Bayburt

Tagged:  

Danimarka Sohbet Chat

Bayburt, Bayburt ilinin merkez ilçesinidir.
Tarihçesi
Eski adı:(Ermenice: Բաբերդ, Բաբերձ, Բայբերդ, Papert, Baberc, veya Baybert) olan Şehirin adı 1930 reformlarıyla "Bayburt" olarak kabul edilmiştir. Eski çağlarda halcilerin yaşadığı sahada yer alan Bayburt'un bir müddet Roma İmparatorluğu hakimiyetine girdiği ve bu imparatorluğun ikiye ayrılması üzerine Doğu Roma toprakları içinde kaldığı bilinmektedir. Bizans İmparatorluğu teşkilatına göre ülke, bugünkü eyaletlere benzer bir takım temalara ayrılmıştı. Bayburt Heldia temasına bağlıydı ve bu eyaleti meydana getiren yedi piskoposluğun dördüncüsünü meydana getiriyordu. İmparator Justinianus tarafından kalesinin tahkim ve tamir edildiği bilinen Bayburt, Arap fetihleri sırasında Bagrat sülalesinin hakimiyeti altında bulunmaktaydı.

Bayburt ve yöresi, Türkmenlerini Anadolu'da ilk yerleştikleri bölgelerdendir. Tuğrul Bey'in Anadolu seferi (1054) sırasında Bayburt, Çoruh nehri ve Karadeniz dağlarına (Parhar) uzanan sahalara akınlarda bulunan Selçuklu kuvvetlerinin hücumlarına maruz kaldı ise de fethedilemedi. Kesin Türk hakimiyeti Malazgirt zaferi'nden sonra gerçekleşti. Şehir 1072'den 1202'ye kadar bazen Erzurum yöresinde hüküm süren Saltuklar'ın bazen de Danişmendiler'in hakimiyetinde kaldı. Bir ara Trabzon imparatoru I.Alexis Comnen'in kumandanı Theodore Gabras tarafından işgal edildiyse de, kısa süre sonra yeniden Danişmendli hakimiyetine girdi. (1098) Selçuklular 1202'de Saltuklu Beyliği'ne son verince Bayburt'u da ele geçirdiler.

Bayburt'un asıl gelişmesi, Süleyman Şah'ın kardeşi Erzurum Meliki Mugisuddin Tuğrul Şah ve oğlu Cihan Şah (1020-1230) döneminde oldu. Tuğrul Şah Bayburt kalesini yeniden inşa ve tahkim ettirdi. I:Alaeddin Keykubad tarafından Moğollara karşı sınırlar kuvvetlendirilirken Bayburt da Erzurum ile birlikte Konya'ya bağlandı. 1243 Kösedağ savaşının ardından Moğolların Anadolu'yu istilası esnasında yapılan anlaşma gereği Bayburt Selçukluların kontrolünde kaldı. Bu durum 1291'de burada Giyaseddin Mesud tarafından para bastırılmasından anlaşılmaktadır.

Türkmen olan ve Türkçe konuşan,İlhanlılar devrinde Tebriz-Trabzon yolu üzerinde bulunması sebebiyle daha da gelişen Bayburt, Ceneviz ve Venedik kervanlarının konakladığı bir yerdi. Moğolistan'a giderken buraya uğrayan Marko Polo şehirde zengin Gümüş madenlerinin bulunduğunu belirtir. Hatta İlhanlılar buradan yüklü bir vergi geliri temin ediyorlardı. Bu dönemde Darül Celal adı ile anılan ve iktisadi bakımdan canlılık kazanan şehir aynı zamanda bir kültür merkezi durumundaydı. Burada Mahmudiye ve Yakutiye medreseleri kurulmuş, Mevlevilik gelişme göstermiş, ayrıca ahilik teşkilatı da yayılmıştı.

Son İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın ölümünden sonra (1334) Bayburt, Eretna Beyliği'nın eline geçti. Zaman zaman Erzincan Beylerinin hücumlarına uğrayan şehir, bir ara Mutahharten'in idaresine girdi. Fakat çok geçmeden Kadı Burhaneddin zamanında Akkoyunlu beylerinden Kutlu Bey oğlu Ahmet Bey'in yardımı ile alındı ve Ahmet Bey'e ikta olarak verildi. Bir ara Karakoyunluların da eline geçen şehir sonra tekrar Akkoyunluların eline geçti ve uzun süre öyle kaldı.

Bayburt yöresi 1501'de bir ara Azerbaycan Safeviler devleti tarafından alındı. Bu dönemde Trabzon valisi olan Yavuz tarafından bu bölgeye akınlar yapıldı (1507). Yavuz tahta çıktıktan sonra da çıktığı Sefevi topraklarına yaptıgı seferinde bir kısım kuvvetlerini Bayburt üzerine gönderdi. Ekim 1514'te Bayburt Azerbaycan Sefevi devleti başçısı Şah İsmail'in elinden alındı. Bundan sonra Bayburt Erzincan ile birlikte Trabzon Beyi Bıyıklı Mehmet Paşa'ya verildi ve Sancak merkezi ilan edildi.

