı'nı anlatır.[21]
Nevruz Bayramı Kutlamaları
Nevruz, Iğdır halkında tabiatın uyanış duygusunu canlandırır ve büyük coşku yaratır. Iğdır'da 21 Mart'ta kutlanan Nevruz Bayramı'nda yapılan etkinlikler:
Evler ve bahçeler yeniden temizlenir, boya-badana yapılır. Halı ve kilimler yıkanır.
Aile fertleri imkânlar ölçüsünde bayramlıklar alır ve giyinir.
21 Mart'tan 3 hafta önce buğday ekilir ve Nevruz günü yeşil halde toplanarak aşurede kullanılır.
Yeddi-Levin denilen ve en az 7 çeşitten oluşan çerez ve meyve hazırlanır.
Fakir ve yoksullara yardım edilir.
Küs olanlar barıştırılır.
Hasta ziyaretlerine gidilir.
Baca baca yapılır (Ateş yakılıp üstünden atlanır).
Kapılara gizlice kulak asılır.
Yumurtalar kırmızıya boyanır ve tokuşturulur.
Kapılara şal asılır.
Çeşitli eğlenceler düzenlenir.
Kabir ziyaretleri yapılır.
Nişanlı kıza Nevruz hediyesi götürülür.
Küfür edilmez, dedikodu yapılmaz ve kavga edilmez.
Tatlı yapılıp, dağıtılır.
Korkak olarak bilinen insanların üzerine su dökülür.[21]
Halk Oyunları
Gaytağı OyunuDaha çok bilgi için: Iğdır yöresi halk kültürü
Kafkas Oyunları'ndan özellikle Azeri Oyunları, bütün canlılığı ile Iğdır, Kars ve Ardahan başta olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinde oynanmaktadır. Iğdır halkı ile Azerilerin halk kültürü bakımından yüksek derecede benzer olması bu iki halkın halk oyunlarının da yüksek derecede benzer olmasını sağlamıştır. Bu oyunlarda; kahramanlık, asalet, yardım severlik, vatan sevgisi, aşk, tabiat sevgisi gibi konular işlenmiştir. Bu oyunların tamamı veya en az biri ikisi her Iğdır'lı tarafından oynanabilinmektedir. Bu sayede kuşaktan kuşağa aktarılabilmektedir. Bu oyunlar genellikle; düğünlerde, sünnetlerde veya sevinçli günlerde oynanır.[21]
Iğdır Yöresi Halk Oyunları'nda Çalınan Müzik Aletleri:
Garmon, Davul, Goşa Nağara, Tar, Kemençe,
Balaban, Tulum, Tütek, Klarnet, Zurna
El Sanatları [değiştir]
Iğdır ve yöresinde el sanatlarında büyük bir canlılık göze çarpmaktadır. Köylerde özel kök boyanın kullanıldığı yün veya pamuktan birbirinden güzel halı, kilim, halça (bir tür kilim) örülmektedir. Bunların üzerinde genellikle Karabağ ve Kafkas motifleri görülmektedir. Bölgede bilhassa kış aylarının vazgeçilmez giyeceklerinden olan yün çoraplar da önemli bir yere sahiptir. Bunların üzerinde birbirinden farklı hayvan ve bitki motifleri görülmektedir.[26]
Yöresel Yemekleri
Yöreye ait pek çok lezzetli yemekler bulunur. Bunlardan bazıları şunlardır:
Taş Köfte, Yoğurt Çorbası (Şorbası), Bozbaş, Tavuk Çorbası, Kavurma, Gaygana
Ayranaşı, Sabahaşı, Helise, Tandır Şiş, Ekşili, Yağ Çorbası (Şorbası), Cılvır
Omacaşı, Sütlü Pilav, Tapan, Fetir, Omaç Helvası, Kaysafa, Lepeli Etli Pilav, Erişte
Kuymak, Hasıda, Kete, Kelecoş, Patlıcan Reçeli, Nabat ve Kavut.
İstanbul
İzmir
Ankara
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Antakya
Aksaray
Amasya
İzmit
İskenderun
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Adıyaman
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Bursa
Burdur
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Batman
Bayburt
Düzce
Iğdır
Karabük
Karaman
Kilis
Kırıkkale
Osmaniye
Yalova
Bartın
Ardahan
Şanlıurfa
Uşak
Tunceli
Trabzon
Çorum
Erzurum
Niğde
Kocaeli
Mardin
Muş
Edirne
Kars
Gebze
Nevşehir
Rize
Çankırı
Çanakkale
Kırklareli
Kırşehir
Mersin
Hatay
Gümüşhane
Giresun
Gaziantep
Isparta
Kastamonu
Hakkari
Konya
Kütahya
Sakarya
Ordu
Erzincan
Samsun
Eskişehir
Siirt
Zonguldak
Yozgat
Sinop
Kahramanmaraş
Tokat
Sivas
Malatya
Van
Tekirdağ
Manisa
Şırnak
Muğla
Ardahan
Ağrı
Sinop
Kayseri
Osmaniye
Hatay
Isparta
| Ek | Boyut |
|---|---|
| Iğdır.jpg | 6.78 KB |
- Emre's blog
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
- Yazıcı-dostu sürüm
- 2101 okunma
- Send to friend