Kanuni'nin İran seferi sırasında önemi daha da artan Bayburt kalesi 1541'de esaslı bir tamir gördü. 1553'te Şah İsmail'in oğluI. Tahmasip'ın akınlarına şahit olunduysa da, bundan sonra XIX. Yüzyıla kadar önemli bir olay yaşanmadı. 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı esnasında Rus birliklerinin işgaline uğradı. 1878 ve 1916'da Ruslar tarafından yeniden işgal edilen Bayburt bu işgaller sırasında önemli oranda tahrip edildi.

1927'ye kadar Erzurum'a bağlı olan Bayburt bu tarihte Gümüşhane'ye bağlandı. 21.06.1989 tarihinde 3578 sayılı yasa ile il statüsüne kavuştu.

Bayburtun bitki örtüsü Erzurum,Erzincan ve Gümüşhane illerinin bitki örtüsü gibidir. İklim yönünden bulundukları iklim kuşağının özelliklerini taşırlar. Bilindiği üzere iklim özellikleri, bitki örtüsü üzerinde etkili olmakta ve ayrıca bitkileri gelişiminde rol oynamaktadır. Gümüşhanenin Trabzon ile olan sınırlarının Güney ve Güneydoğu bölgelerinde bulunan ormanlar hariç tutulursa Erzurum,Erzincan ile Bayburtun bulunduğu bölgede,dağ yamaçları ve daha yüksek yerlerdeki orman kalıntıları bitki örtüsünün insan eliyle çok eski dönemlerden beri, yok edildiğini kanıtlıyor. Çoruh vadisinden daha aşağılara doğru İspir ve Yusufeli ilçeleri yörelerinde çam ormanlarına rastlanmaktadır.İlk baharda dağlık kesimler ovalar ve yüksek platolar doğal çeşitli çiçek türlerini kaplayan otla örtülür,çayır ve meralarda kış ve yavşan cinsinden oluşan tabii örtü ile su kenarlarında görülen kısa çayır türleri,Düğün çiçeği ve Baklagil çeşitleri ile kaplanmış alanlar göze çarpmaktadır. Yağışların azlığına ve hayvan sürülerin yoğunluğuna bağlı olarak doğal bitki örtüsü kısa zamanda ve yaz ortalarına doğru yok olmakta veya sararmakta olduğundan Bayburt ovası genel görünümü ile bir step niteliği kazanır. Bütün bu olumsuz yönleri ile bitki örtüsünün büyük çapta erozyon olaylarını önleyemeyişi nedeniyle,Bayburt çevresindeki yüksek dağların devamlı aşınmakta olduğu bir gerçektir. Gümüşhane ile Bayburtun çevresindeki hayvan türleri yönünden oldukça fakir sayılır. Bayburtun yüksek dağ köylerinde Ayı,Yaban keçisi,tilki dağ keçisi daha aşağı bölgelerde ve bilhassa Çoruh nehri vadisinde yer alan yöre halkınca bük adıyla tanımlanan çalılık ve meşelik yaban domuzu,ördek,toy ve kırsal bölgelerde ise keklik ve tavşan gibi av hayvanlarına rastlanmaktadır. Çoruh nehrinde iri sazan ve yayın balıkları da avlanabildiği gibi Çoruhu besleyen büyük akarsularda,{kop,masat,otlukbeli,yoncalı vb.}Alabalık avlanabilmektedir.1899 yılında basılan Erzurum vilayet isal namesiyıllığında Bayburtun ormanlık bölgeleri şöyle anlatılıyor [42] Bayburt ilinin çeşitli yönlerinde demir kaş {burnaz}kop ve masat ve yayla pınar {lusunk}koç bayırı{pörge}ve akkaya adı verilen köy ve mahallerde,sık ve seyrek ve 100,000dönüm alanındaki bir araziyi kaplayan pelit ve kavak ve bazı çam ağacı türleri mevcut olup bunlar Bayburt ve Erzuruma diğer yakın yerlere nakledilip kullanılmaktadır. Burada YY önceki varlığından söz edilen 100,000 dönümlük pelit,kavak ve çam ormanları halkın ihtiyaçlarını karşılayabilmesi bakımından başka kaynaklara sahip olmadığı düşünülürse daha da azalmış ve devlet eliyle büyük çaplı bir ağaçlandırma faaliyeti yürütülmediği için,git gide yok olmaya mahkûm olmuşlardır. Halbuki Evliya Çelebi seyahat namesinde ve 1647yda daha yukarı kesimlerdeki çam ormanlarından kesilen ağaçların Çoruh nehrinin sularına bırakılarak Bayburta kadar nakledildiği yazılıdır. Bu ağaçların elde edilen kerestenin Bayburtun eski bir çok evlerinde kullanıldığı ve Bayburt civarındaki ormanlarından elde edildiği anlatılmaktadır. 1960 sayısına göre Bayburtun 30 köyünün orman kenarında kurulmuş olduğu ortaya çıkmıştır bu köylerin civarında orman olarak adlandırılacak 50,000 ila 60,000 dönümlük bir bölge vardır. Diğer yörelerde ise koruluk ve bataklık gibi ağaçlıklar göze çarpmaktadır. Ecdadımız yaşadıkları yörelerde,arazi şekillerine bakarak coğrafi özelliklere iklimlere,akan sulara ve sonuç olarak önemli gördükleri herşeye bir isim vermekte çok isabetli davranmışlardır örneğin sarı çiçek yaylası, kızlar meydanı,rüzgarlı bayır, akkaya, korkudere,tepebaş, kanlıyamaç taşlı tarla v.b. Geniş çam ormanlarının çevrede çok olduğu ünlü bilim adamlarımızdan Şemseddin Saminin kamusu alam büyük dünya sözlüğü adlı eserinde şu şekilde ifade edilmiştir.[43] Bu dağların ekser cihetleri,vasi ormanlarla mestur olup çam, meşe,kavak pelit,kökler ardıç ve sair ağaçları havidir.

Bunlardan anlaşılıyor ki Bayburt çevresi o zamanlar bitki örtüsü yönünden hiç de fakir.

İklim

Bölgenin coğrafi yapısı,Doğu Anadolunun soğuk ve kurak iklim kuşağı içinde ilin büyük bir kısmının bulundurmakta ve diğer taraftan az bir kısmının ise daha nemli ve yağışlı Karadeniz iklim kuşağının etkisi altında tutulmaktadır Büyük iklim değişiklikleri göstermesine neden olan bu coğrafi yapı Anadolunun başka bölgesinde mevcut değildir Bayburt ovasının kuzeyinin kaplayan SOĞANLI DAĞLARI. Karadeniz nemli havasını ve yağmurunu ovaya taşıyan yağmur bulutlarının Güneye inmesine bir set teşkil ettiği için bölgede yağış oranları tatminkar olmaktan uzaktır Ancak ilkbaharda ovaya düşen yağmur miktarı normalin üzerinde görülür ise de bu Nisan yağmurlarının, kırkikindi yağmurları adı ile bölgenin yalnız belirli bir mevsimde yününü güldürür .Buna rağmen Bayburt Ovasının bereketi verdiği mahsulün Kuzey-Doğu Anadolu da ona benzer,bir başka ovada {pasinler Ovası hariç}görülmez.

ÇORUH nehrinin Yaz mevsiminin kuraklığını gideren ve ovaya ince bir nem örtüsü ile buğu halinde inen bir özelliği vardır. Bayburt ovası Çoruh Nehri üzerinde yapımı kararlaştırılan barajlar ve sulama tesisleri ile sulandığında hem verimi artacak ve hem de iklim üzerinde etkili olacaktır .Bayburtta yarım yüzyıllık meteorolojik ölçümler göz önüne alındığı zaman görülür ki yağış ortalaması yılık olarak 438mm ve yağışlı geçen gün sayısı ise 90,100 gün civarındadır.

Bayburttan kuzeye doğru gidildikçe Soğanlı Dağlarının yağış miktarını daha azaldığı görülür. Çünkü Kuzeyden ve Kuzey-Batıdan gelecek olan yumuşak iklimin etkisini bu dağlar en az düzeye indirmektedir.

Mevsimlerin normal süreleri de iklimin etkisi altındadır Soğuk,kar,tipi gibi kış mevsimine has olan afetler,devamlılıkları ölçüsünde,bölgedeki canlıların ve ekonomik hayatın sarsıntılar geçirmesine neden olabilir. Bayburt-Trabzon yolundaki Zigana ve Bayburt-Erzurum yolu üzerindeki Kop geçitleri daha önceki dönemlerde yaşanan kış mevsimlerinden sık,sık kapandıkları için Bayburt halkının uzun süreler bu illerle bağlantısı kesilmiştir. Bugün ise teknik imkânlar ve yol bakımları karla kaplanan bu geçitleri hemen hemen her zaman trafiğe açık tutmaktadır.

DoÄŸa

Bayburt yüzölçümü ve nüfusu itibariyle Türkiyenin en küçük illerinden biridir. Doğu Karadeniz

sıradağlarının hemen güneyindeki Çoruh vadisinde yer alır. Kuzeyde Trabzon ve Rize ile doğuda Erzurum

güneyde Erzincan ve batıda Gümüşhane illeri ile komşudur. İl 3652 km kare yüzölçümüne sahipdir.

Bayburtun engebeli arazisinin jeolojik yapısı oldukça karışıktır. Kuzeyde ve Doğuda Soğanlı dağlarının güney kesimlerindeki küçük alanlarda bol fosil bulunmaktadır. İlin yer altı zenginlikleri arasında gümüş,bakır,kurşun,çinko karışımı damarlar ile linyit rezervleri bulunmaktadır. İlin toplam alanının %45i dağlardan oluşur. Bayburtu Karadenizden ayıran sıradağlar batıdan doğuya sırayla Zülfe (2750m.)Kemer (2856m.) Soğanlı (2750 m.),Haldizen (3000 m.),Kırklar (3350 m.)dağları. Güneyde sıralanan dağlar ise Çavuşkıran (2850m.),Kop (2600 m.),Çoşan (2963 m.), Sarıhan (2400 m.),Otlukbeli (2520 m.) ve Pulur (2300 m.) dağlarıdır. Bu iki dağ silsilesinin arasında Çoruh ırmağı akmaktadır. Çoruhun ana kaynağı Mescit dağlarından gelmekte ve il sınırlarına Güneydoğudan girmektedir. Bu ana kol Masat vadisinde Maden bucağı yakınlarında Kop suyu ile birleşir. Irmak burada geniş bir alana yayılmış olup, Bayburt ovasının oluşumuna ve taşıdığı alüvyonlarla sulu tarıma olanak sağlar . Bayburtdan geçmeden önce civarındaki bir çok derenin de suyunu topladığından şehrin içinden oldukça coşkulu bir biçimde akar . Kale tepesi ile Duduzar tepesi arasında derin bir vadi oluşturduktan sonra Kale ardından yine düz bir biçimde devam eder. Düzeker ovasında ırmağın diğer önemli bir yan kolu olan Değirmencik suyunu alır. Daha sonra dirsek yaparak Çoruh ırmağı derin Çoruh vadisine girer. Doğuya doğru akışına devam ederek ili terk eder. Dağlarla çevrelenen ve ortasında akan Çoruh ırmağının kollarıyla parçalanan Bayburt ovasına yaklaşık 900 km kare civarındadır ve dört önemli bölümden meydana gelir. Batıda yer alan Mormuş düzlüğü kuzeyde Aydıntepe ovası kuzeydoğuda Değirmencik kesiminde yer alan Düzeker ovası ve güneydoğu bölümünde Keçevi düzü 1500-1700 m. Arasında yüksekliklere sahip ovalardır.

Çoruh Nehri

Bayburtu konu alan herhangi bir yazı bir makale veya bir kitabın ÇORUH nehrinden geniş bir ölçüde bahsetmesi doğaldır. Çünkü Bayburtun kaderi Çoruhsuz düşünülemez. Çoruh nehrini,gören Evliya Çelebi ona "cui ruh1"[14] "ruh ırmağı"veya "can ırmağı"demiş,ruhlarıcoşturan,şiirlere ilham veren ve her Bayburtlunun ondan uzak kaldığı zaman rüyalarına giren daima genç ve dinamik Çoruh...
Erzurum ve Kars yaylalarının kuzeyindeki MESCİT DAĞI{3239M.}nın yamaçlarından doğan,çağlayanlar halindebatıya doğru akan süratli ve çılgın bir küheylan gibi etrafına korku salan ÇORUH,Maden bucağında ,MASAT ve KOP Dereleri ile birleştikten sonra kişiliğini bulur.
Çoruh Nehri,Koruk düzü ile hatıraları süsleyen geçmiş bir çok sportif hareketlere ve "herfene"denilen piknik ve daha çok sazlı ve sözlü eğlencelere sahne olması bakımından geçmişten zamanımıza kadar yaşayan bir tarih belgesidir.

Ekonomisi
Ekonomik hayat, tarihi gelişim içinde temel değiştirmemiştir. Ticaret ve sanayiin gelişmediği ilde tarım ve hayvancılık başlangıçtan beri ekonomiyi sürükleyici bir rol oynamıştır. Tarım ürünü olarak ilde hububat çeşitleri, yem bitkileri, şeker pancarı ve az da olsa meyve sebze üretimi yapılmakta, genelde ilin sebze ihtiyacı diğer illerden karşılanmaktadır. Arazinin büyük bir kısmı kıraç olup Çoruh vadisinde; Aydıntepe ve Sünür(Çayıryolu) ovalarında sulu tarım yapılmaktadır.

Hayvancılık ilin geçim kaynaklarından en önemlisidir. Arazi hayvancılık yapmaya çok elverişlidir. Mera hayvancılığı yapılmaktadır. Son yıllarda besi hayvancılığına doğru bir gelişme gözlenmektedir. Süt inekçiliği ıslah çalışmaları da devam etmektedir. İlimiz ilçe ve köylerinde arıcılık yapan aile sayısında büyük artış gözlenmekte, il sathında çok nefis kokulu bal üretimi yapılmaktadır.

Bayburt ili çok eski transit ticaret yolu olan Trabzon-İran arasındaki "İpek ve baharat yolu"nun bir durağıdır. Ekonomisi tarım, hayvancılık ve ticaret ağırlıklıdır. Tarım dışında kalan ekonomik yapısı, üretim yolu ile satışa arz şeklinde değil, dışarıdan getirip satışa sunma şeklinde gelişmiştir.

Tarihi yerler
Bayburt Kalesi

Şehrin kuzeyindeki yalçın kayalar üzerinde inşa edilmiş olan Kalenin ilk defa kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Bagrat Sülalesi (885-1044) zamanında varlığından söz edilen Kalenin çok daha önce miladın ilk yüzyıllarında mahalli prens ve krallıkların mücadelesine konu olduğu anlaşılmaktadır.

Kale Türklerin eline geçmeden önce; Roma, Ermeni, Bizans, Arap ve Komnenos hakimiyetinde kalmıştır. Zengin bir tarihe sahip olan kalenin birçok defa onarım gördüğü duvarlarındaki farklı inşaat ve tarih kaynaklarından anlaşılmaktadır.

Halk arasında Çinimaçin Kalesi de denilen Kale, dede Korkut hikâyelerinden "Kam Büre Oğlu Bamsı Beyrek Boyunu Beyan Eder" adını taşıyan hikâyede Beyrek'in (Bey Böyrek veya Bamsı Beyrek) fethedip ün kazanmak üzere yola çıktığı kaledir.

Dede Korkut Türbesi
İlin güney doğusunda merkeze 39 km mesafedeki Masat Köyü yakınında bulunan, yapılış şekli ve mimarisi ile çok eskilere dayandığı anlaşılan ve halk arasında Ali Baba diye geçen Türkmen,Bektaşi Babası türbesinin , Dede Korkut'a ait olduğu tezi Şair Orhan Şaik Gökyay tarafından ortaya atılmıştır.. Ali Baba veya Büyük Baba adıyla anılan türbeyi inceleyen Gökyay 1986 baskılı "Dede Korkut Hikayeleri" adlı kitabında türbenin resimlerini de vererek Dede Korkut'a ait olduğunu ifade etmiştir. Türbe üzerinde eski Türkçe ile 718 tarihi okunmaktadır.

Her yıl Temmuz ayının 3. haftasında uluslararası düzeyde dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni düzenlenmekte, şölen esnasında ilde Dede Korkut'la ilgili sempozyum, sergi, şiir gibi dallarda faaliyetler yapılmaktadır.

Pulur FerahÅŸat Bey Camii
Demirözü ilçesine bağlı Pulur kasabasında Akkoyunlulardan Korkmaz Bey'in oğlu Ferahşat Bey tarafından 1517 yılında yaptırılmıştır.

Kutlubey Türbesi
Merkeze bağlı,Çayıryolu Beldesi'ndedir. 1538 Tarihinde yapılan ve 1963 yılında restore edilen Çayıryolu Köyü Camii'sine bağlı bir türbedir.

Aydıntepe Yeraltı Şehri
Aydıntepe ilçesinde yer alan kent, tüf içerisinde, yüzeyden 2-2,5 metre derinde, başka yapı malzemesi kullanılmadan ana kayaya oyulmuş galeriler, tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşmaktadır. Yaklaşık bir metre genişliğinde ve 2-2,5 metre yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki yanda genişlemektedir. 3-8 metrekareye yakın planlı odalar bu mekana açılmaktadır. Gözetleme mekanlarının oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin galeri odaların aydınlatılması amacıyla duvarlara oyukların açıldığı görülmektedir.

Bunun tarihi Halde şehrine ait olduğu söylendiği gibi, geç Roma veya erken Hıristiyanlık devirlerine ait olabileceği de söylenmektedir. bunların yanı sıra aydıntepe ilçesine bağlı GÜMÜŞDAMLA köyünde bulunan ve bu zamana kadar korunan sarkıç köprü ihtişamını kaybetmemiştir.

Sarıkayalar Şelaleleri
Bayburt -Erzurum karayolunun 6km'sinden ayrılarak 16km daha yol aldıktan sonra ulaşılan Sarıkayalar şelaleleri, ilin merkez Sarıkayalar köyünün girişinde ve köy içinde olmak üzere iki tanedir. Yaz aylarında çevreleri mesire yeri olarak kullanılan her iki şelalede görülmeye değer doğal güzelliklere sahiptir.

MaÄŸaralar
Çimağıl Mağarası: İl merkezine 36 km mesafedeki Çimağıl köyünün Taşındibi mahallesindedir. Mahalleden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatte ulaşılabilen mağara, 600 metre uzunluğunda ve 11 bölümden oluşmaktadır. Tavan yüksekliği yer yer 30 metreyi bulmakta, güzel sarkıt ve dikitlerin yanı sıra mağarada yer yer su birikintileri de vardır.

Helva Köyü Buz Mağarası:Masat vadisinin Güneyinde Helva Köyü’nde yer almaktadır . İl merkezinden 33 km. uzaklıkta, köyün bulunduğu yamaçta yer alan mağaranın içinde buzdan oluşmuş sarkıt ve dikitler bulunmaktadır .Köy halkı tarafından değişik zamanlarda soğuk hava deposu olarak kullanılmış olan mağara buz oluşumlarının değişik şekillerini yansıtmaktadır.

Yakutiye Camii
Bunlardan başka Bayburt'ta Yukarı Hinzeverek camii, Yakutiye Camii, Zahit Efendi Camii, Çarşı Hamamı, bent Hamamı, Kondolotlar Hamamı ve Şehit Osman Türbeleri gibi tarihi ve turistik değeri olan eserler de vardır.

Bayburt ili, Türkiye Cumhuriyetinin Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunan bir ildir. Yerli halkın önemli bir bölümünü Türkmen/Çepniler oluşturur.

Tarihçesi

Bayburt ilinin ilçeleriBayburt şehrinin adı; eski Kafkas dillerden birini konuşan Urartu/Khaldiler'in bölgeye egemen olduğu dönemlerde, Khalt(Halti) halkı arasında gerçekleşen Hint-Avrupa dilli Mitanni göçmenlerinin sızmaları sonucunda verilmiştir.

Khaltlar'ın arasına yerleşmek üzere bölgeye gelen grupların verdiği söyleniş şekliyle Bagbartu sözcüğü Mitannice'den gelmektedir.

Bayburt tarihinin bilinen geçmişi Anadolu'nun köklü kavimlerinden Azzi ve Hayasalar'la başlar. Onu Hatti, Hitit ve Urartu izler.

Günümüzde dahi; Karadeniz halkı, sahil boyunda yerleşenlerine (tamamen olmasa bile) Laz, iç ve dağlık kesimlerde yerleşenlerine Halt demektedir. Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde Yusufeli ile Şebinkarahisar arasında ki dağlık hat boyunca uzanan bölge; Urartu'nun Baş Tanrı'sı olan Khalt'ın izinden gidenlerin yurdu anlamına Khaldia olarak tarih boyunca adlandırılmıştır.

Bölge MÖ.VII.yy.'da ilkin Kimmer, ardından İskit akınlarına uğrar. Urartu yıkılır ve bölgeye gelen Kraliyet İskitler'i o döneme göre Anadolu'nun en büyük kenti olan Gymnias'ı kurarlar. Gymnias kentinin bugün kü Bayburt ilinin sınırları içinde ve kuzeyinde olduğu tahmin edilmektedir.

Konuyla ilgili olarak daha detaylı bilgi için Anabasis'in "Onbinlerin dönüşü" adlı kitabına bakılabilir.

İskit egemenliği Ortadoğu'da sona erdikten sonra, bir dönem Ermeni ve daha sonra bölgemizin ünlü tarihçisi Mahmut Goloğlu'nun deyişiyle "Anadolu'nun ilk milli devleti:Pontos" devleti sınırları içinde kalan Bayburt, Pontos devletinin Helen etkisiyle kimlik değiştirmesi ve ardından da Pontos'un Roma tarafından yıkılmasıyla yeni bir döneme geçmiştir.

Bayburt'un bir müddet Roma İmparatorluğu hakimiyetine girdiği ve bu imparatorluğun ikiye ayrılması üzerine Doğu Roma toprakları içinde kaldığı bilinmektedir. Bizans İmparatorluğu teşkilatına göre ülke, bugünkü eyaletlere benzer bir takım temalara ayrılmıştı. Bayburt Heldia temasına bağlıydı ve bu eyaleti meydana getiren yedi piskoposluğun dördüncüsünü meydana getiriyordu. İmparator Justinianus tarafından kalesinin tahkim ve tamir edildiği bilinen Bayburt, Arap fetihleri sırasında Bagrat sülalesinin hakimiyeti altında bulunmaktaydı.

Bayburt ve yöresi, Türkmenlerinin Anadolu'da ilk yerleştikleri bölgelerdendir. Tuğrul Bey'in Anadolu seferi (1054) sırasında Bayburt, Çoruh nehri ve Karadeniz dağlarına (Parhar) uzanan sahalara akınlarda bulunan Selçuklu kuvvetlerinin hücumlarına maruz kaldı ise de fethedilemedi. Kesin Türk hakimiyeti Malazgirt Meydan Savaşı'ndan sonra gerçekleşti. Şehir 1072'den 1202'ye kadar bazen Erzurum yöresinde hüküm süren Saltuklu Beyligi'nin bazen de Danişmentliler'in hakimiyetinde kaldı. Bir ara Trabzon İmparatoru I.Alexis Comnen'in kumandanı Theodore Gabras tarafından işgal edildiyse de, kısa süre sonra yeniden Danişmentliler'in hakimiyetine girdi. (1098) Selçuklular 1202'de Saltuklu Devletine son verince Bayburt'u da ele geçirdiler.

Bayburt'un asıl gelişmesi,Türkmen Şahı Süleyman Şah'ın kardeşi Erzurum Meliki Mugisuddin Tuğrul Şah ve oğlu Cihan Şah (1020-1230) döneminde oldu. Tuğrul Şah Bayburt kalesini yeniden inşa ve tahkim ettirdi. I:Alaeddin Keykubad tarafından Moğollara karşı sınırlar kuvvetlendirilirken Bayburt da Erzurum ile birlikte Konya'ya bağlandı. 1243 Kösedağ savaşının ardından Moğolların Anadolu'yu istilası esnasında yapılan anlaşma gereği Bayburt Selçukluların kontrolünde kaldı. Bu durum 1291'de burada Giyaseddin Mesud tarafından para bastırılmasından anlaşılmaktadır.

Türkmen olan ve Türkçe konuşan,İlhanlılar ve Safaviler devrinde Tebriz-Trabzon yolu üzerinde bulunması sebebiyle daha da gelişen Bayburt, Ceneviz ve Venedik kervanlarının konakladığı bir yerdi. Moğolistan'a giderken buraya uğrayan Marko Polo şehirde zengin Gümüş madenlerinin bulunduğunu belirtir. Hatta İlhanlılar buradan yüklü bir vergi geliri temin ediyorlardı. Bu dönemde Darül Celal adı ile anılan ve iktisadi bakımdan canlılık kazanan şehir aynı zamanda bir kültür merkezi durumundaydı. Burada Mahmudiye ve Yakutiye medreseleri kurulmuş, Mevlevilik gelişme göstermiş, ayrıca ahilik teşkilatı da yayılmıştı.

Son İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın ölümünden sonra (1334) Bayburt, Eretnaoğulları'nın eline geçti. Zaman zaman Erzincan Beylerinin hücumlarına uğrayan şehir, bir ara Mutahharten'in idaresine girdi. Fakat çok geçmeden Kadı Burhaneddin zamanında Kızılbaş,Akkoyunlu beylerinden Kutlu Bey oğlu Ahmet Bey'in yardımı ile alındı ve Ahmet Bey'e ikta olarak verildi. Bir ara Karakoyunluların da eline geçen şehir sonra tekrar Akkoyunluların eline geçti ve uzun süre öyle kaldı.

Bayburt yöresi 1501'de bir ara Türkmen,Safeviler tarafından alındı. Bu dönemde Trabzon valisi olan Yavuz tarafından bu bölgeye akınlar yapıldı (1507). Yavuz tahta çıktıktan sonra da çıktığı İran seferinde bir kısım kuvvetlerini Bayburt üzerine gönderdi. Ekim 1514'te Bayburt Şah İsmail'in elinden alındı. Bundan sonra Bayburt Erzincan ile birlikte Trabzon Beyi Bıyıklı Mehmet Paşa'ya verildi ve Sancak merkezi ilan edildi.

Kanuni'nin İran seferi sırasında önemi daha da artan Bayburt kalesi 1541'de esaslı bir tamir gördü. 1553'te Türkmen,Şah İsmail'in oğlu Şah Tahmasb'ın akınlarına şahit olunduysa da, bundan sonra XIX. Yüzyıla kadar önemli bir olay yaşanmadı. 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı esnasında Rus birliklerinin işgaline uğradı. 1878 ve 1916'da Ruslar tarafından yeniden işgal edilen Bayburt bu işgaller sırasında önemli oranda tahrip edildi.

1927'ye kadar Erzurum'a bağlı olan Bayburt bu tarihte Gümüşhane'ye bağlandı. 21.06.1989 tarihinde 3578 sayılı yasa ile il statüsüne kavuştu.

Coğrafyası
Bayburt ili 40 derece 37 dakika kuzey enlemi ile 40 derece 45 dakika doğu boylamı, 39 derece 52 dakika güney enlemi ile 39 derece 37 dakika batı boylamı arasında yer alır. Doğu ve Güneydoğusunda Erzurum, batısında Gümüşhane, kuzeyinde Trabzon ve Rize, güneyinde Erzincan illeri ile çevrili Anadolu'nun kuzey-doğusunda Çoruh nehri kenarında ve denizden 1550 metre yükseklikte kurulmuş 3652 km2 yüzölçümü olan bir ildir.

Bayburt ve çevresi yeryüzü şekilleri bakımından genel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Birincisi sahanın batı yarısını oluşturan Bayburt ovası, ikincisi akarsuların oluşturduğu vadiler ve üçüncüsü de yörenin etrafını çevreleyen ve doğu yarısında yer tutan dağlık alanlardır.

Yaklaşık 900 km2'yi bulan Bayburt ovası 1450-1750 metre arasında değişen yüksekliktedir.

Arazinin %45'ini oluşturan dağlık alanda; Pulur (2300 m), Otlukbeli (2520 m), Saruhan (2400 m), Çoşan (2963m), Kop (2600 m), ve Çavuşkıran (2850 m) dağları güney kesimde batıda doğuya doğru sıralanır. Kuzey kesimde ise; Zülfe (2750 m), Kemer (2856 m), Soğanlı (2750 m), Haldize (3000 m), Kırklar (3350 m) dağları mevcuttur. Çoruh nehrinin çizmiş bulunduğu yayın orta bölümündeki sahanın doğusunda ise; Kaledere tepesi (2500 m) ve Ziyaret tepesi (2400 m) yer alır.

İldeki Kop ve Soğanlı dağlarında çok sayıda yaylalar mevcuttur. Çoruh nehri ise 3239 metre yükseklikteki Mescit dağından doğarak güneydoğudan il sınırlarına girmekte ve Çoruh vadisine girerek ili terk etmektedir. İlin Soğanlı dağları üzerinde Haldizen (Balıklı Göl) ve Göloba (Atlı Göl) gibi bazı krater gölleri de mevcuttur.

Ekonomisi
Ekonomik hayat, tarihi gelişim içinde temel değiştirmemiştir. Ticaret ve sanayiin gelişmediği ilde tarım ve hayvancılık başlangıçtan beri ekonomiyi sürükleyici bir rol oynamıştır. Tarım ürünü olarak ilde hububat çeşitleri, yem bitkileri, şeker pancarı ve az da olsa meyve sebze üretimi yapılmakta, genelde ilin sebze ihtiyacı diğer illerden karşılanmaktadır. Arazinin büyük bir kısmı kıraç olup Çoruh vadisinde; Aydıntepe ve Sünür ovalarında sulu tarım yapılmaktadır.

Hayvancılık ilin geçim kaynaklarından en önemlisidir. Arazi hayvancılık yapmaya çok elverişlidir. Mera hayvancılığı yapılmaktadır. Son yıllarda besi hayvancılığına doğru bir gelişme gözlenmektedir. Süt inekçiliği ıslah çalışmaları da devam etmektedir. İlimiz ilçe ve köylerinde arıcılık yapan aile sayısında büyük artış gözlenmekte, il sathında çok nefis kokulu bal üretimi yapılmaktadır.

Bayburt ili çok eski transit ticaret yolu olan Trabzon-İran arasındaki "İpek ve baharat yolu"nun bir durağıdır. Ekonomisi tarım, hayvancılık ve ticaret ağırlıklıdır. Tarım dışında kalan ekonomik yapısı, üretim yolu ile satışa arz şeklinde değil, dışarıdan getirip satışa sunma şeklinde gelişmiştir.

Tarihi Yerler
Bayburt Kalesi
Osmanlı döneminde bu kaleye Çinimaçin Kalesi ismi verilmiştir. Bunun da nedeni kalenin dış yüzeylerinde mor, yeşil ve firuze renkli çinilerin kullanılmış olmasıdır.

Kalenin doğu kesiminde XVIII.-XIV.yüzyılda yapıldığı sanılan bir de kilise kalıntısı bulunmaktadır. kalenin batı tarafında yağlı mağarası bulunmakta dır

Dede Korkut Türbesi
İlin güney doğusunda merkeze 39 km mesafedeki Masat Köyü yakınında bulunan, yapılış şekli ve mimarisi ile çok eskilere dayandığı anlaşılan ve halk arasında Ali Baba diye geçen Türkmen türbesinin, Dede Korkut'a ait olduğu tezi Şair Orhan Şaik Gökyay tarafından ortaya atılmıştır.. Güvenç Abdal hazretlerinin talbi ,Ali Baba veya Büyük Baba adıyla anılan türbeyi inceleyen Gökyay 1986 baskılı "Dede Korkut Hikayeleri" adlı kitabında türbenin resimlerini de vererek Dede Korkut'a ait olduğunu ifade etmiştir. Türbe üzerinde eski Türkçe ile 718 tarihi okunmaktadır.

Her yıl Temmuz ayının 3. haftasında uluslararası düzeyde dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni düzenlenmekte, şölen esnasında ilde Dede Korkut'la ilgili sempozyum, sergi, şiir gibi dallarda faaliyetler yapılmaktadır.

Sünür Kutlu Bey Camii
Akkoyunluların kurucusu Turali bey oğlu Fahrettin Kutlu Bey tarafından yaptırılan caminin kapısı üzerindeki kitabeden 1538 yılında onarıldığı anlaşılmaktadır. Minaresi ise 1616 tarihi taşıyan tarihi bir kitabeye sahiptir. İran Şahı Tahmasp'ın işgali sırasında tahrip edilmiş ve bu olay kapı üzerindeki kitabede yer almaktadır. Kanuni döneminde 1538 yılında onarım görmüştür.....

Aydıntepe Yeraltı Şehri
Aydıntepe ilçesinde yer alan kent, tüf içerisinde, yüzeyden 2-2,5 metre derinde, başka yapı malzemesi kullanılmadan ana kayaya oyulmuş galeriler, tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşmaktadır. Yaklaşık bir metre genişliğinde ve 2-2,5 metre yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki yanda genişlemektedir. 3-8 metrekareye yakın planlı odalar bu mekana açılmaktadır. Gözetleme mekanlarının oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin galeri odaların aydınlatılması amacıyla duvarlara oyukların açıldığı görülmektedir.

Bunun tarihi Halde şehrine ait olduğu söylendiği gibi, geç Roma veya erken Hıristiyanlık devirlerine ait olabileceği de söylenmektedir. bunların yanı sıra aydıntepe ilçesine bağlı GÜMÜŞDAMLA köyünde bulunan ve bu zamana kadar korunan sarkıç köprü ihtişamını kaybetmemiştir.

Sarıkayalar Şelaleleri
Bayburt -Erzurum karayolunun 6km'sinden ayrılarak 16km daha yol aldıktan sonra ulaşılan Sarıkayalar şelaleleri, ilin merkez Sarıkayalar köyünün girişinde ve köy içinde olmak üzere iki tanedir. Yaz aylarında çevreleri mesire yeri olarak kullanılan her iki şelalede görülmeye değer doğal güzelliklere sahiptir.

MaÄŸaralar
Çimağıl Mağarası: İl merkezine 36 km mesafedeki Çimağıl köyünün Taşındibi mahallesindedir. Mahalleden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatte ulaşılabilen mağara, 600 metre uzunluğunda ve 11 bölümden oluşmaktadır. Tavan yüksekliği yer yer 30 metreyi bulmakta, güzel sarkıt ve dikitlerin yanı sıra mağarada yer yer su birikintileri de vardır.

Helva Köyü Buz Mağarası:Helva Köyünde yer almaktadır. İl merkezinden 33 km mesafede, hemen köyün yamacında yer alan mağaranın içinde Buzdan oluşmuş sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.BUZ MAĞARASI görenleri hayrete düşürecek cinsten. Hava sıcaklıklarının yüksekliğine rağmen içerisine girenleri soğuk kış aylarına götüren mağara; buzdan sarkıt, dikitleriyle ve kalın buz tabakasıyla da ziyaretçilerini büyüleyen bir görünüme sahip.

Geniş bir giriş kapısının olmasına rağmen doğal olan buzlarında erimenin görülmediği mağarayı yöre halkı, teknoloji öncesinde soğuk hava deposu olarak kullanmıştır.Doağl yollarla oluşan nadide güzelliklerdendir.

Yakutiye Camii
Bu cami Bayburt Cumhuriyet Caddesi üzerinde, saat kulesi karşısında, eski Yakutiye Medresesinin bulunduğu alan üzerindedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Bayburt halkının yardımlaşması ile 1913-1915 yılları arasında yapılmıştır. Cami ve minaresi tamamen kesme taştan olup, işçiliği taş işleme sanatının güzel örneklerindendir.

Bent Hamamı
Bayburt kalesinin eteğinde, Çoruh Nehri’ne çok yakın bir noktada bulunan hamam 16. Yüzyılda Akkoyunlu Hace Ferahşad Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Nice tarihî olaya şahitlik eden yapı çok kere tadilat görmüştür ancak içyapısı orijinalliğini korumaktadır. Günümüzde aktif olarak kullanılmasa da turistlerin ilgisini çeken bir mekândır.
Bunlardan başka Bayburt'ta Yukarı Hinzeverek camii, Yakutiye Camii, Zahit Efendi Camii, Çarşı Hamamı, Kondolotlar Hamamı ve Şehit Osman Türbeleri gibi tarihi ve turistik değeri olan eserler de vardır.

KardeÅŸ Åžehirleri
Erzurum

EkBoyut
Bayburt.png106.71 KB